Bugün farklı bir gün, özelliği ve güzelliği olan bir gün.

Tarih 15 Temmuz 2016 akşam saatleri başlıyor, zaman ilerledikçe ülkemde bir şeylerin yanlışlığı ortaya çıkıyor, saat 22 sularına doğru geldikçe, ülkeme ve milletime karşı ihanetin ortaya çıkmaya başlıyor, saat 23 suları TRT 1 de bir spiker bayan anonsu ile ülkeme yapılan ihanet ve kahpelik zirve yapıyor; “YURTTA SULH KONSEYİ BİLDİRİ” diyerek başlıyor, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletine karşı yapılan kahpelik bildiri şeklinde okunuyor.

15 Temmuz ülkem ve milletim için tam bir ihanet hareketidir, memleketime ve milletime en büyük kahpeliğin yapıldığı  gün 15 Temmuz 2016 tarihidir.

15 Temmuz ihanet darbe girişimini çok yazdık, çok anlatıldı, daha da çok yazılacağa benziyor.

15 Temmuz tarihi ile birlikte ülkemde ihanet zirve yaptı, yapılan ihaneti anlamaya, ihanetle mücadele yapmaya başladığımız günden bugüne kadar ne huzurumuz kaldı nede sağlıklı bir gün yaşayamadık.

İhanet öyle hale gelmişti ki, kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamakta bile uzun zamanlar geçti.

15 Temmuz gecesi ihanet içinde olanlar amaçlarına ulaşmış olsalar idi, bugün bu satırları yazma şansımız olmayacaktı, Cenabı Allah’a şükürler olsun ki, hainler amaçlarına ulaşamadılar, 250 vatan evladını şehit vererek, binlerce insanımızın çeşitli şekillerde yaralanması ama yüzbinlerce insanın ruh halinin bozulması ile 15 Temmuz ihaneti durdurulmuş oldu.

Bu yazıyı nasıl tamamları bilemiyorum, duygu doluyum, çok şeyler yazmak istiyorum, beynimde kıvrım kıvrım olan düşünceleri nasıl çözerek yazıya dökeceğimi de bilemiyorum, çünkü halen mücadelem devam ediyor.

15 Temmuz ihanet darbe girişimine başlayan hainler, yapmak istedikleri ihanette başarılı olamayınca sıkıntılı süreçler devam etti, ihanete kalkışan hain FETO ve yandaşları bu ülkede milletimizin çok emeklerini çaldı, hırsızlık yaptı, aileleri bir birine düşürdü.

15 Temmuz  gecesi sonrasında ihanet içinde olanlar tek tek tespit edilmeye başlandı, hainler yakalanarak adalete hesap vermesi için çalışmalar başlatıldı, Niksar’da önemli sıkıntılar vardı, halk olarak bizler Niksar Polis Karakolu bölgesine gelerek Emniyet teşkilatı ile birlikte hareket etmeyi düşündük, çünkü ihanetin ilk görüntüleri asker elbisesi giymiş hainler ön planda gözüktü, Polis teşkilatı o an için daha güvenli ve emniyetli olduğu düşünüldü, saat 23-24 arası Belediye binası karşısındaki Polis Karakolunun etrafında etten duvar ördük, binlerce insanımız hep birlikte “Cumhurbaşkanımızın ve Hükümetimizin yanındayız” sloganları atarken ne yazık ki Polis Karakolumuz kapalı ışıkları dahi yanmıyordu!.

Sabah oldu, ihanet şebekeleri belli olmaya başlandı, hainler tek tek tutuklanmaya ve hainlerin mallarına el konulmaya başlandı, tabi ki bizlerde Niksar’daki hainlerin tutuklanmasını bekledik!.

Süreç başladı, devlet terör örgütüne  ait işyeri, okul pansiyon, yurt, dershanelere el koymaya başladı, yani 18 Temmuz 2018 tarihi itibari ile.

Niksar’da Melik Gazi Eğitim Kurumları A.Ş şirketine ait olan FEM dershanesi devletin el koyduğu Mallar arasında elimdeki listede  yoktu, ilk önce konunun muhatabı olan Mal Müdürüne; “müdürüm Niksar’daki FEM dershanesi kayyuma devredilmemiş neden bu dershane yok?” dediğimde, müdürü bey bana; “Ankara’dan gelen listeye göre hareket ediyoruz, Ankara’dan gelen liste bu” dedi, konuyu bir başka yetkiliye sordum; “müdürüm neden bu FEM dershanesi listede yok?, esas FEM dershanesi FETO terör örgütü şirketine ait” dediğimde, müdürü bey; abi biz fazla ilgilenmiyoruz, Ankara’dan gelen liste ne ise o kayyuma devredildi” dedi.

Evet; FETO terör örgütüne ait olan bir bina yani milletin yaptırdığı, sonra FETO terör örgütüne dershanecilik yaptığı dönemde devredilen binanın gösterilmek istenmediği hissine kapıldım, o tarihten sonra konuya duyarlılık gösterdim.

Niksar FEM dershanesi olarak öğrencilere kurs veren, çeşitli kurslar açarak faaliyet yapan Bengiler mahallesin de bulunan bina 15 Temmuz darbesinden 1 ay önce satışı Niksar’da daha önce Final Dershanesi olarak faaliyet yapan ve sonra çıkan yasalardan faydalanan ve ismi Özel Asrın Lisesi olarak isim değişikliğine giden işlete sahipleri olan Başaran Kılıç, Osman Yılmaz isimli kişiler tarafından satın alındığını öğrendim.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız sayın Binali Yıldırım ve ilgili bakanlar, 15 Temmuz öncesinde dershaneler kapatılıp devletin yeni sistem içinde öğrenci kurslarını devletin açacağını söylediler ve sayın Cumhurbaşkanımız konuşmaları içinde; “sakın  bu FETO grubuna çocuklarını vermeyin, onlarla ticaret dahi yapmayın, çocuklarınızı onların yurtlarına bırakmayın, vermeyin, onların mallarını mülklerini sakın almayın” diyerek defalarca konuşmalarında ifade etmiş idi.

Bizler; devletimizin terör örgütü ile yaptığı mücadeleye destek verdik, milletin paraları ile yapılan dershane, devletin olması gerektiği için, terör örgütünün devletten mal kaçırmasını istemedik.

FETO terör örgütüne ait olan bir bina, 675 sayılı KHK ile devlete devredilmesi  gerekirken, Niksar Özel Asrın Lisesi sahipleri tarafından 30 Haziran tarihinde satın alınmış, bizlerde uzun zaman içinde bu satışın iptal edilmesi gerektiğini, hatta “terör” örgütünden mal almanın, terör örgütü ile ticaret yapmanın kanunlar çerçevesinde suç olduğunu defalarca ve aylarca dile getiren yazılar yazdık, tüm iyi niyetimize rağmen, Özel Asrın Lisesi yetkilileri kendi siyasi nüfuslarına güvenerek terör örgütünden aldıkları binayı devretmemek için yoğun çaba harcadılar, benim yazdığım her yazıyı C. Savcılığına şikayet ettiler, dershane sahiplerini şikayetlerini reddeden C. Savcılığı hakkımdaki şikayetlere takipsizlik verdi, daha sonra devreye Belediye Başkanı Özdilek Özcan girerek, yazdığım yazıları kendisine hakaret kabul ederek sürekli yazılarımı şikayet etti, şu an tam olarak hatırlamıyorum ama, sanırım en az 10 defa Polis Karakoluna giderek ifade verdim bazen C. Savcılığına giderek ifade verdim.

İşin üzücü noktası şu idi, bizler devletimizin mücadele yaptığı bir terör örgütünün devlette mal kaçırdığını ve usulsüz olarak elindeki garimenkulü sattığını, bu satışın iptal edilmesini talep ederken, Niksar belediye Başkanı Özdilek Özcan, devlettin malını terör örgütünden alarak devletin malını gasp etmeye çalışan akrabalarına; “siz hata yapıyorsunuz, bu satış yanlış yapılmış, bırakın bu devletin binasını” demesi gerekirken, beni yaptığı mücadelede yılgınlık göstermem için sürekli şikayet etti, her ay mahkemelere gidip gelmemi sağladı ceza davaları açıldı, keşke C. Savcılığı benim yazdığım yazılarda “hakaret varmı?, yokmu?” diye mahkemeye dava açarken, bir yazımdaki sözlerden dolayı terör örgütünden devletin malını alarak saklamaya çalışanlar hakkında da; “devletten mal kaçırılmış mı?, kaçırılmamış mı?, terör örgütünden mal alınmanın suç olup olmadığı” konusunda ilgili mahkemeye dava açabilse idi!, maalesef bir gazeteci hakkında terör örgütleri ile mücadele yaptığı için açılan onlarca dava karşılığında, bir davada “terör örgütü kime nasıl mal satışı yapar?” diyerek soruşturma açıp, bir tane de olsa sembolikte olsa dava açabilse idi.

Sonuçta çok yorulduk ama çok şükür mutlu sona erdik.

Şükürler olsun ki devletimden kaçırılmak istenen 5 milyon TL değerindeki bir binayı devletime kazandırmış olduk.

Ben çok ağır bedeller ödedim, ödetilmek istendim yaptığım mücadeleye vatan sever devlet yetkilileri sahip çıktı, milletin yaptığı binayı 14 ada, 39 parsel nosu ile 17.08.2018 tarihinde Maliye Hazinesine kayıt yapılarak dershanenin devletin olması sağlandı.

Günün Sözü: NE MUTLU BİZLERE DEVLETİMİZE 5 MİLYON TL LİK BİR DESTEK SAĞLAMIŞ OLDUK.