Gün; birbirimize düşme değil dayanışma içerisinde birbirimize sahip çıkma günü.

Gün, hesaplaşmalarımızı masaya dökme değil tek yürek olup acılarımıza merhem olma günü.

Bu günü siyasi husumetini kusmak için kullananlar bilmeli ki, Devlet Milletin yanında, Millet de Devletin yanında.

Gün birlik ve beraberlik olma günü olması gerekirken, hadi siyasetçileri anladık!, kısır siyasi çekişmelerden pirim kazanmaya çalışıyorlar da, eski Genel Kurmay Başkanı sayın İlke Başbuğ neden siyasetçilerin arasına girerek kendisinin yıpranmasına neden oldu?

Eski Genel Kurmay Başkanı sayın İlker Başbuğ bu ülkede çok hayati önem taşıyan önemli bir kurumun başında hizmet yapmıştır, yaşadığı sıkıntıları anlıyoruz tabi ki ama, yaşadığı sıkıntılardan sonra “Fetö terör örgütünün siyasi ayağı” meselesine daha önce hiç değinmemişken siyasetçilerin arenasına neden bugün girmeye çalıştı?.

Eski Genel Kurmay Başkanı sayın Başbuğun  tabii memleket meselelerinde konuşması gerekir ama, kendisini mağdur ettiği söylenen bir terör örgütü hakkında konuşurken neden siyasetçilerin tepkisini çekecek açıklamalarda bulundu?. Sayın Başbuğun yaptığı açıklamanın art niyetli olduğunu sanmıyorum ama, bazen yapılan açıklamalar iyi niyet sınırlarını aşıyor ve gereksiz sıkıntılar yaşanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yetişen değerli bir komutanın, nerede ve nasıl konuşacağını iyi bilmesi gerekir, ayrıca günümüz teknolojilerinin her şeyi, her  an kayıt yaptığı bir dönemde şaka yolluda olsa yapılan konuşmalar, yapılan yorumlar kabında durmadığını bilmek gerekir.

Siyasilerin arenasına sayın Başbuğ keşke girmemiş olsa idi!.

Bizler FETÖ terör örgütü meselesini bir kenara koymaya çalışmıştık, yeterinde mücadele yaptık, artık her şey sakin bir şekle geldiği için bundan sonra devletin bütün kurumları bu konuda sağlıklı çalışmaya başladığını düşünüyoruz, tabi ki mücadeleyi tamamen bırakmadık, ama herkes işini yapmalı ki, taşlar yerli yerine otursun.

Şunu anlamak gerekir, FETÖ terör örgütü 1960 lı yıllarda devreye giriyor, kesin tarih nedir bilmem ama, bu örgütün yapılanması, devleti ele geçirme faaliyetleri uzun yıllarda dayanıyor.

Peki FETÖ terör örgütü konusunda neden AK Parti sürekli birileri tarafından suçlanmaya çalışılıyor?, bizler AK Partinin avukatı değiliz tabi ki, ama bu ülkede duyarlı bir vatandaş olarak doğruları ortaya koymak zorundayız.

Ülkemizdeki FETÖ yapılanmasında “AK Partinin suçu yok mu?” sorusuna cevap olarak, tabi ki hataları var ama FETÖ terör örgütünün yapılanması uzun yıllardan beri devam ederken, ihanetin ortaya çıkmasına vesile olan AK Parti iktidarı, yani Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

AK Parti’nin Gülen’e “Hoca efendi” dediği, görüntülerini paylaşıp “bunlar FETÖ’cüydü” diyenler FETÖ 40 yıllık bir örgüt. Din ve devlet düşmanı olduğu anlaşılıncaya kadar AK Parti Gülen yapılanmasına dokunmadı, destek verdi,  bu desteğin nedenleri çok açık belli iken, CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sayın Cumhurbaşkanımızı suçlaması çok manidardır,  ama şu unutulmamalıdır FETÖ’nün  din ve devlet düşmanı olduğu anlaşılınca da CHP FETÖ’cülere destek  oldu, neden?.

Şu gerçeği de görmek gerekir. AK Parti cemaat grubuna destek vermesinin nedeni, “Anadolu çocuklarını yurtlarında barındırdıkları, açtıkları okullarda Milli Eğitim müfredatı doğrultusunda eğitim verdikleri, “soruları çalmanın dışında”, gerçekten okullarında okuyan öğrencilerin bir disiplin içinde eğitim yapmaları, bundan dolayı da AK Parti bu gurubu destek vermiştir, bu grubun okullarında ve yurtlarında Sağ düşünceli insanlar dışında Sosyal Demokrat insanların çocukları da okullarında, dershanelerinde,  yurtlarında  eğitim aldıklarını barındıklarını biliyoruz.

Bir gerçek daha var ki, ne yazık ki hiç konuşulmuyor!, bu yazacaklarım belki birilerini çok kızdıracak, çok tepki verilecek ama, bugüne kadar yazılmayan, söylenmeyen şu gerçeği de görmek zorundayız.

AK Parti Türk milletinin tertemiz oyları ile iktidar oldu, halkın oyları ile iktidar olan AK Parti ne yazık ki “MUKTEDİR” olamadı!.

Bir siyasi hareket uzun yılların emekleri ile iktidar olmuşken devlet içinde “muktedir” olamaması çok manidardı!.

Türk milleti; kendi değerlerini yaşamak istediği için, Özgürce, insanca yaşamak istediği için, AK Partiyi iktidar yaptı, Recep Tayyip Erdoğan’ı bağrına basıp iktidar yaptı!.

AK Parti İktidar oldu ama muktedir olamadı!.  Halk desteği ile iktidar olan bir partinin iktidar olmasını hazmedemeyen STK lar, devlet içindeki güçler!,  “Polit büro üyeleri” AK Partinin iktidarına son vermek için daha seçimlerin sonunda ayak oyunları yapmaya, iktidarı yıkmaya çalıştılar!.

AK Parti gerçek anlamda halkın istekleri doğrultusunda hizmet yapması için, devleti yönetim kadrolarında değişiklik yapma gereği duydu, yapmak istediği atamalarda en büyük engel 3 lü kararname ile yapılan atamalarda, Cumhurbaşkanı idi, o engel olamadığında  Yargı engeli  ortaya çıktı!.

İktidar olan AK Parti kadro sıkıntısı yaşıyordu!, elindeki az sayıdaki bürokratları önemli makamlara atamak istediğinde ilk engel Cumhurbaşkanı, sonra yargı idi!.

AK Parti Genel Başkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ülkede hizmet yapabilmesi için, hatta Tokat’tan, Ankara’ya kadar yolları “SOM ALTINDAN” yapmak istese de önünde engelleri aşamıyordu!.

Bir iktidarın halkına hizmet yapabilmesi için önemli engeller vardı.  Her 10 yılda bir gerçekleşen Askerin DARBE gücünü kırması ve yok edilmesi  gerekiyordu!, sonra Yargıdaki  AK Partiye olan direncin kırılması gerekiyordu!.

AK Parti iki önemli meselenin ortadan kalkması için Meclis çoğunluğu yeterli değildi!. STK lar AK Parti iktidarına karşı idi!, basın gücü  yeterli değildi, böyle bir çıkmaz süreçte, her iktidar döneminde devleti ele geçirme isteği olan ve sürekli devletin kurumlarına sızarak yönetimleri elde eden  Fethullah yapılanması Cemaat, AK Partinin sıkıştığını görerek kendi elindeki güçlü basın kuruluşlarını devreye soktu, sürekli Askeri darbeleri gündemde tutarak ilk önce askerin darbe gücünün kırılması için, (ama kendisinin darbe yapması çalışmalarını başlattı)  darbeye sebep olan kanunu boşlukların yok olması için iktidara destek verdi, verilen destekten dolayı AK Parti önemli bir kazanç elde etmiş oldu, cemaat grubu her zaman olduğu gibi yine “masum yüz” tarafını göstererek; “bizim okullarımızda, yurtlarımızda, dershanelerimizde Anadolu’nun gariban çocukları okuyor, barınıyor” düşüncesini sürekli ortaya koydu, basın gücü ile bunu sürekli gündemde tuttu ve AK Partiye verilen destek sayesinde, masum görüntüleri, onlarca ülkeden getirilen öğrencilerin Türkçe konuşması, İstiklal Marşını okumaları, Türkçe şarkı, türkülerin okunması, Ay Yıldızlı Bayrağın her tarafta dalgalanma görüntüleri AK Partiyi cemaate daha yakın olmasını sağladı, aynı zamanda ülkemizdeki başı kapalı öğrencilere ve insanlara zulmün zirve yaptığı dönemleri de dikkate almak gerekir ve AK Parti halktan aldığı güçlü destekler devam ettikçe, değiştirmesi gereken kanunları değiştirdi, Askerin DARBE gücü kırıldı, Yargıdaki AK Partiye olan direnç kırıldı, HSY kurulunun yapısı değişti derken her şey sağlıklı hale geleceği bir dönemde, çok fazla palazlanan FETÖ ele başısı ilk olarak; “Mavi Marmara Gemisine neden izin verildi?, otoriteden izin alındımı?”  (otorite İsrail’i kastederek) şeklindeki açıklama sonrasında sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk tepkisine neden oldu, Cumhurbaşkanımız “İsrail” ismi karşısında sessiz kalması   mümkün değildi ve ilk kopmalar bu dönemlerde başlamış oldu.

Ülkemizde Yardım kuruluşu, eğitim kuruluşu olarak görülen Fethullah cemaat yapılanmasının Devlet yönetimine müdahalesi ilk olarak mavi Marmara saldırısı sonucu ortaya çıkmış oldu, sonrası malum. Cumhurbaşkanımız artık bu yapıyı daha yakından izlemeye başladığını görüyoruz.

FETÖ terör yapılanmasının kısa zamanda çözülmesi tabi ki mümkün olamazdı, sürecin uzamasındaki en büyük neden özellikle CHP genel başkanı ve kurmay ekibinin siyasi ikbal uğruna destek vermesinden kaynaklanmıştır.

Tabi ki bizler burada, CHP genel başkanı ve kurmaylarının “FETÖ yapılanması içindedir” dememiz söz konusu değildir ama, geçmişte FETÖ yapılanmasını eleştirip sürekli “irtica var, bunlar irticacı” diyerek cemaat yapılanmasını eleştirirken, AK Parti iktidarı  cemaat yapılanmasının bir terör örgütü olarak tespit etmesinden sonra FETÖ terör örgütüne çeşitli şekillerde destek vermesinin izahı asla olamaz!.

Bazı CHP li insanlar;  “Fethullah cemaat yapılanmasına biz karı idik, AK parti bizi dinlemedi” diyerek konuşmaları gerçekleri yansıtmıyor, CHP düşüncesinde olan insanlar söz konusu itiraz ettikleri zamanlarda “FETÖ yapılanmasının bir terör örgütü yapılanması olduğu için değil, dini ve milli duyguları ön planda olan bir yapılanmaya sahip olan insanların devletin kadrolarında yer almaya başlamalarından dolayı  CHP li insanlar bu yapıyı sürekli eleştirdiler, sonrasında bu yapılanmanın  “devlete ihanet” boyutu çıkınca, yine CHP düşüncedeki insanlar; “biz sizleri uyardık bizi dikkate almadınız” diyerek yeniden iktidar partisini eleştirmeye başladılar ve halan FETÖ yapılanması için üzücü ama gerçektir, ihanet şebekesinin tamamen yok olmasına katkı vermemeleri düşündürücü ve üzücüdür.

Ülkemizdeki terör örgütlerinin tamamen saf dışı kalması için bütün siyasi partiler top yekun mücadele yapmalıdır.

Ülkemizdeki terör örgütlerinin uzun yıllar hayat bulmalarının tek nedeni önceden halktan yardım yataklık desteği alırlar idi, şimdi bazı siyasi partiler direk veya dolaylı yoldan destekledikleri için yaşama şansı buluyorlar!.

Ülkemizin sağlıklı bir şekilde büyümesi isteniyorsa, milletimizin huzurlu ve mutlu olması isteniyorsa, siyasi partiler kesinlikle bir  örgüt yapılanmasına izin vermemeli top yekun mücadele yapmalıdır.

Birileri; “efendim biz demiştik, sz dinlemediniz” diyerek hem karşı tarafı eleştirip, bugün devletin bütün kurumları; FETÖ yapılanması bir terör örgütü yapılanmasıdır” dediği halde bu ihaneti yapanları masum gibi göstermek, kısır siyasi  kavgalar uğruna katkı sağlamak, siyasi rant uğruna iktidarı yıkmak için ihanet örgütlerine destek vermek hiçbir siyasi partiye uzun vadede katkı sağlamayacaktır.

İşin özü şudur.

Gün, birbirimize düşme değil dayanışma içerisinde birbirimize sahip çıkma günü. Gün, hesaplaşmalarımızı masaya dökme değil tek yürek olup acılarımıza merhem olma günü. Bu günü siyasi husumetini kusmak için kullananlar bilmeli ki, Devlet Milletin yanında, Milleti de Devletin yanında.

PKK, FETÖ ve Batı’nın Türkiye düşmanlığı AK Parti ile başlamadı ama AK Parti yokken bunlarla gerçek manada mücadele eden de olmadı. İşte dün bunların karşısında sus pus olanlar bugün de Türkiye’nin karşısında ki bu örgütlerin nefesi ve Batı’nın sesi olmaya çalışıyorlar, mevzu bu!.

AK Parti’nin hatası yok mu? Tabiî ki var!.  FETÖ’ye yanaştı, baktı devleti parçalayacak, FETÖ’yü parçaladı. HDP’ye yanaştı, baktı derdi Kürt değil PKK, haddini bildirdi. Batı’ya yanaştı, baktı hedef Türkiye, restini çekti. Yani AK Parti yerli ve milli olmaktan hiç vazgeçmedi.

Bu ülkenin selameti için siyasi partiler yerli ve milli olmak zorundadır.

Özellikle CHP ye  Yerli ve Milli olma noktasında çok iş düşüyor.

Kirli siyaseti bir tarafa bırakmalı, halkın gerçeklerini görmeli, “AK Parti gitsin de ülke ne olursa olsun” demekten vazgeçmeli, her türlü terörle mücadelede İktidar partisi ile birlikte hareket etmelidir.

TBMM FETÖ yapılanması veya başka örgütlerin ortaya çıkması için verilen Meclisi araştırılma önergeleri örgütlerin ortaya çıkması ve saf dışı olmasına yaramaz, gizli yürütülmesi gereken konuların açığa çıkmasına zemin hazırlar!.

Yazımızın başlığında “Neden Gündem Oluştu?”  dedik, halen çözülmesi gereken pek çok hususun altından kalkamadık!.

Günün Sözü; “Hakikat Karşısında Hakkı Savunmayan Dilsiz Şeytandır.”