Bu millet; FÖTÖCÜ ile Türkücüyü ayıracak güçtedir, halk ile dalga geçenler, seçmenin kendilerine muhtaçmış gibi hesap edip seçmenin düşüncelerini dikkate almayanlar, seçimlerle birlikte çıkacak sonuçları iyi hesap etmeleri gerekir.

         15 Temmuz ihanet gecesinin ilk saatlerinde kimin ne yapacağı belli değildi, herkes şaşkın, ihanet içinde olanlar zaten kendilerinden emin bir şekilde meydanlarda ava çıkmış çakallar gibi ihanetin sonuçlarını alacaklarını bekliyorlardı, her şey fulü ve karanlıktı, halk ise devletine ve hükümetine sahip çıkmak adına meydanları dolduruyordu, her kafadan ayrı sesler geliyordu.

         Zaman ilerliyor heyecan ve stres doruklara çıkıyordu, bazı arkadaşlar “belediyeden anonslar yapılsın halkımızı meydanlara davet edelim” diyordu, birileri buna itiraz ediyordu.

         Derken ülkemizin üzerine bir aydınlık doğmaya başladı, MHP’nin güçlü lideri sayın Devlet Bahçeli ihanetin ilk ayak sesleri üzerine; “bizler seçilmiş hükümetin yanındayız” mesajı hain darbeye vurulan ilk  sesli silah idi, peşinden Cumhurbaşkanımız güçlü lider sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın cep telefonu ile gelen mesajları; hainlere fırsat yok halkımızı meydanlara havalimanlarına davet ediyorum” sesleri yankılandı, gerisi malum, hainler birkaç günlük süreci bile kendi leyhlerine çevirmek için çok uğraştılar, ama karşılarında vatan sever Türk milletini buldular.

         Türk milleti FETÖCÜYÜ de TÜRKÜCÜYÜ de 15 Temmuz ihanet darbe girişiminde ayırmayı başardı, daha sonraki süreçlerde yaşanan seçimlerde kırıntıları da tek tek ayıklayarak, 24 Haziran seçimlerine geldi, 24 Haziran seçimleri Cumhur İttifakının başarısı ile noktalandı.

         Gerçekten de 24 Haziran seçimleri “Cumhur İttifakı Halkın Aklı” olarak hayat bulmuş, FETÖCÜLER, TÜRKÜCÜLER karşı cephede yerlerini almışlardı, zor bir seçimdi, zorlu bir sınavdı, her şey kıl üzerinde gider gibi idi, FETÖCÜLER ve TÜRKÜCÜLER “bu kez başardık birilerini yanılttık artık başaracağız” derken, Türk Milleti 15 Temmuz destanının devamını getirdi, sandıklara el koydu, son sözü söyledi; “bu ülkenin Cumhur İttifakına ihtiyacı var, 1 Kasımda  yeni bir yönetim sistemine evet dedim, bu evet sözünü perçinliyorum” diyerek 24 Haziran seçimlerinde “Cumhurbaşkanlığı seçim sistemini onaylıyorum” dedi.

         Hiç kimse milletin aklı ile alay edemez, etmemelidir de, milletin aklı ile alay edenler sandıkta gereken cevaplar her zaman verilmiştir, yine verilecektir.

         31 Aralık seçimleri daha önce yapılan tüm olumlu ve doğru çalışmaların son noktasının konacağı seçim olacaktır, bu seçimde hata yapan her siyasi parti geleceği ile ciddi sıkıntılar yaşayacaktır.

         Bizler 24 Haziran seçimleri ile birlikte Ülkücüler ile Türkücüler ayrıldı artık “Ülkücü davaya ihanet edenler bu çatı altında olamaz” diye düşünmüş idik sanırım yanılmışız, halen Ülkücü gibi gözüken Türkücüler kenarlarda dolaşıp yuvanın içini sarmaya çalışıyorlar.

         Birileri, Ülkücü ve Türkücüleri ayırt edemezler ise, edenler mutlaka çıkacaktır.

         Ülkücü vatan savunmasından asla kaçmayandır, doğru ve yanlışı çok açık ve net ifade edendir, iyi günde de kötü günde de inançlarından asla taviz vermeyen dava insanıdır, zoru gördüğünde kuyruğunu kıstırıp savuşan insan değildir.

         Türkücüler ise farklıdır, Ülkücü ve Türkücü sözcükleri yazma dilinde yakın gibidir, yine de bir birinden farklıdır, Türkücüler günlerini gün ederler, türkü söyleyerek vatanın kurtulacağını söylerler, söylemleri bile bir tutarlılık içinde değildir, akşam meyhanede, sabah çorba içme derdindedir, gecenin pırıltılı renklerine kendilerini kaptırıp, hayatın hep toz pembe olduğunu iddia ederler yaşamları da hep renkli ve şaşalı geçer.

         Ülkücüler makamları asla kendi çıkarları için kullanmazlar, harcanan her kuruşun hesabının Allah’a verileceğini bilir, yaşam tarzında haram yoktur.

         Türcülerin hayatı hep renklidir, nerde akşam orada sabah tarzını severler, devletin ve milletin malı onlar için denizdir, yemeyen olursa da “KERİZ” dir!. Onlar Keriz olmayı düşünmedikleri için devletin ve milletin malının kendi malları gibi görürler, yemekten asla geri durmazlar ve de vazgeçmezler, etraflarında yemeyen olursa; “lan sen Kerizmisin, sen yemezsen bir yiyen bulunur” diyerek de  devletin malını yemek istemeyenleri teşvik ederler.

         Türkücülerin dik duruşu olmaz, davaları olmaz para nerde ise, renkli ışıklar nerde yanarsa orada olurlar.

         Türkücüler günü birlik yaşarlar, onlar için makam ve mevkiler kişisel çıkarları için işgal edilen, korumaya alınan alanlardır, sözleri ile insanları hep kandırmayı başarırlar, renkli kişilikleri “bukalemun” olduklarını hep kapatmıştır, çok takla atarlar, “emredersin” demeyi bazen de iş olsun diye dikleşmeyi severler, karşıdan tepki alınca da; “kusura bakma yanlış anlaşıldım ben öyle demek istememiştim” diyerek takla üstüne takla atarlar, bazen de takla atarken dik durduklarını ifade ederler.

         Türkücüleri tarif ederken sanki kişilerin özelliklerini yazar gibi oldum, yeter bu kadar esas konumuza geçelim.

         31 Mart seçimlerinde FETÖCÜLERİN etkili olduklarını geri planda kendi adaylarına şu veya bu cemaat veya tarikatlar vasıtası ile destek verdiklerini düşünüyoruz.

         Sahi FETÖ terör örgütü ile mücadele ve renksiz kişiliklerle mücadele son mu buldu?, sanırım bu seçim onların son seçimi olmayacak, 31 Mart tarihinde yapılacak seçimin “taşların yerine oturduğu seçim” olarak görüyorduk, sanırım bu konuda yanılmışız, bu seçimde de adamlar Kriptoluklarını ortaya koyarak kendilerini gizleyerek aday adaylarını belirlemeye çalışıyorlar, bu konuda başarı oranları çok düşük gözükse de yine de belli adamlarını aday olarak halkın karşısına çıkartacaklar gibi.

         Kripto FETÖCÜLERİ tespit etmek kolay değil, adamlar renkten renge giriyorlar, bazen bizler bile “ya kardeşim bu adam FETÖCÜLERİN ablasının  kocası idi, yapmadıkları hainlik kalmadı ama adamlar şimdi herkesten daha çok vatansever olarak kendilerini kabul ettiriyor” demekten kendimizi alamıyoruz, bazen birilerine; bu FETÖCÜ neden burada” dediğimizde; “kardeşim hani ver elime belgeyi bakalım” deyince bize susmak yakışıyor, ne yapalım adamlar FETÖ ile yatıp kalkmış ablalık yapmış birisi abilik yapmış, bizler ne oluyor deyince, içlerindeki bütün pislikleri birden üzerimize döküveriyorlar.

         FETÖCÜLER neden devlete uzun yıllar kimseye hissettirmeden girdi ve en özel kurumları ele geçirdi?, adamlar işi biliyor, gerektiğinde 5 vakit namaz üstüne namaz kıldılar, gerektiğinde sakal bırakıp bir imam ve müftü gibi konuştular, çoğu zaman “vatan ve millet naraları ve nutukları attılar, vatan severlerin saflığından faydalanıp; “kuşa bak kuşa” diyerek insanların başka tarafa bakmalarını sağladılar ve devletin en önemli veya önemsiz makamlarını ele geçirdiler, bu kadar hünerli olamadığımız için gerçekleri anlatmakta zorluk çekiyoruz ne yapalım şimdi?, gerimi çekilelim?, geri çekilen adam değildir.

         Günün Sözü: AK KOYUN KARA KOYUN BELLİ OLACAK, ŞAPKA DÜŞTÜĞÜNDE KEL GÖRÜLECEKTİR.