HER ZEVKİN BİR BEDELİ VARDIR, ZEVKİNE GÖRE YAŞAMAK İSTİYORSAN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİN!.

Artık rutin sosyal medya üzerinden canlı yayın proğramlarına devam ediyoruz.

Uzun yıllar önce Ankara ve İstanbul Niksar’lılar derneği etkinliklerine katılmıştım, her iki etkinliği canlı yayın yapmak için bir hayli uğraşmak zorunda kalmıştık ama başarılı yayınlar yaparak güzel bir anı yakaladık.

İki haftadır devam ettiğimiz, Pazartesi ve Cumartesi akşamları saat 17.30 da başladığımız yayınlar çok şükür gayet güzel gidiyor.

Niksar ile ilgili her düşüncemizi paylaşmaya, Niksar’da var olan değerlere sahip çıkmak, kaybettiğimiz değerleri yeniden değerlendirmek ve emin adımlarla ileri hedeflere gitme düşüncemiz hayat bulmaya başladı.

Yaptığımız her canlı yayında mutlaka haftalık Pazar fiyatlarını okuyoruz ve değerlendirme imkanları yaratıyoruz.

Yazımıza başlarken ne demiştik?, “Her Zevkin Bir Bedeli” var diyerek başladık.

Yaptığımız  canlı yayınında bir bedeli var.

HER ZEVKİN BİR BEDELİ VAR, tabi ki ama, bazı zevkler zorunlu olduğu halde bedelini ödemek zorundayız.

Çay hem zorunlu bir ihtiyaç, hem de Zevk için insan içme ihtiyacı hissediyor.

Su zorunlu ihtiyaç, onunda bedelini ödemek zorunda kalıyoruz.

İnsanlar dünyada yaşarken zevklerinin peşinde koşarak yaşıyor!. Bu söze itiraz edecek varmıdır?

ZEVKLER VE RENKLER  FARKLIDIR, bu düşünceler tartışılamaz ama, yinede tartışılmaktadır.

Su ihtiyaçtır, bedel ödüyorsak bedelsiz bir hayatı beklemek saflıktan başka bir şey değildir.

Hava ihtiyaçtır, bir bedel ödemiyoruz, ama bununda aslında bir bedelinin olduğunu çoğu zaman unutuyoruz.

Bizi yaratan Cenabı Allah, yaratmasının bir nedeni olduğunu bizlere iletiyor, bu bedelin ne olduğunu bildiğimiz halde ne yazık ki ödemekte ya gecikiyoruz, veya ödememek için çeşitli bahaneler uyduruyoruz!.

Hayatın beleş olmadığını anladığımız zaman, yaşarken zevklerimizin karşılığını mutlaka ödemek zorunda olduğumuzu da unutmamak gerekir.

Küçük bir ayrıntıyı örnek verdikten sonra, devam edeceğiz.

Dünyada hizmet yapıp da bedelini alamayan bir ülke olarak ülkemizi göstermek mümkün!.

Şimdi bizler bunu söyleyince bazı arkadaşlar; ya kardeşim dalgamı geçiyorsun kullanmadığımız ürünlerin bedelini ödüyoruz, daha ne ödeyelim” diyecektir, onlar kendilerince haklı olabilir ama, devlet de kendi açısından haklı olduğunu söyleyerek çoğu zaman yaptığı hizmetlerin karşılığını almak için gayret sarf ediyor.

Dün gündüz saatlerinde bazı arkadaşlar; “Doğal gaza zam geldi” diyerek site ettiler, hatta abartılı bir zamdan bahsettiler, bende; öyle bir zam Doğal gaza gelmez” dedim, sonra ilerleyen saatlerde öğrendik ki araçların kullandığı Gaza zam gelmiş.

Evet; devlet Doğal gaza zam yapıyor ve de yapmaya devam edecek.

Neden itiraz ediyoruz?.

Ülkemizde kullanılan Doğal Gaz, ülkemizde çıkan Doğalgazdan daha fazla, o zaman devlet yabancı ülkelerden ithal ettiği ürünü temin ediyor, hizmete sunarken karşılığını alıyor, bundan doğal ne olabilir?

Yapılan zamlara pek çok taraftan tepkiler geliyor; “ben kullanmadığım hizmete, ürüne bedel ödüyorum” diyerek başlıyor.

Aslında bu tepkilerde insanlar haklıda olmasa, tepki vermeleri bir kazançtır, tepkiler yöneticilerin uykudan uyanmalarına vesile oluyor!.

İstanbul-İzmir yolu paralı ve de pahalı imiş.

Neden pahalı olduğu konusunda pek çok tartışma konusu olabilir ama, yazımızın başlığında dedik; “Her Zevkin Bir bedeli vardır” dedik ve her zevkin bedelinin olduğunu her kes bilir ama, bazı zevklerin bedelinin ödenmemesi içinde direnç gösteren insanlar vardır.

İzmir- İstanbul yolu kısaltılmış, yolun yapılmasının bir maliyeti olduğu için devlet oraya bir bedel koymuş, kısaltılmış yoldan gidiyorsan bunun bedelini ödeyeceksin, yok kısaltılmış yoldan değil de diğer uzun yoldan gidiyorsan, onun bedelini de Petrol yakıtı satanlara ödeyeceksin, “yok efendim  ben yola ödeme yapmam, o yoldan da gitmem” diyorsan, o zaman toplu taşıma araçlarına bineceksin, kusura bakma orada da bir bedel ödemeden, yolculuk yapamazsın, buna da itiraz ederseniz, o zaman tabanlara kuvvet yürüyerek İstanbul-İzmir yoluna devam edeceksin, onun içinde yola giderken sağlıklı ayakkabı giyeceksin, buna bir bedel ödeyeceksin, yanında Su götüreceğin için ona da bir bedel ödeyeceksin!.

Neymiş efendim?, zevkine göre hareket edeceksen her zevkin bir bedeli varmış!…

Ben ihtiyaçtan dolayı Su içiyorum ve bedelini ödüyorum, sen Meşrubat içiyorsan ona göre bedel ödeyeceksin.

Dedik ya, her zevkin bedeli vardır, kimisi zorunlu bir ihtiyaçtır ama zevk için kullanmak ister, kimisi gerçekten kendi dünyasında zevkleri için yaşar onunda bedelini ödemek zorundadır.

Bazı zevkler vardır bedeli ağırdır, bazı zorunlu ihtiyaçlar vardır çoğuna bedel ödersiniz ama, az sayıda aldığınız hizmet için de bedel ödemezsiniz.

İhtiyaçlar farklıdır, kimisi toplu araçlara biner küçük bir bedel öder, kimisi orta halli araca biner, az bedel öder, kimisi de lüks araca biner bedelini yüksek öder.

Hem lüks hayat yaşamak isteyeceksin, hemde bedava hayat yaşayacaksın!.

Yok öyle bir hayat, lüks yaşamanın bedelini yüksek ödemeler yaparak yaşamak zorundasın.

Kimisi Lokantaya gider, Çorba içer, kimisi Lokantaya veya Gazinoya veya Pavyona gider bedelini ona göre öder.

İlginç taraf şudur; gazinoya veya pavyona giderek orada harcadığı paranın hesabını unutur, özel araca sahiptir, istediği gibi zevkler içinde yaşamak ister, Hükümet kendi kullandığı bir ürüne zam yapınca ; “ne oluyor bu zamlar” diyerek bağırmaya başlar.

Zevki için yaşayıp da bedel ödenmeyen bir hizmet veya ürün varmıdır?

Pazartesi Pazarında satışı yapılan ürünlere baktım, Cenabı Allah milletimize türlü çeşit gıda vermiş, her ürün mükemmel, tezgahlar dolu dolu, yok denen bir ürün olmadığı gibi, çoğu insanın aklına gelmeyen ürünler bile tezgahlarda yerini almış alıcısını bekliyor.

HER ZEVKİN BEDELİ VARDIR, BEDEL ÖDEMEDEN ZEVKİNİ TATMİN EDEMEYECEĞİNE GÖRE, BEDEL ÖDERKEN HOPLAMANIN BİR MANASIDA YOKTUR!….

Günün Sözü; Allah’ım Sen bizi hayırlı insanlarla karşılaştır.