Okullar kapandı, tatiller başladı.

2022-23 Eğitim ve Öğretim yılına hazırlıklar Ağustos ayında başlar.

Okullar tatil olmuşken, Öğretmen atamaları gerçekleşse, okullar kapanmadan önce Okulların bakım ve onarımları çalışmaları başlayıp tatillerle birlikte okulların hizmetleri yapılsa.

Okullar tatil olunca neden okulların bakım ve onarımları yapılmaz?

Okullar tatil olunca yıl içinde yapılacak olan atamalar tatil döneminde gerçekleşmiş olsa, eğitimciler daha rahat etmezler mi?

İnsanlarla kendi aramızda sohbet ederken ve Milli Eğitimden bahsederken;  “MİLLİ  Eğitim ismi Milli, ama uygulamaları asla Milli değil” diyor.

Milli Eğitimin MİLLİ olması şart ama bir türlü olmuyor.

En büyük eğitim ordusuna sahip olan bir kurumun MİLLİ olmaması, yaşanan sıkıntıların önemli unsurları arasındadır.

Yazımıza “Milli Değerleri Kaybetmeden” diyerek başladık, Milli Eğitim kurumuna kısa olarak değini verdik.

Bir arkadaşımız şu paylaşımı yapmış, okumak gerekir, değerlendirmek gerekir.

Ön yargılı olmadan düşünmek gerekir!…

Bakalım kardeşimiz neler demiş?

“DEĞERLİ KARDEŞLERİM!

Okulların kapanmasına yaklaşmışken, mezuniyet törenlerinin yapılmadığı okul neredeyse yok gibi. Sosyal hesaplarda her yaştan öğrenci çocuğun, gencin, ailesi tarafından paylaşılmış boy boy resimlerini görüyoruz…

Kendisi tesettürlü olduğu halde, kızının minili, dekolteli, bol makyajlı resimlerini gururla paylaşan anneler adeta paylaşım yarışına girmiş gibiler..

Sanki; “Ben yapamadım, kızım yapsın. Ben giyemedim, kızım giysin” diyen anneler, “benim batamadığım kadar günaha, kızım batsın” der gibiler…

Sanal sapıklar her geçen gün artarken, siz kızlarınızın resimlerini kimlere servis ediyorsunuz farkında mısınız anneler?

Gençtir “”giysin deyip”, kızınızın giymesine göz yumduğunuz yarı açık kıyafetleri, hiç tanımadığı, kendisine haram olan erkeklerin önünde giymesine nasıl gönlünüz razı oluyor?

Daha anaokulu çağındaki çocuğun  pırıl pırıl  yüzüne çamur gibi makyaj yaparken, hiç mi sızlamaz vicdanınız?

Gerek sanal alem, gerek gerçek hayatta sapık ruhlu insanlar kol gezerken, oğullarımızı bile elimizden geldiğince korumamız gerekirken, güzel goncalarımızı nasıl olur da kendi ellerimizle çirkin bakışlara malzeme yaparız?

Rabbini tanımayan, Allah’ın rızasını kazanamayan yavrularımız, en iyi okulları kazansa, dünyalık en iyi dereceleri yapsa ne anlamı olur?

Kızlarını göz göre göre cehennem için hazırlayan annelerin ayağına nasıl cennet serilecek?

Kızlarına ve oğullarına hayayı, edebi, Allah’a kulluğu, harama bakmamayı öğütlemeyen, elini, belini harama karşı korumayı anlatmayan anne babalar bu toplumun en büyük düşmanlarıdır!…..

Cennet; “Gençtir yapar” diyen annelerin değil, evlatlarını cennete hazırlayan annelerin ayaklarına serilir ancak! Vesselâm..!”

(Alıntı)

Yabancılaşma Milli Eğitimde başlıyor.

Çocukların mezuniyetleri yabancı ülkelerin “Rahibe yetiştirmek üzere giydikleri kıyafetlere benziyor!

Yıl sonu etkinliği olacaksa illaki başka ülkelerin insanlarına benzemek şartmıdır?

Yukarıdaki alıntıyı okuyan bazı insanlar bu yazıyı abartılı bulabilir, ama gerçekleri ne yazık ki her zaman varlığını devam ettirecektir.

Yabancılara özenirken en büyük değerlerimiz olan çocuklarımızı kaybediyoruz.

Kendi milli elbiselerimiz, kıyafetlerimiz varken, yabancı ülkelerin kıyafetleri ile mezuniyet geceleri ve günleri yapılması düşündürücüdür!…

Milli Eğitim MİLLİ olmalı, Milli düşünceler içinde çocuklarımız yetişmelidir.

Bugün sağlıklı nesiller yetişmez ise, yarın sağlıklı kurum yetkilisi aramak, ülkemizi dürüst, ilkeli, vatan ve millet sevdalısı insanların bizleri yönetmesini beklemek saflık olur!…

Milli Eğitimden bahsetmişken kılık kıyafet konusuna da dokunmak gerekir!..

Milli Eğitim camiasında Kılık Kıyafet serbestliği öyle abartılı hale geldi ki, öğretmenlerin saygınlığı her geçen gün aşağılara inmeye başladı!.

Her kurum bizler için kıymetlidir ama, Milli Eğitim her kurumdan daha kıymetlidir, çünkü; Milletimizin ve ülkemizin sağlıklı temelleri MİLLİ EĞİTİM CAMİASINDA YETİŞEN NESİLLERİN ELİNDE ŞEKİLLENECEKTİR.

Milli Eğitimde SINIRSIZ Özgürlük olamaz, olmamalıdır da!.

Sınırsız özgürlüğe alışan çocuklar ve gençler, ilk önce ANNE ve BABASINI inkar eder, red eder, sonra uyuşturucu batağına saplanmaktan kendisini koruyamaz!….

Sınırsız özgürlük, Yuvaları yıkar, anarşiyi körükler.

Baskı olmasın ama, sınırsız bir özgürlük gelecekte nahoş olayların çıkmasına neden olur!…

Unutmayalım, belki bugün tüm topluma yansımayan aile kopmaları, yarın dalga dalga büyüyecek, evlatlar  Anne ve Babadan kopartacaktır!. Bu mesajları bizler alıyor ve görüyoruz.

Fazla derinlere dalmadan.

Bir birey olarak.

Ülkemizde kaosların yaşanmasını istemeyen.

Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüne katkı sağlayan örf ve adetlerin, Milli ve Manevi değerlerin kaybolmadan, nesillerin yetişmesine katkı sağlamak, bizlerin boynunun borcudur.

Bir iki tanede ata sözü yazalım, yazımıza nokta koyalım.

Dostunu görmek istersen oğul;  Darda gör, Zorda gör, Kavgada gör.  Hele bir de menfaatine dokun da gör.

Babamızın yadigarı, Anamızın duası, Kutlu mücadelede şehit düşen Mehmetçik ve yol arkadaşlarımızın emaneti “Semalarımda hür ve bağımsız olacağım” diyen Milletimizin onurlu ifadesisin. Katıldığın savaşların kaderini değiştirmen bundandır.. Arsızın, uğursuzun nefesi sana yetmez!….

VATANSIZ MİLLET OLMAZ!

KISA ZAMANDA O KADAR ÇOK İLGİNÇ OLAYLAR YAŞANDIKİ, TARİHİ DERSLE ALACAK HERŞEY VAR!..

Günün Sözü; “Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla düşman olma.”