Tokat genelinde siyasetin nabzını tutmaya çalışan pek çok çalışmalar görülüyor.

Tokat 2019 Mart ayı seçimlerinde farklı bir görüntü çizeceği izlenimi veriyor.

Tokat ve ilçelerinde yapılacak olan belediye başkanlığı seçimleri farklı geçmesi bekleniyor, yani belediye başkanı, belediye meclisi adayları listesi ve il genel meclisi listelerinin farklı oy alarak sandıktan çıkacağı tahmin ediliyor.

Tokat ve ilçelerinde seçim gezileri yapan meslektaşımız değerli kardeşim Hüseyin Kömürcü’nün Niksar izlenimleri;

 

SEÇİM GEZİLERİM VE NİKSAR

Çok şehir, ilçe ve belde gezdim.

Vatandaşı dinliyorum arka planda.

Şakşakçıları dinleyen siyasetçi profilinin dışında dinleyince vatandaşın çok şeyi ortaya çıkıyor.

Niksar’dan çok şikayet duydum.

Memnuniyetsiz bir vatandaş profili var.

Niksar gibi turizmin parlayan yıldızı, başkent olmuş bir şehir bitmiş, tükenmiş adete solmuş.

Niksar bilinçli olarak aslından uzaklaştırılmış.

Bir ışık arayan Niksarlılar bunları konuşuyor.

Kültür, tarihi anlamda bölgenin bir numarası olmuş Niksar için, öncelikle Niksarlıların bir şeyler yapması lazım.

Şehirler kişilerin başarısızlıklarından dolayı kaybedilmemeli” diyor Hüseyin kardeşimiz, her tespiti doğru ama şu noktaya takıldık; “Şakşakçıları dinleyen siyasetçi profilinin dışında dinleyince vatandaşı çok şey ortaya çıkıyor”, ilginç değil mi? şakşakçıların dışında vatandaşı dinleyince işler değişiyor.

Gerçekten de son günlerde bazı resim karelerine bakınca bazı insanların ne kadar kalitesiz ve iki yüzlü olduğunu görüyoruz.

1 ay önce, 3 ay önce, 1 sene önce, 4 sene önce en ağır hakaret ve sözleri sarf edenler, aynı kare içinde resim paylaşıyorlar!.

1 ay önce, 3 ay önce, 1 sene önce, 4 sene önce söylenen sözleri bu satırlara yazmış olsak sanırım büyük olaylar olur, kavgalar sürer giderdi, ne oldu da birden her şey değişti dostluk görüntüleri verildi?

Hani bir hikaye vardır ya; bir baba her gün bir kenara kap içinde Süt bırakır bıraktığı yerden 1 altın alırmış gel zaman git zaman baba yaşlanır evladına, oğlum şu tarafa her gün süt bırak orada bulunan altını al der, oğul babasının dediğini yapar ve zaman devam ederken oğul her gün süt bırakıp bir altın almak yerine birden zengin olmak ister, sütü bıraktığı yerde bekler bir yılan gelir, oğul yılanı öldürüp bir an önce servete kavuşmak isteği öne çıkar ve yılanı  öldürmek için hamle yapar, bunun üzerine oğul yılana saldırıp kuyruğunu ancak kopartır, yılanda kendisine saldıran babanın oğlunu ısırır ve oğul ölür, baba bu işe şaşırır ve oğlu ölünce kendisi yine kaba süt bırakmaya devam eder ama bu kez süt karşılığı altın bırakılmaz, yaşlı adam yılana sorar; neden böyle  oldu” der, yılan; bende kuyruk acısı, sende evlat acısı olduktan sonra bu iş burada biter” der ve bir daha gözükmez!…

Bir yılan hikayesi, insanları ürküten ama kendisine iyilik yapıldığı zamanda insana servet kazandıran bir önemli hikaye.

Hikaye olmasına hikayedir ama, buradan alınacak çok dersler vardır.

Dün karşısındaki kişiye en ağır hakaretleri ve göndermeleri yapanlar yani kuyruklarının kesildiğini düşünerek sözler sarf edenler, nasıl oluyor da birkaç gün içinde değişiyorlar?.

Sanırım gün iki yüzlülerin ve en çok takla atanların günü.

Aslında iki yüzlü kişileri yazarken hayvanlardan örnek vermek bile örnek verdiğimiz hayvanlara haksızlık olduğunu düşünüyoruz.

Bukalemun hayvanı bulunduğu ortamlara göre renk değiştirir, değiştirmezse kısa zamanda yok olup hayata son verilebilirmiş, bazı insanlarda sanırım Bukalemundan daha hızlı değişkenlik gösteriyor.

Gün çok takla atan insan kılıklıların günü, karşına gelen takla sevdalısı kişilerin karşısında ne kadar takla atarsan o kadar makamda veya mevkide veya işte kalabilirsin!.

Bu seçimler kadar kirli bir seçim süreci yaşamadık. Kimin eli kimin cebinde belli değil.

İnsanların omurgalı olduğu bilimsel olarak ispatlanmış olmasına rağmen, ortada dolaşan omurgasızlar hangi kategori de acaba?

Taklacılar, Omurgasızlarla iç içe bir dünyada yaşamak sanırım kolay değil, at taklanı kap koltuğu.

Seçimler yaklaşırken daha çok taklacılar göreceğiz, taklacıların çoğalmasını arzu edenler, bir gün kendileri de takla atma ihtiyacı duyacaklardır.

Seçimler kirlenmeden keşke yapılabilse, çok mu zor kaliteli, istekli, çalışmayı seven, hak edenlerin hizmet yapması için şartların oluşması.

Bir arkadaş şunu ifade etmişti; “kesinlikle olmayacak gereken söylendi, bende söyledim, asla sıkıntı yok” demişti!.

Tamam her istek yerine gelmeye bilir ama, haksızlık karşısında dik durmak, omurgalı olmak gerekmez mi? omurgasızlık neden? bugün onu satan, yarın kimi satacağı belli olmayacaktır, o zaman omurgasız olanlarla aranın açılması ve mesafe konulması en doğru karar olacaktır.

Gün omurgalılar ve omurgasızların günü, omurgasızlar kazanırsa bundan sonra satışlar daha çok olacak, omurgalılar kazanırsa hiç değilse insani duygular yaşanacak.

Kimsenin elinde sihirli değnek yok, özellikle omurgasızlar zaten sıkıntılı süreçler yaşıyorlar ve yaşamaya devam edecekler.

Bizler şimdilik kenarda bekliyoruz, yapılan analizleri okuyor ve takip ediyoruz.

Hazreti Aliye sorarlar; Gökten daha ağır olan nedir; Hz. Ali; dürüst insana iftira atmak.

Yine sorarlar; Zemheriden daha soğuk olan nedir; “Namerde muhtaç olmaktır.

Yine sorarlar; Zehirden daha acı olan nedir?; “Sabretmek”

Sabretmek pek çok şey için önemlidir, hani derler ya; sabrın sonu selamettir”.

Zaman pek çok şer’in ilacıdır, bugün şer gördüğümüz, yarın hayır olarak karşımıza çıkabilir.

Daha çok şeyler yazarız bakalım.

Bugün tarafsız alandayız, yarın mutlaka taraf olacağız.

Günün Sözü: İnsanı, ‘adam’ yapan; diploması, makamı, serveti değil; dürüstlüğü, nezaketi, merhameti ve vefasıdır.