GERÇEKLERDEN KAÇARAK, hayatın yaşandığı tek ülke sanırım Türkiye’dir.

Gerçekleri, yapılması gereken hizmetleri, halen halının altına süpürerek yaşamaya devam eden ciddi çoğunlukta bir kesim var.

Günümüzde en tehlikeli iletişim aracının “sosyal medya” olduğunu bir kez daha tarihe not düşmek gerekir.

Aslında “sosyal medya” adı üstünde, insanları aydınlatmaya yarayan önemli bir iletişim aracıdır, ama her şeyden olduğu gibi, Sosyal Medyayı da kötü amaçlı kullanıldığında bir ülke için felaketlerin başlangıcı ve devamı oluyor.

Ülkemizde sosyal medyanın faydasından çok zararının olduğunu düşünüyoruz, lakin her insan bu alana öyle bir takılmış ki, arada bir “gerekli tedbirler alınacak, insanların özel yaşantısına yapılan saldırılar önlenecek” dense de, alınan bir tedbir yok, varsa da gerçekleri yansıtmıyor, al gülüm ver gülüm devam ediyor.

Sosyal medyadaki çarpıklık ve algı operasyonları için ülkemizdeki muhalefet partileri hallerinden çok memnunlar, çünkü muhalefet partileri sosyal medyayı en çok kullanarak  halkı kin ve nefret duygularını yaşamak için kullanıyor, algı operasyonları yaparak hükümeti yıpratmaya çalışıyor.

Sosyal medyadaki paylaşımlara çok dikkat etmek gerekir, çoğu paylaşımlar “doğru gibi” gözükse de, çok yanlış paylaşımlar yapıldığını görüyoruz.

Günümüz teknolojileri o kadar hızlı ve kafa bulandıran konumdaki, gerçek olmayan olayları yapılan düzenlemelerle “gerçekmiş” gibi düzenleniyor, halkın kin ve nefret duyguları ile beslenmesine vesile oluyor.

Günümüzde gerçekleri yaşayarak ve mücadele yaparak yaşamaya çalışan bir azınlık var, birde gerçekleri sürekli Halının altına süpürerek gösterilmesine mani olan bir çoğunluk var!…

Sosyal medya olmasa, öyle sanıyorum ki ülkemizdeki pek çok parti hayat bulamaz, ama sosyal medyanın gücünü çeşitli şekillerde kullanarak halkı bölmek ve parçalamak için olağan üstü gayret edenlerin varlığını yine sosyal medyadan görüyoruz.

Bizler mesleğimiz gereği sosyal medyayı takip eden ve kullanan taraftayız, zamanla sıkıntı yaşamış olsak da, bu haberleşme ağını kullanan önemli kişiler içindeyiz.

Bir insan kendi iradesine hakim olamasa, günün 20 saatini sosyal medya ile geçirir, gün bitiminde yorgunluktan harap bir şekilde günü kapatır.

Bugün 3 farklı paylaşımı bizde paylaşarak sosyal medya kervanına devam ettik.

Paylaşımın bir tanesi İBB de genç bir meclisi üyesi kardeşimizin İstanbul Büyük Şehir Meclisinde yaptığı gerçekleri yansıtan bir konuşma.

İBB meclisi üyesi genç kardeşim İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimlerde verdiği yatırım sözlerini ele alarak, söz verilen hizmetlerin enden yapılmadığını soruyor, konuşmayı dinledim genç bir kardeşimizin konuşması dikkat çekici ve gerçekleri konuşuyor.

Yine bir paylaşım yaptım gazeteci meslektaşımız Nedim Şener’e ait.

Gazeteci Nedim Şener terörist Selahattin Demirtaş’ın sosyal medyada paylaştığı yazıya yorum yapmış, Şener’in yaptığı yorum mükemmel.

Gazeteci Nedim Şener, terörist Selahattin Demirtaş’ın yazdıklarına verdiği cevap; Macaristan’da değil, dünyanın hiç bir yerinde 15 bin resmî sivil insanımızı şehit eden bir terör örgütünün siyasi şubesi HDP gibi bir parti yok. Hatta Demirtaş gibi PKK’lıları ve terörist öcalan’ı savunan, 35 insanın katiline sebep olan birinin siyasetçi sayıldığı bir ülke yok” demiş.

Gazeteci Nedim Şener bir gazetecinin bütün özelliklerini taşıyor, cesur yazılar yazıyor, özellikle FETÖ terör örgütü ile ilgili yaptığı mücadele taktire şayandır.

Ülkemizi 40 yıldır kan gölüne çevirmek isteyen pkk terör örgütü ve onun uzantısı HDP ile yaptığı mücadelede taktire şayandır. Gazeteci meslektaşımız sayın nedim Şener’i  terörle ilgili yaptığı mücadelelerden dolayı kutluyorum, başarılar diliyorum, böyle cesur kalemlere ülkemizin ihtiyacı vardır.

Bir başka paylaşımın kadınlar hakkında Haber Türk’te yayınlanan bir programda konuşan bayanların çok çarpıcı düşünceleridir!….

Konuşmacıların düşüncesini buradan yazmak anlamsız konuşmayı dinleyerek gerçekleri anlamak gerekir.

Kadınları her konuda obje olarak görenlerin gençler üzerinde nasıl oyunlar oynandığını o kadar güzel anlatmış ki, günümüzde yaşanan rezaletleri ve kadınlara yönelik çirkinlikleri anlamak için paylaşımı dinlemek gerekir.

Evet; “Gerçeklerden Kaçarak” diye başladığımız yazımıza son noktayı koyalım.

Ramazan aynının son günlerinde kimsenin kalbini kırmamak için çoğu zaman çalıyı dolaşmayı uygun görüyoruz.

Sıkıntılar sürekli halının altına süpürülerek asla sıkıntılara çözüm bulunmaz.

Bizler insan olarak ve de gazeteci olarak üzerimize düşen görevi yaptığımıza inanıyoruz.

Yazdıklarımızı dikkate alanlar mutlaka kendileri kazanacaktır, almayanlar, halkın sesine kulak tıkayanlar halktan gereken derside alacaktır.

Ne diyoruz?, var olan sıkıntıları dikkate alıp, çözüm bulmak gerekir diyoruz.

Ne diyoruz?, “üretmek mecburiyetindeyiz” diyoruz ve çözüm yolarını ortaya koyuyoruz.

Ülkemizde Marul halen 10-15 TL den satılıyor ise, bu üretimi yapmayanlar için, üretimi teşvik etmek istemeyenler için halka zulüm yapmaktır.

Bizler küçük dokunuşlarla elimizden geldiğinde çözüm yoları buluyor, yazıyoruz, uyguluyoruz.

Var olan değerlere sahip çıkalım istiyoruz.

Yağmur sularının boşa akmaması için tekliflerde bulunuyoruz.

Bahçelerde üretilen ürünlerin Yağmur Suyu ile sulandığında daha kıymetli ürünlerin çıktığını söylüyoruz.

Günün Sözü; Allah, eğer bir kulu hakkında iyilik Murad ederse ona kendi kusurlarını görme kâbiliyetini verir.”