BİZLER BASIN MENSUBU OLARAK ELİMİZDEN GELDİĞİNCE KÖŞE YAZILARINI, HABERLERİ OKUMAYA VE DİNLEMEYE GAYRET EDİYORUZ.

TÜRK MİLLETİ İÇİN ÇOK BÜYÜK VAHİP SONUÇLARA VARAN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İLE İLGİLİ ZAMAN ZAMAN AYZDIĞIM YAZILAR OLDU, YİNE AYNI KAPSAMDA SAYIN SEFA SAYGILI’NIN KALEME ALDIĞI DÜŞÜNCEYİ AYNEN PAYLAŞMAK İSTEDİM.

İSTANBUL SÖZLERŞMESİNİ BASİT GÖRMEK İSTEYENLER, BİR GÜN KARŞILAŞTIĞI SIKINTILI SÜREÇ SONRASINDA “EYVAH” DESEDE İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAK, BEDELİNİ HAYATI BOYUNCA UNUTAMAYACAĞINI HATIRLATMAK İSTERİM.

DAHA ÖNCEDE İFADE ETMEYE ÇALIŞTIM. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TÜRK ERKEKLERİNİN AYAĞINA VURULAUN PRANGA ZİNCİDİRİDİR!….

BUGÜN GÜÇLÜ GİBİ GÖZÜKÜP İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ SAVUNANLAR, YARIN MAKAMLAR ELİNİZDEN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA ALINDIĞINDA “EYVAH” DESENİZDE FAYDASI OLMAYACAKTIR.

ÇOK ŞÜKÜRKİ CUMHURBAŞKANIMIZ BU GARABET SÖZLEŞMEYİ İPTAL EDİLMES,N, SAĞLADIDA KISMEN SIKINTILAR ORTADAN KALKTI AMA, YETERLİ DEĞİL, BU NEDENLE BU YAZIYI HALKIMIZIN OKUMASINI ARZU EDİYORUM.

İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk mu?

Sefa Saygılı                                     İletişim: sefasaygili@hotmail.com

sefasaygili@hotmail.com

Milletimize ve özellikle aile yapımıza tahrip edici etkisinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’ni 20.03.2021 tarihinde feshetmişti. Bu karara yönelik Diyarbakır Baro Başkanlığı tarafından açılan ve yaklaşık 200 civarında avukatın davacı baro yanında yer aldığı, Cumhurbaşkanı kararının iptaline dair dava, Danıştay 10. Daire Başkanlığı tarafından oy çokluğu ile reddedildi. Karar kesin olmayıp, kararın tebliği tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kısacası, yargı süreci devam etmektedir.

Danıştay, iptal davasını  Anayasa tarafından verilen temsil yetkisi ve 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine istinaden tesis edilmiş olan dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı..”  gerekçesiyle reddetmiştir.

Danıştay’ın karar gerekçesinde İstanbul Sözleşmesi’nin insanımıza ve aileye verdiği ve/veya vereceği zararlar tartışılmamıştır.

Her ne kadar stratejik derinlik uzmanı namıyla müsemma Ahmet Davutoğlu’nun önderliğinde imzalanmış ise de, bu sözleşmeye asıl sahip çıkanların başta HDP ve CHP ile feminist örgütler ve LGBTİQ+  bireylerinin olduğu apaçık ortadadır.

Rusya Federasyonu’nun, birçok Avrupa ülkesinin dahi ahlakını, inancını, kültürünü kökünden kazıyacak olan İstanbul Sözleşmesi’ni reddedip / karşı durmalarına rağmen kadim medeniyetimizin bir kısım mensuplarının sözleşmeyi desteklemeleri ise en azından saflık veya aldatılmışlık olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı sıfatıyla Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından imzalanmış ve 14 Mart 2012 tarihinde TBMM’de oy birliği ile kabul edilip onaylanarak, 1 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türevi ve uygulama kanunu olan 6284 sayılı yasa 2012 yılında yürürlüğe konulmuştur. Ayrıca Yeni Türk Medeni Kanunu, Yeni Türk Ceza Kanunu, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile yönetmelikler, kurumlar, idari ve yargı kararları ile İstanbul Sözleşmesi fiilen yürürlüğü/uygulaması devam etmektedir.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi tek başına yeterli değildir. Zararları bakımından dünyada eşi ve benzeri olmayan, hatta İstanbul Sözleşmesi’ni dahi aşan hükümler barındıran 6284 sayılı kanunun da derhal yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. 6284 sayılı yasa (m.1 f.2/a) İstanbul Sözleşmesi esas alınarak hazırlanmıştır. Sözleşme fesih edildiğine göre, yürürlükte bulunan yasanın iç hukukta dayanağı kalmamıştır. Delilsiz/belgesiz, kocanın/babanın 6 aya kadar ortak konuttan uzaklaştırılması, 6 aya kadar tazyik hapsi, arabuluculuk ve uzlaşma hükümlerinin yasaklanması, sadece kadının beyanının esas alınması, pozitif ayrımcılığın uygulanması sonucu insanımız ağır mağduriyetler yaşamaktadır.

Dünya düzeni neyin, nerede ve kimin/kimlerin eliyle yapılacağını iyi hesap ediyor.

Mukaddes şehrimiz İstanbul’un seçilmesi tesadüf değildir. Yüce Peygamberimizin (s.a.v) fetih müjdesi ile şereflenmiş belde olan İstanbul’da imzalanması ve adının İSTANBUL SÖZLEŞMESİ konulması fethin intikamı olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı anlama kılavuzuna ihtiyaç bulunmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın zararlarını anlamak için, öncelikle feministlerin söylemlerine, Mor Çatı Derneği’nin sosyal medya hesaplarına, LGBTİQ+ dernekleri ile KAOS GL internet sitesine ve kullandıkları slogan ve taşıdıkları dövizlere bakılması yeterli olacaktır.  Sözleşme ile toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında eşcinsellik meşrulaştırılmaktadır. Biyolojik cinsiyetin karşısına konulan toplumsal cinsiyet kavramı; toplumu, insanımızı ve ailemizi iğfal ve ifsat etmektedir. Mor/yeşil feministler ile LGBTİQ+ bireyleri kol kola gökkuşağı flamaları ile onur (!) yürüyüşündeler.

İstanbul Sözleşmesi, 3. dalga feminist ideolojinin manifestosudur. İstanbul Sözleşmesi “kültür, töre, din, gelenek ve namus” değerlerinin kökünün kazınması için hazırlanmıştır.  İçimizdeki feministler ve LGBTİ sevicileri İstanbul Sözleşmesi’ni ve uzantı yasası 6284 sayılı yasayı anlamıyor veya anlamak istemiyor. Halen “Kadın hakları”  ve/veya “Kadına şiddeti önleyen sözleşme” olduğunu zannediyorlar. Hâlbuki sözleşmenin asıl hedefi, LGBTİ bireylerini meşrulaştırmak ve sınırsız cinsel özgürlüğü sağlamaktır.

İstanbul Sözleşmesi kesin olarak fesih edilmeli ve sözleşmenin uzantısı olan 6284 sayılı yasa yürürlükten kaldırılmalıdır. Aileyi, kadını ve çocukları en üstün seviyede şiddetten ve istismardan koruyacak, tabii/evrensel hukuk ilkelerine uygun yasalar yapılmalıdır.

Hakkaniyetli yasalar,  adil ve doğru yargılama, ahlak seferberliği ile şiddeti önleyebilir, huzur ve sükûnu temin edebiliriz. 

Aksi halde toplum çöker ve aile biter.” DİYEREK DEĞERLİ YAZAR NOKTAYI KOYMUŞ.

ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNADA AZ. 

Günün Sözü; Biri size derdi ile gelmiş ise asla geri çevirmeyin…  Çünkü o Allah’a gitmiştir, Allah’ta size göndermiştir.