Kabak Benim başıma patlamak zorunda mı?

Doğa ve Toprak katlediliyor, bunun sorumluları sessiz kalıyor, iş dönüp dolaşıp bizim başımızda patlıyor.

Bir arkadaşımla sohbet ederken tamamda neden bana bu iş düşüyor, pek çok kişi ve kurum var, mangalda Kül bırakmayıp konuşanlar şimdi kenarda bekliyor, dediğimde sevgili dostum bana; “SEN YAZMAZSAN, BEN YAZMAZSAM KİM DÜZELTECEK BU YANLIŞLARI?” dedi.

Öyleyse bir cengaver çıkmalı yanlışlara DUR! demek için, nasılsa bir cengaver çıkar, kendisini ortaya atar, tüm şimşekleri üzerine çeker, sonrası malum satışlar yüksek rakamlardan başlar!.

Eh ne yapalım çıktık yola, sabah ola hayrola dedik, sabahın hayrı diyerek başlattığımız Gülbayır Köyü bölgesinde yapılması düşünülen HES çalışması uzun süre önce rafa kaldırılmıştı, her şeyden öyle görülüyordu, ama iş öyle değilmiş her çalışmada olduğu gibi A-B ve hatta C planları her zaman gündemde olduğu için çoğu zaman unutulur.

Gülbayır köyü bölgesinde HES mücadelemizi başlatınca pek çok destek mesajları ve telefonları aldık, tabiki birileri de eleştiri mesajları yazmaya başlandı, bunlardan bir tanesi “Cemalettin Bilgin kardeşim su uyur düşman uyumaz diye bahsettiğiniz Düşman kim oluyor anlayamadım pardon bu Hes’leri kim yapıyor Amarikalılar mı soksa Yunanalılar mı İngilizliler mi Düşman kim” diyor, yorum içinde pek çok çarpıcı sözler var, her şeyden önce; “Düşman kim oluyor” diyerek soru soruyor , aslında düşmanımız yok, atalarımız yanlış yapanların düşman olabileceğini, ülkenin bekası için uyanık olmanın doğru olduğunu anlatmaya çalışmışlar, sorunun cevabı olarak şunu yazabiliriz; Doğayı kim tahrip edip insanlığın geleceğini kim karartıyorsa düşmanımız odur.

HES’ in ne olduğunu bilen insanlar arasındayız, yani “Yenilenebilir Enerji” Doğayı tahrip etmeyen, doğal yapısı içinde akan sularla, İçme, Sulama, Enerji sağlayan çalışma.

HES’ler ülkemizin gündemine oturunca eskiden İçme-Sulama ve Enerji şeklinde sıralanmış idi, son yıllarda fırsatçılara gün doğması için, “Enerji, Sulama” şekline dönüştüğünü görüyoruz, yani bu değişiklikler  neyi gösteriyor? yenilenebilir Enerjiden, tahrip et, enerji üret, ülkenin ve insanlığın geleceği nasıl bir tehlike ile karşı karıya kalırsa kalsın, önemli olan birilerinin ceplerinin şişmesidir, şekline dönüşen bir çalışma.

Ülkemizin tabi ki enerjiye ihtiyacı vardır, buna itiraz etmenin bir anlamı yoktur, ancak Enerji üretmenin pek çok alternatifi vardır, amma lakin Doğal yapı bozulduktan sonra bunun telafisi mümkün değildir.

Hani son yıllarda sıkça söylenen “KÜRESEL ISINMA” tehlikesi var ya, bu tehlike nasıl ortaya çıktı?

“Eh ne yapalım be kardeşim, her sıkıntının bir bahanesi vardır” Elektrik ihtiyacın varsa her şey mübah olur, ya Elektrik üretmeyeceksin, üretmek istersen her yanlışa susacaksın!.

Aslında bu ülkede gerçekler yanlış ile doğrunun yanlış konuşulmasından ve tartışılmasından kaynaklanıyor.

Ülkemizin elektrik ihtiyacı var diyerek her bölgeden geçen suları rastgele ve Doğal yapı tahrip edilerek karşılanmak istenirse, doğacak her felaketi kabul etmek zorundasınız.

Evet hizmetler yapılmalıdır, hizmetler yapılırken mutlaka yanlışlarda olacaktır, lakin hizmet yapılsın diyerek her yanlışa göz yummak asla doğru değildir.

Elektrik ihtiyacı artık ülkemizin doğal yapısını katleden HES’lerle yapılmamalıdır, HES’ler artık ülkemiz insanının geleceğini karartan noktaya ulaşmıştır.

Ülkemizde HES’lerin Doğal yapıyı bozmadan elektrik üretmesi düşüncesi nerde ise tarihe karışmış, her yapılan HES bölgelerin Doğal yapısını bozmuş, iklim yapıları hızla değişmeye başlamış, tahrip edilen, Doğal yapının verdiği zararlar karşısında hiçbir tedbir alınmamış, alınması içinde de bir çalışma gözükmemektedir.

Niksar HES Enerji sistemleri ile 1930’lu yıllarda tanışmıştır, ancak Elektrik üretirken hiçbir doğal yapı bozulmamıştır, Sular kendi mecrasında akarken belli bölgeden Su alınmış, bağlar bahçeler sulanmış belli bölgeden geçerken bir kısım su alınmış Elektrik üretilmiş, yine çok kısa mesafeden yine derelere sular aktarıldıktan sonra bağ ve bahçeler, tarlalar sulanması sağlanıştır.

Bizler Erbaa HES’e karşı yaptığımız mücadelede başarılı olduk ama, yaptığımız mücadele zamanında  yetkililere ve siyasetçilerimize şunu ifade etti; bizler Erbaa HES  mücadelesini yapıyoruz inşallah bunu başaracağız ama, bir tehlike daha var, halen yapımı devam eden ancak henüz başlangıç aşamasında olan Niksar HES var, bu HES Elektrik üretimini Niksar arazilerini sulayan sağ ve sol sahil Sulama Kanallarının 1 kilometre altında üretim yapacakmış,  Sulama kanallarına Su veren regülatörlerinin 1 kilometre altında üretim yapacak, bu çalışma sonrasında su elektrik sistemi ile yeniden Regülatör sistemine mi basılacak, bu yanlış düzeltilmezse üreticilerin  Suya en çok ihtiyaç duyduğu zamanda susuz kalacak, can suyu dedikleri sözler havada kalacak, Çiftçi arazimiz susuzluktan kuruyor sözler ve feryatları kulakların tıkanmasına neden olacak, dolayısı ile çiftçiler susuz arazilerini sürekli satmaya başlayacak, bu arada canı yanan çiftçiler en ağır hakaretleri siz siyasetçilere yapacak, bizlerde yapılan hakaretleri duyarak sessiz kalacağız, bu tehlikeyi lütfen dikkate alınız” dediğimizde bir siyasetçi dostumuz; “Cemalettin bunlar teknik işler ben anlamam, bu kadar büyük hatayı kimse yapamaz, gerekeni bizler yaparız” demişti!.

Niksar HES yapıldı, Irmak yatağındaki Sular Akınca köyü bölgesinden alınıp beton kanal vasıtası ile kilometreler sonrasında Niksar Ovasını sulayan sağ ve sol sahil Sulama kanallarının 2 kilometre altında Elektrik üretimi yapıyor ve Kelkit Irmağına bırakılıyor, Çiftçilerin Suya ihtiyaç duyduğu zamanda Regülatörlere yeterli Su (Can Suyu imiş) verilmediği için çoğu zaman üretici Su ihtiyacını karşılayamadığı için ürünler susuzluktan kuruyor çiftçiler sıkıntı yaşıyor.

Niksar’da çok kaliteli Pirinç ekimi yapılırdı, Pirinç demek Su demektir, bırakınız çok suya ihtiyaç duyulan ürünleri başta Köklüce köyü bölgesi Kelkit Irmağı arazilerinin ortasından geçerken Susuzluktan sıkıntı yaşıyor, bölgedeki köyler arasında ciddi ihtilaflar yaşanıyor!.

Yazımızın başlığında ne demiştik; DOĞA VE TOPRAĞI KATLETMEKTE MAHARET!.” Oldu demiştik, Kelkit vadisine yapılan çok sayıda HES’ler bölgenin iklim yapısını değiştirdi, Ovanın göbeğinden koca Kelkit Irmağı akarken arazilerin çoğu Irmağın suyu ile sulama yapamıyor çünkü yeterli oranda Sulama kanalı yapılmamış.

Şimdi sırada Niksar’ın tepesinden gelen irili ufaklı suların toplandığı Çanakçı deresindeki Suyu ele geçirip Niksar’ın Doğal yapısının bozulmasına.

Günün Sözü; “Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.