Ülkemiz uzun yıllardan beri terörle mücadele yapmaktadır, 40 yılı aşkın zamandan beri yapılan mücadele halen devam ediyor.

Ülkelerin en büyük belası terör örgütleridir, hal böyle olduğu halde başta ABD olmak üzere terör örgütlerini destekliyor, ele geçirmek istediği ülkelerde terör faaliyetlerini destekleyerek “bu ülkede terör örgütleri faaliyet yapıyor, ülkeme zarar veriyor” bahanesini uydurup istediği ülkeyi işgal ediyor.

ABD eskiden gizli olarak terör örgütlerini destekler idi,  şimdi ise alenen terör örgütlerini destekliyor, elindeki güçlü silahları vererek ülkeleri kan gölüne çeviriyor.

ABD Suriye’yi işgal ediş nedeni “Suriye’de insan hakları ihlal ediliyor, terör örgütleri Suriye de barınıyor” diyerek işgal etti,   milyonlarca insanın kanını akıttı, şimdi ise o ülkeyi ta olarak işgal edemeyeceğini anlayınca terör örgütlerini destekleyerek orada barınmaya çalışıyor.

ABD daha ne kadar terör örgütlerini destekleyerek ülkeleri işgal etmeye devam eder?, bunu kestirmek kolay değil, ama bir gün akıttığı kanda boğulacağını söylemek mümkün.

ABD sınırlarımız dışında terör örgütlerinden oluşturduğu terör ordusu kurma girişimlerini başlatmış, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ABD nin sınırlarımız dışında bir terör örgütü yuvalanmasını kabul etmeyerek Türk Silahlı Kuvvetlerine emir vererek Suriye topraklarında oluşturulmak istenen terör yuvalarına operasyon emri vererek ilk önce Fırat kalkanı operasyonu gerçekleşmiştir.

Ülkemiz 40 yıldır terör örgütleri ile mücadele yapmaktadır.

Ülkemiz 40 yıldır çeşitli ülkelerin desteklediği terör örgütleri ile  sınırlarımız içinde mücadele yaparken artık sınırlar dışında mücadele devam etmektedir, inşallah AFRİN operasyonundan sonra İDLİB operasyonu da başlayacaktır.

ABD her zaman olduğu gibi yine ülkemizi oyalayarak terör örgütlerinin bölgelere yerleşmesine imkan sağlamıştır, AFRİN operasyonu öncesinde de ABD bölgede bulunan teröristleri “başka bölgelere gidecek” aylarca oyalama taktiği yapmış, ancak ülkemiz güvenlik kuvvetleri yaşanan süreçleri iyi izlediği için gelecekte çok büyük tehlikeli hale gelecek olan terör yuvalanmasına daha fazla göz yummayarak AFRİN operasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Ülkemiz güçlendikçe ABD ülkemizi çember içinde tutmaya, çembere alarak hareket kabiliyetini elinde tutmaya çalışsa da, çok şükür güçlü devlet başkanımız, güçlü güvenlik kuvvetlerine gerekli emirleri vererek hem yurt içinde hem de yurt dışında terör örgütleri ile başarılı mücadelesini sürdürmektedir.

ABD nin alenen terör örgütlerini desteklediği artık herkes tarafından bilinmektedir, bu haince girişimi ilk önce duyarlı ABD li vatandaşların durdurması gerekecek, onlar durduramaz ise, sanırım bu ihanet girişimi ülkemiz tarafından DUR!, denecektir.

ABD her fırsatta ülke işgallerine zemin aramaktadır, son senaryo Sudi Arabistan elçiliğinde yaşanan gazetecinin kaybı olacaktır.

Ülkemizde yaşamaya başlayan aslen Sudi Arabistan vatandaşı olan, ayrıca ABD pasaportu  bulunan gazeteci sayın Cemal Kaşıkçı  Sudi Arabistan’ın İstanbul Büyükelçiliği binasına giderek oradan bir daha günlerce çıkmayan gazeteci için ABD nin nasıl bir planı var?, bilen var mı?, merak etmeyin yakında ABD “Sudi krallığının paraların el koyuyorum”  der, daha önce “terör örgütlerini destekliyorsun” dediğinde 340 milyar dolarlık silah satışını nasıl gerçekleştirdi ise bu kez de biraz daha farklı destek için tepesine çökerler, Müslüman milletlerin milyar dolarları ABD kasalarında kalarak insanların katledilmesi için katkı sağlanmış olur.

Devletlerin hür ve bağımsız olmaları çok önemlidir. Osmanlı döneminde insan gibi yaşayan Arap milletleri Osmanlıya yaptıkları ihanet sonrasında halen her konuda ABD ye bedel ödemeye devam ediyor, ne zaman Türkiye Cumhuriyeti devleti güçlü olurda mazlum ve masum milletlere sahip çıkacak güce erişirse  ABD nin sömürgeciliği son bulur!..

Sudi Arabistan vatandaşı olan gazetecinin akibeti halen belli değil, ABD başkanı kendisini nasılda temize çıkartmaya çalışıyor, ABD başkanı gazetecilerin kendisine sordukları soru karşısında; “Türkiye de olan bir olay, bizi ilgilendirmez biz Sudi Arabistan’la ticaret yapmaya devam edeceğiz” demesi ülkemizde yaşanan süreçlerin iyi değerlendirilmesini gerektiriyor.

Şimdi gelelim ABD vatandaşı ülkemize ihanet eden papaz Bronson olayına, ülkemize ihanet eden bir papaz kanunlar çerçevesinde sorgulandı, tutuklandı ceza evinde yattı, yine kanunların verdiği şartlar içinde göz altında kaldı ve son mahkemede aldığı ceza ve yattığı süre dikkate alınarak serbest kaldı, ama 3 yıl ceza aldı.

Papaz Brunsonun ihanetini bilenler tutuklandığı zaman; başka işiniz yok mu? neden ABD ile bir papaz yüzünden kötü oluyorsunuz?” diyerek hükümeti suçlarken mahkeme bu kez verdiği karar ile verilen ceza ve sonrası ortaya çıkınca bu kez; “Cumhurbaşkanı neden bu un serbest kalmasına göz yumdu” deniyor. İşte mesele burada, kimin dost, kimin düşman olduğu böyle fulü zamanlarda belli oluyor.

Hükümetimizi ve sayın Cumhurbaşkanımızı her fırsatta suçlamaya kalkanlara iyi bakmak onları iyi değerlendirmek gerekiyor.

Ülkemizi karıştırmak, kardeşi kardeşe düşürmek için her fırsatı değerlendirenler, Hükümetimizi suçlamaktan asla geri durmuyorlar ama hayatın gerçeklerinden sürekli kaçıyorlar.

Bizler bir tartışma yapıldığında hep kendi içimizden örnekler vermeye çalışırız.

Bugün; papaz Bronson’un serbest kalması karşısında sayın Cumhurbaşkanımızı ve hükümetimizi suçlayanlar, Niksar’da yaşanan vahim sonuçlar karşısında sus pus oluyor, neden acaba?.

Niksar’da yaşayanlar için, FETÖ terör örgütünden dershaneyi alıp okul açanlar  konusunda sessiz kalıp, kenarda bekleyenler, hatta benim aleyhimde konuşanlar çok mu masumlar?.

Kendi yaşadığı şehirdeki sıkıntılar hakkında sessiz kalanlar, bugün Cumhurbaşkanımıza laf söylemeye hakları yoktur.

Sen kapının önünü temizlemeyip, Hükümeti temizlik yapmamakla suçlayamazsın.

Yargının verdiği kararlar her zaman tartışma konusu olmuştur, C. Savcıları hazırlayıp mahkemeye sunduğu gerekçelerde kişi hakkında müebbet ceza istemiş olabilir, önemli olan mahkeme başkanının veya yargıcının vereceği karardır, Savcı Müebbet ister mahkeme başkanı, elindeki belgeler ve bilgiler ışığında sanığa berat kararı da verir, bunlar her zaman yaşanan süreçlerdir.

Son yaşanan olayda terörist Papazın serbest kalması konusunda iki açıklamayı sunuyoruz, şunu da hatırlatalım; Devletler için ajanlar bir pazarlık malzemesidir. ABD masaya oturmak zorunda kaldı. Nihayetinde masadan kalkıldığında ise kazanan Türkiye olduğunu düşünüyoruz.

MHP Lideri Bahçeli açıklamasında “Milliyetçi Hareket Partisi elbette yargı kararına saygı duymaktadır. Ancak Papaz Brunson’un tahliye kararı milli vicdanı rahatsız ve huzursuz etmiştir. İfade değiştiren gizli ve satın alınmış tanıklar, davanın savcısında yapılan değişiklikler soru işaretlerini güçlendirmiş, şaibeleri arttırmıştır. Türkiye aleyhine faaliyetlerin merkezinde yer alan, terör örgütleriyle irtibat ve iltisakı tespit edilen bir şahsın siyasi baskı ve şantajlarla serbest bırakılması geldiğimiz bu aşamada düşündürücü, bir o kadar da esef vericidir”, dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun mahkemenin Rahip Brunson kararına ilişkin açıklamalarda bulundu; “Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir organ, makam, merci ya da kişiden talimat almaz, kendi kuralları ve iradesiyle kararlarını alır” dedi.

ABD li papaz ile ilgili bir hayli meşgul olundu, artık hayatın gerçeklerine bakalım, bu ülkeye ihanet eden tek bir papaz mı var ki?, devletimiz gerekeni yapmıştır, papaz tescilli hain olduğu netleşmiştir.

Bizlere; kuşa bak kuşa” diyenler Menbiç’te açılan hendekleri unutturmasın.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan şunları ifade ediyor; “daha bugün, Menbiç’te hendek kazan YPG’lilere, “Aslında kendi mezarlarını kazıyorlar” diyerek ABD’ye mesaj veren Cumhurbaşkanımızı desteklemeye devam ediyoruz.

Günün Sözü: GÜN OLA HARMAN OLA