Bizler bazen “ZOR OLANI İSTİYORUZ”

Bazen insan Zor Olan bir isteğin gerçekleşmesini istiyor.

Bizlerde arada bir de olsa Zor Olan istekte bulunuyoruz. “SİTRESTEN UZAK KALMAK” gibi, karşılığı pek mümkün olmayan bir istek.

Dün “SİTRESTEN UZAK KALMAK!” başlıklı yazımla güne merhaba dedim.

İstek ve arzum gerçekten Sitresten uzak bir gün yaşamak idi.

Sahi; benim sitresten uzak kalma isteğim gerçekleşirmi?.

Bu isteğimin gerçekleşmesi için Çamiçi yaylasına gitmeliyim, orada Telefonu kapatmalıyım, bahçeye Hamağı kurum orada dinlenmeliyim, hiçbir misafiri kabul etmemeliyim!.

İki kişi bir araya gelince ya güzel şehrimiz Niksar’dan veya büyük ve güçlü ülkemizden bahsedeceğiz.

Yaylada yaşarken, orada oturup konuştuğumuz insanlarla muhabbet yaparken Yayladaki hayatı konuşacağız, konuşurken ortaya noksanlıklar çıkacak yine sitresli bir gün yaşayacağız.

Bu düşünceler içinde notlarımıza devam ederken Ömer kardeşim kapıda gözüktü; “hayırlı işler, kolay gelsin, maşallah bugün seni çok genç gördüm” dedi.

Eh işte!.

Sitresten uzak bir gün yaşamak için Pazartesiyi seçmiştim, akşama doğru yine sitres topuna döndüm, gelen giden, sohbet, muhabbet derken, sanatçının ifadesi gibi; “DERTLERİ ZEVK EDİNDİM BENDE NEŞE NE ARAR” demeye başladım!…

Nasipte öğlen sonrasına kadar sitresten uzak kalmak varmış sonrası malum.

Sabah güne yine erken başladım, bahçeye indim hayvanlarla haşır neşir oldum, yemlerini, sularını verdikten sonra ver elini çarşı istikameti.

Sabah güne başlamak güzel oluyor.

Bizler erken saatlerde işyerimizi açtık, etrafımızda açık iş yeri iki tane, birde üst caddede Çay ocağı açık, diğer işyerleri henüz anahtar çevirmemişler!.

Sabah nasibi ile yola çıkarmış insanlar.

İlk misafirim Ömer kardeşim oldu, güzel temennileri ile birlikte çaylar söylendi içildi ve son anda bir kardeşimiz geldi.

Dedik ya; “DERTLERİ ZEVK EDİNDİM BENDE NEŞE NE ARAR”  şarksını söylercesine dertler ortaya döküldü, konuştukça konuştu ve tam pes edeceğim sırada “hayırlı işler” dileyerek yanımdan ayrıldı!.

Sanki üzerimde MIKNATIS var, derleri belaları gördükçe çekim gücü yükseliyor.

Günlük sitresten kurtulmak için ayakkabılarımız çıkartıp Toprağa basıyorum, üzerimdeki Elektrik giderken, ne hikmetse üzerimdeki mıknatısın çekim gücü, bize yapışkan gibi sıkıntıları yapıştırıyor.

Dün aklıma takılan bir haber yapacaktım, hazırlık yaptım çekim yapacaktım, bir telefon geldi.

Telefondaki ses uzun zamandır görüşme imkanım olmayan bir arkadaş, yaşanan süreçleri dile getirdi, neler yapılmış onları anlattı, tabiki biz yapmamız gereken güzel haberi yapamadık, yani çekim yapamayınca haberin tek başına yazı yazmakla olmayacağını düşündüm.

Dün akşam eve erken gitme gereği duydum, erken dediğim saat  17.45.

Eve gittim bahçe kıyafetleri giydim, balkandan baktığımda çocuk cıvıltıları duydum, uzun zamandır mahallede duymadığımı çok sesli Koro gibi çocuk sesleri geldi, baktım ki çocuklar Cami bahçesinde cıvıl cıvıl oynuyor, yüksek sesle konuşuyorlardı.

Kafaya koydu bu çocukların seslerini görüntülü çekmeye karar verdim tam evden çıkacakken gelen telefon, hayalini kurduğum haberin yapılmasına mani oldu.

İnsan çok şeyler ister ama, her istediğine kavuşamayabilir.

Bazen insan az şeyler ister, az hayal kurar ama nasibine çok şeyler düşer.

Akşama doğru aracıma bindiğimde, aracın camında kuş bokları vardı, aklıma geldi; “eh bugün nasip benden yana” diye düşündüm, ama akşamdan sonra sabah oldu, ekstradan bir şey düşmedi!…

Sanırım en güzel nasip, akşam hanımla yediğimiz yemek, sonra sabah kahvaltısı oldu, buna şükürler olsun.

Sabah işyerimize gelen Ömer kardeşimiz sabah müjdesini verdi; “hayırlı işler, kolay gelsin, maşallah bugün seni çok genç gördüm” demesi nasiplerin en güzellerinden birisi olsa gerek.

Nasipten ötesi olmazmış.

İşyerinin etrafında hayvanların içeceği Su ve yemek yiyecekleri kapların dolu olmasını sağlamaya çalışırım, çalışma arkadaşlarıma; “arkadaşlar arada su kaplarını sizlerde doldurun, buradan Su içen hayvanların sevabını alın, hayvanlar susuz kalmasın” derim.

İşyerimizin etrafında olan Su kaplarından çoğu zaman bildik hayvanlar Su içer, bazen de yabancılar arada bir uğrayanlar içerler.

İnsan Su ihtiyacı olduğunda Su ikram edene; “Su gibi aziz ol” der.

Su her canlı için çok hayati hayat kaynağıdır.

Allah kimseyi, Susuzluk ve açlık ile imtihan etmesin.

Tüm canlılara hayat veren Cenabı Allah, kendi vermiş olduğu nimetlerden bir tanesi Su.

Güne böyle başladık.

Erken kalkan yol alır, sözü ile güne başladık, erken kalkıp işimizin başına geçtik.

Bugün yoğun bir gün olacak gibi.

Gün içinde koşturmalarımız, öğleden sonra Tokat seferleri ve Tokat’ta yapılan program.

Akşama doğru ne olur bilmem!.

İçimdeki fırtınanın geçmesi için, şuradan, buradan  sözlerle kendimi teskin etmeye çalışacağım.

İpin ucu kaçınca, nereye çatacağım belli değil.

Bir şehrin geleceği için küçük çaplı insancıklar oynamamalıdır!.

Kendisini büyük gören, küçük çaplı insanlar hakkında yazı yazmamak için direncimi sağlamaya çalışıyorum.

İnsanların kullandığı önemli ürünlerin sağlıklı çalışmasını beceremeyenler. Bu şehrin kaderi ile oynamaya çalışıyor!.

Sıkıntıların başı nedir?.

Devletin gücünü elinde bulundurup, ahkam kesenler. UNUTMAYIN HİÇ BİR MAKAM KALICI DEĞİLDİR.

UNUTMAYIN, BU DÜNYA KARUN HAZİNELERİNE SAHİP OLANA BİLE KALMAMIŞTIR.

HOŞ BİR SEDA BIRAKMAK İNSANLIK GEREKTİRİR.

BİZİM MUHATABIMIZ İNSAN OLANLARDIR!…

Günün Sözü; Allah’ım ben çok yoruldum, bana güzel günler, güzel insanlar görmeyi nasip et.