Bazen düşünürüz!.

Etliye Sütlüye karışmadan yazı yazalım! diye.

Sahiden Etliye Sütlüye dokunmadan yazı yazmak mümkün mü?

Köşe yazısı yazarken Etliye, Sütlüye dokunmadan nasıl yazı yazabilirim?, sorusuna cevap bulmaya çalışırken, yaptığımız haberde bile bir yere dokunmayan haber yapmanın mümkün olmadığını görüyoruz.

Her haberin  bir hedefi var, yaptığımız haberlerde tarafsız olmak  tabiki doğru olan harekettir ama, yapılan her haberin mutlaka bir hedefi oluyor, dolayısıyla yazdığımız köşe yazılarında tarafsız kalmak, Etliye ve Sütlüye dokunmadan sonucu gitmek mümkün değil.

Siyaset yapmayacağız belki ama, siyasete dokunmalar yapmadan yazımıza başlayıp sonuca gidemeyeceğimizi görüyoruz.

Son günlerin önemli konuları arasında, Rusya-Ukrayna savaşı idi, şimdilerde Türkiye-Yunanistan savaşını çıkartmak için Yunanlıların cahil başbakanını ABD kışkırtarak ülkemiz üzerindeki kahpeliklerine devam etmek istiyorlar.

Yunanistan Başbakanının ülkemiz üzerinden siyasi rant sağlamak ve Ukrayna Cumhurbaşkanının yaptığı hayati hatayı yapmak için gayret sarf etmesi Yunan halkı için en büyük sıkıntıdır.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklama çok açık ve nettir.

Cumhurbaşkanımız  sayın Erdoğan “Yunanistan’ı gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeye, uluslararası anlaşmalara uygun davranmaya davet ediyoruz. Şaka yapmıyorum, ciddi konuşuyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız ülkemiz menfaatlerini korumak için her fedakarlığı yaparken, konu ile ilgili bir çatlak ses CHP üyesi ve eski Büyükelçiden geldi.

Türkiye’de daha önce üst düzey diplomatik görevlerde bulunan ve geçtiğimiz yıl CHP’ye üye olan emekli büyükelçi Yalım Eralp, Yunanistan’ı savundu.

Eralp, adaların silahlandırılmasına ilişkin, “Bu adaların egemenliği şartlı değil. Böyle bir şey yok. 3 milin üstündeki adalar, Yunanistan’ın… Türkiye bunu yıllarca kabul etti. Bunu tehlikeye sokmak Türkiye’yi mütecaviz (saldırgan) bir devlet durumuna düşürür.” dedi, Büyük elçinin sözleri Yunanistan basınında yer aldı.

Ayrıca Eralp’ın sözlerini sayfalarına taşıyan Yunan basını, “Eski Türk büyükelçi de Yunanistan’a hak veriyor.” dendi.

Siyaset yapmayalım, gerçekleri ortaya koyalım o zaman!.

Kurtuluş savaşını kazanan atalarımızın yaptığı fedakarlıklar konuşulurken CHP genel başkanı ve kurmayları Yunanlıları Denize dökmekle öğünürler!.

CHP Kurtuluş savaşından bahsederken; “Yunanı denize döktük” diye övüneceksin, “100 yıl sonra 12 adaları geri almak için mücadele eden ” açıklamalar yaparken Türkiye Cumhuriyeti Devletini Büyükelçi olarak temsil eden CHP üyesi eski emekli Büyükelçi  Eralp, adaların silahlandırılmasına ilişkin olarak; “Bu adaların egemenliği şartlı değil. Böyle bir şey yok. 3 milin üstündeki adalar, Yunanistan’ın… Türkiye bunu yıllarca kabul etti. Bunu tehlikeye sokmak Türkiye’yi mütecaviz (saldırgan) bir devlet durumuna düşürür.” Dediğinde suskun kalacaksınız, sonra adaların ülkemizin olduğunu savunan sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “hesap soracağız ” diyeceksiniz!….

Cumhurbaşkanımız zamanında bazı Büyükelçiler için “Monşörler” demişti, bu sözler yine belli bir kesim tarafından eleştiri almıştı, sayın Cumhurbaşkanımız iş olsun diye sözler sarf etmezki.

İşte son örnek, ülkemizi yabancı ülkelerde senelerce temsil ettiğini bildiğimiz CHP üyesi bir emekli Büyükelçinin sözlerini yeniden duyduk ve okuduk!.

Ülkemizi yurt dışında Eralp gibi kişiler temsil ettiğinde Türkiye’nin ne halde olduğunu anlamak çok mu zor?.

AK Parti 20 yıldır ülkemizi yönetiyor, 20 yıldır yöneten AK Partinin kucağına nasıl felaketlerin düştüğünü anlamak için CHP içindeki bazı kişilerin uygulamaları ve sözlerine ve hatta icraatlarına bakmak yeterli!.

Ne gariptir ki, ülkemiz menfaatleri konusunda bir çelişki olduğunda ülkemizi yıkmak, bölmek, parçalamak isteyenlere karşı ülkemizdeki yetkililer savunmaya veya haklarımızın alınmaya başlamasından sonra, yabancı ülkeleri destekleyen ilk açıklamalar CHP kurmayları veya destekçilerinden geliyor!.

Emekli Büyükelçi  Eralp’ın sözlerini sayfalarına taşıyan Yunan basını, “Eski Türk büyükelçi de Yunanistan’a hak veriyor.” Demesinden rahatsızlık duyayan CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaoğlu, bu sözler üzerine bir kelam etmezken, halen Türkiye Cumhuriyetinin kurucu partisi CHP olduğunu iddia ederek seçmeni yanıltmaya çalışıyor!.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu partisi; “Halk Fırkasıdır” yani bugünkü CHP dir bunu biliyoruz da, adaları Yunanlılara teslim edilmesi hangi dönemde, kimlerin yönetiminde Yunanlılara teslim edildi?, nasıl edildi?, neden edildi?, hangi şartlarda teslim edildi?, bunları konuşmaya başlayınca; “siz Türkiye’nin fabrikalarını sattınız” diyerek cevap geliyor!…

Aslında gerçekleri inkar etmek günümüzde mümkün değilken, birileri ısrarla yalanları “doğruymuş” gibi söylüyor, onlara kanan önemli bir insan kitlesi de bulunuyor!..

1923’te yapılan Lozan Antlaşması ve 1947’de yapılan Paris Antlaşması ile Ege’de bulunan adaların silahsızlandırılması kararlaştırılmıştı. Bugün Yunanistan arkasına aldığı ABD nin gazı ile adaları silahlı hale getiriyor, kendilerine verilen gaz ile Yunanistan başbakanı ülkemize kafa tutuyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve yetkililerimiz ara gazı verenlerin sözleri ile Yunanistan’a savaş açmayacaktır ama, yeri ve zamanı geldiğinde Cumhurbaşkanımız; BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ” mesajı ile adalar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yan illetinin olduğunda, Yunanlılar DENİZDEN ÇIKMIŞ BALIK GİBİ BİR GÜN UYANACAKTIR” onların uykularına keder veren Türk milletinin hışmından İmamoğlu bile kurtaramayacaktır!….

Bizler; sözlerle insanları kandıranlara değil, sözleri hayat bulan siyasetçilere ve devlet adamlarına güveniriz.

Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan;  “Yunanistan’ı gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeye, uluslararası anlaşmalara uygun davranmaya davet ediyoruz. Şaka yapmıyorum, ciddi konuşuyorum” ifadelerini kullandı.

Günün Sözü; Ya söyleyecek sözü olmalı insanın, ya da susacak edebi.

Hz. Ebu Bekir