Huzur isteyince çok şey mi istiyoruz?

Bu şehirde huzuru istiyoruz, bu şehirde huzurun sağlanması için yerel seçimlerde          doğru belediye başkan adaylarının halkın karşısına çıkmasını istiyoruz.

Bir şehirde huzurlu yaşamak isteğinden daha güzel ne olabilir? İnsanlar olarak yaşadığımız şehrin güzellikler için de geçmesini istiyoruz.

Niksar’da son yıllarda huzur kalmadığını ifade etmek isteriz.

Bir şehrin yöneticileri o şehirde yaşayan insanların huzurlu olmasını sağlamakla yükümlüdür, Niksar’da bunu görmek mümkün değil.

Yerel seçimlere giderken, insanlar sandıklara giderken mutlu olmak ister, kendisini 5 yıl yönetecek insanın insanların huzur ve mutluluğunu için çalışacak insan olmasını ister.

Niksar’da son yıllarda huzur kalmadı, insanlar mutsuz ve huzursuz, dedikodular almış başını gidiyor, bir şehrin en emin insanı olması gereken kişi ne yazık ki insanlar üzerinde yaptığı olumsuzluklar şehirde huzursuzluğun zirve olmasını sağlıyor.

ŞEHRÜL Emin, bir şehrin seçilmiş en güçlü, en mükemmel insanı olması gerekirken, şehirde bazı insanlar huzursuzluk yaratmak istese de onlara mani olması gereken kişi, ne yazık ki şehirde huzurlu ve mutlu yaşamak isteyen insanların huzurunun bozulması için gayret sarf ediyor.

2019 yerel seçimlere giderken bu şehri yönetecek insanın, insan sevgisini, millete hizmet yapma aşkını taşıyan insanın olmasını istiyoruz.

Bugün belki insanlar ekonomik olarak sıkıntı yaşayabilir ama, huzurlu olduğun da üstesinden gelmeyeceği hiçbir zorluk olmaz.

İnsanların huzurunu bozan bir belediye başkanı istemiyoruz, Niksar’ı 5 yıl sürede idare etmek için seçilen belediye başkanı insanlar arasında huzursuzluğun olması için her türlü sıkıntılı süreçleri yapmıştır, bu şehirde yaşayan insanlar artık bir birlerine güvenemez noktaya getirilmek isteniyor.

Bu şehirde paylaşılamayan nedir? Bu şehir bugün içinde yaşayan insanların daha fazlasının yaşayacağı özelliklere sahip olmasına rağmen 3-5 kuruşluk menfaatlerden dolayı sıkıntılar yaşıyor.

Yeter artık bizler bu şehirde doğduk, bu şehirde ebedi yolculuğa çıkmak istiyoruz.

Şehrin her şeyinin emanet edildiği kişidir ŞEHRÜL Emin.

Bizler gerçek anlamda, sözleri ile değil, yaptığı hizmetler ve eylemleri ile bu şehrin ŞEHRÜL Emininin seçilmesini istiyoruz.

Bir şehrin belediye başkanı, yani ŞEHRÜL EMİN insanı o şehrin İmarından, temizliğinden, çevresinden, suyundan, selinden, otundan, çöpünden, konutundan, yerleşiminden, zengininden fakirinden, yaşlısından, yetiminden, hastasından, sakatından sorumlu kişidir, yani BELEDİYE BAŞKANI,  ŞEHİR EMİRİ.

ŞEHRİN EMİREL MÜMİNİ; şehirde bir kişi açlıktan ölürse, ilk sorumlusu belediye başkanıdır. Şehirde bir kişi açıkta kalmışsa, ilk sorumlu belediye başkanıdır.

Bir belediye başkanının şehrinde elinin erişmediği tek bir kişi dahi olmamalıdır.

Belediye başkanının hizmet binası, şehir halkının kendi evi gibi, rahatça girip çıkabildiği yer olmalıdır, makamının bulunduğu binayı bırakıp başka kurumda bulunan odadan insanlar yönetilmemelidir.

Belediye başkanlığının birimleri halkın tüm sıkıntılarının  çözüldüğü bir alan olmalıdır.

Belediye çalışanları halkın gardiyanı değil, garsonu gibi olmalıdır.

Halkın seçtikleri her zaman halkın hizmetkarı olmalıdır, onların halktan şikayetçi olma hakları olamaz.

Bir belediye başkanı, bir sınıfın, bir zümrenin, bir grubun başkanı olmadığının, toplumun tamamının belediye başkanı olduğunun bilincinde olmalıdır.

Belediye bakanı, oy alsın, almasın, herkesin refahı ve mutluluğu için çabalamalı, projeler yapmalı, sıkıntılarına çözümler bulmalıdır, çözümsüzlük yaratan olmamalıdır.

Çünkü o ŞEHRÜL EMİNDİR.

Herkesin eminidir.

Herkesin emiridir.

Yaş olarak küçük olsa da o herkesin büyüğüdür.

Artık bu şehirde yaşayan insanlar kendinden emin, yarınından umutlu yaşamayı istiyor, çeşitli oyunlarla kendisinin ve ailesinin huzurunun bozulmasını istemiyor, çok şeyde istemiyor, insanca yaşamak istiyor.

Makamlar ve mevkiler hiç kimseye baki kalmamıştır, hiçbir fani bir makamda asla kalıcı olmamıştır, ayrıca makamlar ne kadar güçlü olursa olsun, makamda oturan insan mütevazi olduğu sürece insani duygularını elinde tutmayı bilir.

Yorucu ve uzun bir 5 yıl, huzursuzluğun zirve yaptığı 5 yıl, tam bir ömür törpüsü içinde.

Daha dün gibi, tam 5 yıl geçti, doğrusu ile eğrisi ile bir ömrün azalmasına neden olan 5 yıl.

Tarihin başkenti diyoruz bu güzel şehre.

Tarihin başkenti olan bu şehirde, küçük hesaplar peşinde koşanların esiri olmak istenmiyor, çok şey değil küçük bir istek, huzurlu ve mutlu olmak istiyoruz.

Hani gözü doymayan KARUN vardı ya, dünyanın en büyük zenginliğine sahip olan o zavallı insanda öldü ve arkasında KARUN hazinelerini bıraktı, sonuç değişmedi, her nefis ölümü tadacaktır, sözü hayat buldu, tüm hazinelerini bırakıp ebedi yolculuk sonunda yaptıklarının hesabını vermek üzere huzura çıktı.

Sahiden bu şehirde yaşamak isteyen insanlar çok şey mi istiyor?

Yok ya; bu şehirde yaşamak isteyen insanlar bu şehrin huzurlu olması ile birlikte dünyanın bütün nimetlerine kavuşacağını biliyor, yeter ki huzurlu, huzur olsun.

“MAL SAHİBİ MÜLK SAHİBİ, HANİ BUNUN İLK SAHİBİ” diyen büyüklerimiz bu dünyada maddi hiçbir şeyin anlamlı olmadığını ifade ediyor, malında, mülkünde tek sahibi Cenabı Allah’tır.

“Malda Yalan, Mülkte Yalan, Al Birazda Sen Oyalan”  sözleri mal ve mülkün oyalanmak gibi bir zaman süreci olduğunu, ifade ederken insanlığın asla unutulmamasını, anlatıyor.

Bu şehirde insanca yaşamak istiyoruz, huzurlu yaşamak istiyoruz, ne mal, ne mülk hepsinin geçici hevesten öte bir şey ifade etmediğinin bilinmesini istiyoruz.

Günün Sözü: malda yalan, mülkte yalan al birazda sen oyalan.