Sandığın ucu gözükmeye başladıkça, siyasetçiler sahneleri germeyemi başlıyor?

Seçimler şu ana kadar gayet sakin gidiyor, ufak tefek laf sataşması dışında bir sıkıntı yok.

Seçim sandıkları gözükmeye başladıkça birileri siyaset sahnesinin ısınmasını bekliyor gibi, ama halkımız sahnenin ısınmasına ve halkın gereksiz yere siyasetçilerin yüzünden kavga edilmesini istemiyor.

Siyasetin dışında sıradan bir günde bile insanlar normalde tartışabiliyor, insanız konuşurken karşı tarafın yüksek sesinden rahatsızlık duyulabilir, yüksek sesle konuştu diye kavga etmemek gerekir.

Bundan sonra dikkat edilmesi gereken hususu şudur, bazı kişiler siyasetçilerden çıkar sağlamak için çeşitli senaryolar yazacak ve oynanması için de sahneye oyuncular sürecektir, oynatılmak istenen oyunlara gelmemek gerekir.

Birileri kendi çıkarları için gereksiz sözlü tartışmalar girecek, kişisel çıkarı için “bu siyasetçi şu kötü hakareti yaptı” diyerek kendine taraftar bulacak hınç almak istediği kişiye saldırı yapılması için yoğun gayret sarf edecek, bu oyunlara gelmemek gerekir.

Her siyasetçiyi sevmek zorundamıyız?, tabi ki hayır, biz onları sevmek zorunda değiliz ama, siyasetçi şayet konuşmak için veya selam vermek için yanınıza geldi ise onu sessizce dinlemek gerekir, şayet şartlar uygun olur ise  dinlemek istemediğin kişinin yanından uzaklaşıp gereksiz polemiklere girmemek gerekir.

Bu seçim farklı bir seçim, ilginç olaylar yaşanıyor, siyaseten hiçbir araya gelemeyecek siyasi düşünce içindeki insanlar bir araya gelip seçim çalışması yapıyorsa, halk olarak bizlerin tertemiz oyları ile seçilen kişilerin kavgasına inanmamak gerekir.

Şu ilgin sahneyi yaşıyoruz, Cumhur İttifakı içinde AK Parti +MHP +BBP bunların yanına şimdi ANAP geldi bu partilerin bir araya gelmesi gayet normal çünkü seçmen tabanı aynı düşüncedeki insanlar.

Millet İttifakını oluşturan partiler; CHP+ İyi Parti+ HDP+ Sadet Partisi.

Millet İttifakında CHP ve İyi Partinin bir araya gelmesini anlıyoruz da, Sadet Partisinin CHP+ İyi Parti ve HDP yanında yer almasını asla anlayamıyoruz, bizler bu ittifaktan şunu anlıyoruz.

SP mevcut genel başkan sayın Temel  Karamollaoğlu liderliğinde siyaseten bir yerlere gelmeye çalışıyor, siyaseten bir yere gelmek içinde kendi önündeki en büyük engelin AK Parti lideri sayın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu düşünerek “AK Parti kaybetsin de kim kazanırsa kazansın” düşüncesi ile hareket ediyor.

Siyasi partilerin içinde halkın en büyük tepkisi SP ye olduğunu görüyoruz.

Seçimlere Sadet partisinin girmesinden rahatsızlık asla duyulmaz, gayet normal bir şekilde seçimlere katılır adayları seçilir veya seçilmez bu karar seçmenindir ama, İttifak yaptığı partiler, kendi seçmen tabanının asla kabul etmeyeceği bir seçmen kitlesine sahiptir.

Bu ülkede artık siyasetin yönü Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi ile değiştiğini defalarca ayazdık dile getirdik.

Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi çok partilerin seçime katılmasını değil, az siyasi partinin seçimlere katılmasını gerektiriyor, Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi hayata geçmeden önce Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ne demişti?, “Cumhurbaşkanı seçilmesi için %50+1 oy almak gerekiyor” demişti, bunun anlamı şu idi artık Türkiye de AK Parti ve MHP li iktidarlar zorunludur, bunun dışında bir başka alternatif yoktur.

Peki % 50+1 oyla seçilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçim sistemine AK Parti ve MHP dahil olurken, bunun yanına BBP gelirken, bu ittifaka neden Sadet Partisi dahil olmadı? sorusu geliyor, bu sorunun cevabını yukarıda yazmaya çalıştık, bazı insanlar yemek için Buğday bulamaz ama, rüyasında  kendisini Mısır ambarında görürmüş, gördüğü rüyanın uyandığında rüya değil, gerçekmiş gibi kendisini kandırarak yaşamak istemesidir!.

31 Mart seçimleri yaklaşırken ANAP genel başkanının açıklamasını dinledim, “ülkenin bekası söz konudur, seçimlerde Cumhur İttifakına destek veriyoruz” dedi.

Evet; 31 Mart seçimlerine giderken bu ülkenin güvenliği konusunda sıkıntıya düşmemesi gerekiyor. Yapılacak olan seçimde AK Parti belediye başkanlığı meselesinin olmadığını düşünüyoruz, AK Parti daha önce kazandığı belediye başkanlıklarını kaybettin hiç mesele yok, ama alınacak oylarda Cumhur İttifakı oylarının düşmemesi gerekiyor.

24 Haziranda Cumhur İttifakı aldığı oyları muhafaza ederse ve hatta bir iki puan üzerine koyarsa, 4 yıl siyaset sahnesi sakin bir şekilde yoluna devam edecektir, bu seçimin Cumhur İttifakına zarar vereceğini düşünmüyorum, halkımız seçim desteğini Cumhur İttifakına yine verecek ama AK Partinin belediye başkanlarının sayısı düşecek, AK Parti belediye başkanlıklarının bir kısmı MHP ye geçecek, belli bir sayısı da BBP sine geçebilir, büyük ihtimal ile Cumhur İttifakı kaybetmeyecek ama AK Parti yetkililerine; DUR!, diyeceğini tahmin ediyoruz.

Bu ülkede “beka” meselesi her zaman vardı, bundan sonrada olacak, neden mi?, pek çok nedeni var bu nedenlerden bir tanesi Kızıldere olaylarının halen 31 Mart tarihinde kutlanmasıdır.

Her bölgenin kendine has hassasiyetleri var, bizim bölgenin de Kızıldere olayı halen sıkıntısı devam ediyor.

Ülkemizde terör olayları devam ettiği sürece bu ülkenin beka meselesi olacaktır.

Ülkemiz terörle mücadelede ciddi başarılar elde etti, her siyasi düşünce kendisini tarif etme hakkına sahip olduğu halde, bazı siyasi partilerin halen terör örgütleri üzerinden siyaset yaparak ülkemizin huzurunun bozulmasını istemeleri, terör olaylarının ülkemiz içinde bitmemesi, başka ülkelerin sürekli ülkemiz içinde terör olaylarının devam etmesini istemeleri beka meselesini sürekli gündemde tutacaktır.

Dünyada hangi ülkedeki mazlum insanlar acı ve zulüm görüyorsa bu acı ülkemiz yöneticilerini ilgilendirmektedir.

Filistin de, Gazze de, Mescidi Aksada İsrail zulmü olduğu sürede ülkemizin beka meselesi asla bitmeyecektir.

31 Mart seçimlerine adıma adım ilerlerken insanların olayların içine çekilmemesi için gayret edeceğiz, kavgaya teşebbüs edenlere asla taviz vermeyeceğiz, bu konuda halkımız dikkatli ve duyarlı olmalıdır.

Günün Sözü: HAİN İSRAİL BİR GÜN HESAP VERECEKTİR.