Gazetecilik zor meslek tabi ki.

Hangi haberi yaparsanız yapınız mutlaka bir karşı tarafı oluyor.

Bir Trafik kazasını düşünün, bir otomobil hatalı çıkış yapmış ve karşı taraftan gelen araca çarpmış, kaza sonucu yaralılar var veya ölümlü bir Trafik kazası, bunun haber değeri çok fazla!…

Haber değeri çok fazla haberler var, haber değeri düşük haberler var.

Bizler için her haber değerlidir, çünkü haberi yapmak için olay yerine gider, orada edindiğimiz bilgileri değerli okuyucularımıza sunarız.

Biz gazeteciler, masa başında haber yapmayız, bunu derken ziyaretleri kastetmiyoruz, hangi olay olursa olsun mutlaka olay bölgesine gider konuyu öğrenerek haberi yapmayı düşünürüz.

Geçen günlerde Niksar  çevre yolu bölgesi Ustahasan köyü bölgesinde meydana gelen Orman yangını için olay bölgesine gittim, yangını canlı yayından verirken aynı zamanda resim ve kısa Video da çekmeye gayret ettim.

Orman yangınına kısa süre de Niksar Orman İşletme Müdürlüğü yangın söndürme ekipleri ile birlikte Niksar Belediyesi İtfaiye ekibi de kısa sürede olay bölgesine giderek yangının büyümesini engellediler ve kısa sürede yanan bölgede soğutma çalışmalarını başlattılar.

Orman yangınını canlı yayından verirken, yangının bulunduğu bir bölgeye giderken, arazinin dağlık ve engebeli olmasına rağmen çekimlerime devam ederken, iniş yaptığım sırada ayağım kaydı ve bir süre sırt üstü sürüklendim ve düştüğüm bölgeye indiğimde sanki hiç bir şey yaşamamış gibi canlı yayına bir süre daha devam ettim sonra yayına son verdim!.

Canlı yayın sırasında işin sıcağında fazla bir şey hissetmediğim ayak kısmında ağıların olduğunu sonradan anladım, üzerimde bulunan kıyafetlerin ne hale geldiğini anlatmaya bile gerek yok!.

Evet sahada çalışan gazetecilerin hayat riski fazladır, bizler sahada çalışıyoruz, bir konu hakkında haber yapacak isek mutlaka yerinde konuyu öğrenmeye çalışıyoruz.

Yangında çekim yaparken düşmem sonucu ayak kısmında ciddi sıkıntılar yaşıyorum, acılarıma rağmen yine sabah erken saatlerinde 07.30 civarında işyerimi açıyor, personelin gelesini bekliyor ve yazılarıma devam ediyorum.

Sahada haber yapmak gerçekten zordur.

Geçen hafta Niksar Tarım Kredi Markete giderek haber yapmak istedim,

Markette çalışan bir personele, “burada yetkili kimdir?”, dediğimde; yetkili benim” dedi, Hükümetin yaptığı son çalışmalar kapsamında halka duyurmak için haber yapmak istiyorum” dediğimde, yetkili olduğunu söyleyen kişi;  “hayır haber yapamazsın izin vermiyorum” dedi, kısa bir tartılmadan sonra Tarım Kredi Kooperatifi MARKET’i haber yapmadık, bundan sonrada olumlu bir çalışmasını dahi haber yapayı düşünmüyoruz!!!

Buradan bir örnek vermek isterdim ama, onada gerek görmüyorum, küçük beyinliler olduğu sürece bu Hükümetin başı daha çok belaya girer her geçen gün halktan kopmakta hünerli kişilerin ellerinde sıkıntı yaşarlar.

Konu hakkında şunu da ifade edeyim,

Niksar tarım Kredi Koop. MARKET’in Sivas bölge sorumlusunu telefonla aradım konuyu kendisine ilettim, yetkili kişi; yanlış anlaşılma olmuştur, personelim adına sizden özür dilerim” dedi konuyu kapatmış oldum!!!

Yukarıdaki konuyu neden yazdım?,

Bizler sahada çalışan gazeteciyiz, yan kendim giderim veya çalışan arkadaşlarımı olay bölgesine gönderirim sağlıklı bilgi almak adına!!!

Gelelim “MASA BAŞI GAZETECİLİK” meselesine.

Niksar’da yaşanan her olayı şu veya bu şekilde öğreniriz, yapılanları veya yaşananların doğruluğunu mutlaka eyit edilecek şekilde araştırırız.

Bazı dostlarımız, arkadaşlarımız, okuyucularımız zaman zaman; “şunu neden haber yapmadın?” derler, anlatırlar sohbet ederiz, yaşanan veya yapılan konu halka ciddi anlamda sıkıntı yaratmaya devam ediyorsa, haber yaparız, muhatapları ile konuşuruz çözüm bunmasını sağlarız.

Haberciliği kimseden öğrenecek değiliz, yaptığımız haberlerdeki kaynakları da kimseye vermeyiz söylemeyiz.

Her konudan haberimiz olmasına rağmen, yaşanan bazı konuları haber yapmama gerekçemiz vardır, bunun karşılığı kişisel veya işletme olarak ekonomik çıkarcılık falan değildir, Mahalli seçimler öncesinde “seçimi kim kazanırsa kazansın, kazanan Niksar’ı satsa da karışmayacağım” demiştim, bugün bu sözümü yerine getiriyorum!!!!!

Hiçbir resmi veya özel kuruluşa gazete ABONELİĞİ için fatura kesmedik, kesmiyoruz da, ama gazeteyi her gün dağıtıyor  okuyucularımıza ulaştırıyoruz.

Bizler bugün haberci olmadık, 1966 yılından beri bu Bayrağı dimdik ayakta tutuyoruz, yaptığımız haberlerden dolayı çok bedel ödedik ödemeye de devam ediyoruz.

Çok başlık yazarak neler yazdık, sonuç ne oldu? Diye başlamak mümkün!.

Niksar’da 340 Milyar TL. lik Kum yolsuzluğunu günlerce yazdık, eldeki belgeleri sunduk, sonuç ne oldu merak edenlere bildireyim; Mahkeme KUM yolsuzluğunu araştırması gerekirken, benim yazdığım yazılarda “hakaret varmı?, yokmu? Ona bakmaya başladı!!!!!

Hani güzel bir söz var; MİNAREYİ ÇALAN KILIFINI HAZIRLIYORMUŞ!!!!!.

KONUYU YAKINDAN BİLEN BİR ARKADAŞI BANA BİR GÜN ŞUNU ANLATTI; “DEDE SANA YANLIŞ YAPTIM, SENİN YAPTIĞIN HABER KONUSUNA BENDE İLGİ GÖSTERDİM KONUNUN KAPANMASI İÇİN GEREKLİ DESTEĞİ ŞUNLARA VEDİM AMA HATA ETMİŞİM BUNLAR BU DESTEĞE LAYIK DEĞİLLERMİŞ, KEŞKE KONUYA HİÇ KARIŞMAMIŞ OLSA İDİM BUGÜN ŞUNLAR CEZA ALMIŞ OLACAKLARDI”  dedi.

Kapanmış bir konuyu yeniden açmak istemem, kendisine şunu söyledim; “seni Allah’a havale ediyorum, aylarca mahkeme kapılarına gittim geldim” dedim!!!!!

Niksar’da yazılacak çok haber var.

Her haber insanlar için günlerce konuşulacak, tartışılacak ve mahkeme koridorları dolup taşacak şekilde amma, haber yapmıyorum!!!!!

Sakın ha; kimseden korkmuyoruz, çekinmiyoruz, Allah’tan başka kimseye de hesap vermeyiz, lakin yazmıyoruz!!!!!

Peki bizler yazmıyorken, Niksar’daki STK lar ne yapıyor? LAYLAY LOM!!!!!!!

Günün Sözü; “Güvenilmek, sevilmekten çok daha büyük bir nimettir.”