Bugün 17 Eylül 2018 Pazartesi uzun okul tatili sona erdi, ilkokul 1. sınıflar bir hafta önce okula uyum sağlamak için erken başladı.

Bugün güzel bir gün, ülkemizin geleceği çocuklar ve gençler uzun bir tatilden sonra okullarına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorlar.

Okullar açılmadan önce pek çok öğrencimizle sohbet yapma imkanımız oldu, sohbette; Cemalettin amca okullar açılsa bir hafta okula gitsek sonra bir hafta daha kapansa ve sonrasında okullar açılsa” dediğinde; “tamam da kaç aydır okullar tatil gezdiniz eğlendiniz çalıştınız tatil yetmiyor mu?” dediğimde; “haklısın tabi ki öyle olsa daha iyi olur” dedi, sohbet uzayıp gitti.

Evet; ilginç bir yaklaşım, uzun aylar tatil olan okulların bir haftalık açılışından sonra tekrar 1 hafta kapanıp sonra yeni eğitim yılına girme isteğini anlamış değiliz, çocuklar böyle bir istekte bulundular, nedenini de  fazla açıklayamadılar.

Bugün milyonlarca öğrenci ders başı yapıyor, Niksar’da 10 bin öğrenci ve  800 eğitim ordusu eğitime merhaba diyecekler.

2018-19 eğitim ve öğretim yılının ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini dilerim.

Yeni bir yıl, yeni bir eğitim yılı, mutlaka ülkemizin geleceği için önemli bir başlangıç olacaktır.

Okulların açılması ile birlikte veliler ve öğrenciler bir telaşe kapıldılar, özellikle veliler öğrencilerin isteklerini karşılamakta zorluk yaşarken, okullar açılsın bakalım öğretmen ve yöneticilerin öğrencilere uzatacakları listeleri görünce ne yapacaklar?.

Okullar açılacağı zaman aklımıza gelen ilk soru şu oldu, bu sene öğrencilere devlet tarafından verilen kitaplar nasıl?, nasıl derken içindeki bilgileri tartışmıyoruz, yine her yıl olduğu gibi kitaplarda sıkıntılar olacaktır, koskoca Milli Eğitim Bakanlığı binlerce eğitimciyi bünyesinde barındırıyor, her konuda uzaman insanlar var, araştırma ve geliştirme konusunda devletimiz Milli Eğitim Bakanlığına çok büyük bütçeler ayırıyor, lakin okul kitaplarındaki sıkıntı bir türlü çözülemiyor!, neden acaba?.

Okul kitaplarının içindeki konuları tartışmak için biraz zaman geçmesi gerekecek, öğrenciler ve öğretmenler kitapları alacaklar, okuyup araştıracaklar sonra aksaklıkların olup olmadığı ortaya çıkacaktır, bugün bizler önemli olduğuna inandığımız bir noktayı ele almak istiyoruz.

Okul kitaplarının devlet tarafından basılıp öğrencilere dağıtılması bu yıl için çok önemli olduğuna inananlardanım, bu sene şayet özel sektörden kitapların temin edilmesi sağlanmış olsa idi, inanın şu gün binlerce veya milyonlarca çocuk okula kitapları olmadan başlayacaktı!. Neden mi?. insanlarda VURGUNCULUK ruhu geliştiği için.

İlginç değil mi?.

Ülkemizde döviz hareketlenince iğneden ipliğe her şeye zam üstüne zam geldi, adam Süte zan vermedi yani Peynir üreticisi, ama Peynire zam üstüne zam uygulamakta hiç tereddüt eden yok.

Bugün itibari ile ülke genelinde gazete kağıdında sıkıntı yaşanıyorsa, Okul kitaplarının özel sektör tarafından basılması halinde kitaplara gelecek zamları siz bir düşünün bakalım?.

Okullar bir açılsın bakalım öğretmenlerin yardımcı kaynak kitaplarının fiyatları nasıl olacak?, dergi paraları mutlaka uçuk kaçık olacaktır, öyle ya döviz patlayınca ülkemizde çıkar çevreleri fırsatı ganimet sayıyorlar.

Neyse daha çok giriş çıkış yapacak konular bulacağız, bizim üzerinde durmak istediğimiz hususu şudur, gerçi okullar açılmadan bunları yazmış idik ama okulların açılması ile birlikte doğru ve yanlışları yazalım ki tarihe not düşsün.

Okul kitaplarının kağıt kalitesi 1. hamur tabir edilen kağıtlara basılmış vaziyette, yani öğrenciler 1. gün itibari ile KİTAP HAMALLIĞINA başlamış oldular, bazı hamallık işi var hafif işlerde çalışır, bizim çocuklar dakika bir gol bir, ilk günden ağır hamal işçi sınıfına dahil oldular, zaman ilerledikçe 1. Hamur ağır kitap yüküne yeni kaynak kitapları da eklenince, ilkokul 1. sınıf çocuklarının hangi statüde hamallık yaptıklarını sizler ifade ediniz.

Yanlış bir şey mi söyledim acaba?, bugün veya ilerleyen zamanda ilk okul çocuklarının sırtlarında taşıyacakları kitapların ağırlığını tartacağım, sonrada alternatif olan 3. Hamur kitap basıldığında ki ağırlığı ile kıyaslama yapacağım.

Sakın ha, öğrencilere “kitap verilmesin” falan demiyoruz, yıllardır öğrencilere verilen kitaplar çocukların hamallığına dikkat çekmek istiyoruz.

Öğrencilere verilen kitapların süslü 1. Hamur 70-80 gram kağıda basılması 3 açıdan sakıncalı olduğunu düşünüyoruz, bizler bunu ifade edince Milli Eğitim bakanlığının ilgili birimleri; sen ne biliyorsun?” diyerek belki tepki göstereceklerdir, böyle tepki verecekler ilk önce dağıtımı yapılan kitapların kilosuna baksınlar çocukları çantaları ellerine alınca nasıl yamulduklarını görsünler, sonra 1. hamur parlak kağıdı sürekli okudukları göz rahatsızlığı hastalığına yakalanma riskinin olup olmadığına veya çocukların gözlerinde yorgunluk olup olmadığına baksınlar!, sonra kağıtlar arasındaki fiyatlara baksınlar.

Bir eğitim ordusu daha okula başladığı gün çile çekmeye mahkum ediliyor, çocukların sağlığı bozulma tehlikesi yaşıyor, devletimiz ciddi ekonomik kayıplar veriyor, öyle sanıyorum ki devlet tarafından basılıp dağıtımı yapılan kitapların kağıtları ithal kağıttır.

Eee hani dövizle mücadele yapılacaktı?.

Atalarımız ne demiş?, Yılanın başı küçükken ezeceksin, Yılan büyüyünce onunla baş etmek kolay değil, bazen o yılan ejderha oluyor, koskoca ülkeyi yutmaya çalışıyor.

Okullar açılırken başka şeyler yazmak mı gerekirdi?, ama bunların da yazılması gerektiğine inanıyorum.

Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk bey bakanlığa geldiğinde ifade etmeye çalıştığımız sıkıntıları kucağında buldu sayın bakanın bu konulara duyarlılık göstereceğine inanıyoruz.

Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk’un bakanlıkta başarılı olacağına inanıyoruz, sayın bakan hem devlet kadrolarında hem de özel sektörde çalışan birisi olarak olaylara vakıf olduğuna inanıyoruz.

Bizler var olan sıkıntıları ortaya koyduk, sözlerimiz araştırıldığında doğru olduğu mutlak ortaya çıkacaktır, bizler bir duyarlı vatandaş olarak bunları ortaya koyuyoruz, mademki bu ülke bizim, mademki çocuklarımız bu ülkenin geleceği ve ülke onlara teslim edilecek, o zaman sağlıklı nesillerin yetişmesi için doğru çalışmalar yapmak gerekiyor.

Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı ne zaman düzelirse, bu ülke kalkınma hamlelerini o zaman tam olarak başaracaktır. Milli Eğitim Bakanlığının yanlışları nesillerin zayi olmasına sebep oluyor!.

Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bile “EY TÜRKGENÇLİĞİ” ne hitap ederek söylediği sözleri hatırlayınca , gençlerimizin ve çocuklarımızın artık zayi olmaması için yeni bir şeyler, doğru şeyler yapmalıyız.

Günün Sözü: EN BÜYÜK VE ANLAMLI SAVAŞ, CAHİLLİĞE KARŞI  YAPILANDIR.