Hükümetin pahalılığa karşı başlattığı savaş deva ederken marketlerde fiyatların yüksekliği devam ediyor.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan halkın canını yakan her üründeki fiyat artışı karşısında devlet olarak ciddi tedbirler almaya çalışsa da, yapılan çalışmalar yeterli olmuyor.

Gerçekten de geçen yıl başlayan yüksek fiyat artışları devam ediyor.

Dün marketten 4.85 kuruşa satılan Marul fiyatını görünce şaşmamak mümkün değil, marketten 4.85 kuruşa Marul satıldığını öğrencince Tokat’ta Pazar yerine gitti, “Marul kaç lira? diye sorduğumda; “3 TL” dedi, bugün Pazartesi sabah erken saatlerde satılan Marulu sordum, kaç lira Marul? dedim “2 TL” dedi.

Ortada gerçekten anormallikler var. pazarda Elma 2-2.5 TL den satılıyor, markete baktım 4 TL, 4.95 TL yazıyor, ilginç ve korkunç bir fiyat farkı var.

Pazar yerleri ile marketler arasındaki bu yüksek fiyat artışları mutlaka çözüme kavuşmalıdır,  yüksek fiyat artışlarını denetleyecek kaç kuru var bilmem ama, işi artık ciddi ele almak ve belediye zabıtalarına ciddi ama gerçekçi şekilde denetim yaptırılmalı, dengelerin kısa zamanda kurulması sağlanmalıdır.

Bazı ürünlerde fiyatların dengelendiğini görüyoruz, lakin ortada bir fırsatçılık var, fırsatçılar her anı değerlendiriyorlar, fiyatların sürekli yüksek seyretmesi halkın canını yakıyor.

Muz, doların zıplamasından önce 3-4 TL idi, Dolar zıpladı, yerine geri oturdu ama Muzun kilosu 10-12 TL, yerli Muz 6-7-8 TL den satılıyor.

Kış mevsiminin en önemli sebzesi Lahana 3 TL 1 ay öncesi 4-5 TL den satılmaya başladı, yine kış aylarının en değerli sebzesi Pırasa bu hafta 4 TL den satılıyor son 2 aydır fiyatlar 3-4 TL den satılıyor.

Gerçekten de Pazar ile marketler arasındaki fiyat dengesizliklerini kontrol altında tutacak en önemli kurum belediye zabıtasıdır, ayrıca şehirlerde köylü pazarı ile manav sergicileri ayrı yerlerde olmasına özen gösterilmelidir.

Marketler kendi alanlarında dengeyi eskiden kurarlar idi, artık fiyat kontrolleri birden değişi verdi, bölgelere göre marketler pek ok üründe halka daha ucuz ürün satmak için yarışa girerler idi, son aylarda fiyatlardaki artışların rekabeti durdurduğun görüyoruz.

Bu ülkenin veya bizim bölgemizin mutlaka üretmesi şart, üretmeyen milletlerin çok sağlıklı şekilde ayakta kalması mümkün değildir.

Pazarlardaki fiyatların yüksekliğinin nedeni olarak, Gübre ve  Mazot fiyatlarının yüksekliği gösteriliyor, Gübre ve Mazot fiyatlarının yüksel oluşunu anlıyoruz da, insanlar 250 veya 500 metre kare serası olanlarındamı Gübre ve Mazot derdi var?.

Bir arkadaşla sohbet yaparken şunları söyledi; “abi çocuğun işe ihtiyacı var ne yapalım” dediğinde kendisine şunu söyledim; “çocuk şu an köyde, köyde arazin var, Seranda var boş oturacağına Serada Marul eksin, Yeşil Soğan Maydanoz eksin mademki çalışmak istiyor, işte ona iş, bak pazara Marul 3-4 TL, Yeşil Soğan yine pahalı, Maydonoz küçük bir bağı 2-3 Tl den satılıyor hiç değilse üretim yapsın kendisine de milletimize de faydası olsun” dediğimde; “abi haklısın Sera var, başka arkadaşlarda da Seralar var boş duruyor bende anlamadım bu işten neden çalışma yapılmıyor? diye.

Etliye sütlüye dokunmadan bir şeyler yazalım diyoruz, yaşanan sıkıntıları görünce mutlaka bir tarafa dokunma gereği duyuyoruz.

Yeni nesil içinde mükemmel gençler var ama sayıları çok az, köyden gelen çocuklarda artık köylerde ahırlara girmekten kaçınıyor, arazilerde çalışmak istemiyor.

Gençlik kötü yetişiyor, altında kont pantolon olacak, dizleri bazı yerleri yırtık pırtık olacak, üzerlerine giydikleri tişörtünde sağında slounda delikler olacak üzerinde gavurca ne yazdığı belli olmayan belkide hakaret içeren yazılarla dolaşacak, kon pantolanunun arka cebinde Cep telefonunun yarısı çıkmış olacak, kızlar giydikleri tişörtün ön kısmını pantolonunun ön kısmına sıkıştıracak, öğrenci olup olmadığı belli olmayacak her kıyafeti giyecek,  sonra sen bu çocuklardan veya gençlerden iş bekleyeceksin!…

Köyde çalışan insanların ellerindeki nazır olmaz ise, anne ve babaya karşı saygı duymayan nesiller yetişmeye başladıkça hiç kimse geleceğinden emin olmamalıdır.

Bir elin içi kadar teknolojik ürün üreten ülke olmak çok önemli, teknolojiyi üreteceksin dünyanın her tarafına satacaksın ne kadar güzel amma ne üretirsen üret dünyanın her tarafına satman da kolay değil, bu ülke insanı hem teknolojik ürün üretmeli, hem de kendi insanını doyuracak ürünler üretmeli ve de satmalıdır.

Üretmeyen millet olduk bunun nedeni siyasetçilerdir.

Ülkede çalışma barışı bozulmuştur, insanlar çalışmadan kazanmak istiyorlar, AK Parti hükümeti son 10 yılını iyi analiz etmeli ve çalışma barışının nasıl bozulduğunu üretmeden tüketen bir toplum haline geldiğimizi anlamalıdır.

İnsanlar üretmiyor, üretmeden tüketen toplum haline geldik, insanlar çalışmıyor, zar zor işe giriyor işletmeler işe giren kişiye iş öğretene kadar uzun bir zaman geçiyor, işe giren kişiden tam verim alınacakken çoğu çalışan işten ayrılıyor, ayrılıyor çünkü işten ayrılan gence devlet güvencesi var, işten çıkıyor işsizlik maaşı alıyor, birde işletmeleri mahkemeye vererek çalışmadığı yapmadığı işlerden dolayı tazminat davası açıyor!, sonrası malum, işletmeler çalışacak insan ararken, yüzbinlerce genç işsizim diyerek müracaat ediyor veya işsizler kervanında isimleri sıraya diziliyor.

AK Parti hükümeti çalışma barışını sağlayamadığı sürece ülkenin geleceği felakete gidiyor, çalışmayan toplum haline gelen bir ülkede, devlet halen gençlerin çalışmaması için sürekli destekler sağlıyor, ülkede ara elemanı sıkıntısını İŞ-KUR vasıtası ile çözülecekken, çokta güzel bir uygulamayı başlatan hükümetimiz ne yazık ki, artık 6-8-9 aylık geçici iş vererek insanları çalışmamaya sevk ediyor.

İŞ-KUR sayesinde ülkemizde ara elemanı sıkıntısı giderilmek üzere iken artık İŞ-KUR evde işini yapması gereken insanlara farklı aylarda çalışmak üzere işe koyuyor, bu bedava paraya alışanlar artık ev işlerini de yapmaz noktaya geliyor.

Bizler işin kolay tarafından başladık ama zor tarafa da atıfta bulunduk.

İŞ-KUR üzerinden işsizlik boş oturanlara bedavadan her ay para ödemek olmamalı, İŞ-KUR ara elemanı sıkıntısını gidermek için asli görevi olan işine mutlaka geri dönmelidir, İŞ-KUR’un ara elemanı meselesini çözmesi için belediyelerin baskısı kurum üzerinden kalkmalıdır, aslında AK Partiye gerçekten gölün verenler İŞ-KUR üzerindeki baskıyı kaldırmalı devlet kurumları gerçek işlevlerine dönmelidir.

Günün Sözü: ÜRETMEYEN TOPLUMLAR ASLA İLERLEYEMEZLER.