AK Parti 18. Kuruluş yılını kutladı.

AK Parti 18. Kuruluş yılında 17 yıllık iktidarı, döneminde karşılaştıkları ihanetleri daha önce yazmaya çalıştık, bizlerin yazmasının yanında, AK Parti iktidarına yapılan saldırılar aslında devlete ve millete yapıldığını anlamak gerekir.

Bir siyasi parti özellikle iktidarda olan bir parti henüz daha devleti tanıyamadan ilk 6 ay içinde bir kapatma davası ve birde Muhtıra veriliyorsa ve bu parti lideri halan 17 yıllık dönemde devleti yönetiyorsa, bu devlet adamına saygı duymak gerekir.

Kendi ülkemizde yabancı konumuna düşürülmek çok acı ve zor bir durum.

İşin aslı şudur, devlet ile milletin ayrı düşündüğü, gizli bir kominizim sisteminin uygulandığı yılları yaşadık, hiç aklınıza geldi mi?, Türkiye uzun yıllar gizli kominizim sistemi ile yönetildiğine inanıyorum!.

Halka tam baskının yapıldığı, tek tip insanın yetişmesi için, yoğun devlet baskısının uygulandığı, ama seçimlerin yapıldığı bir Türkiye 2002 yılına kadar gelmiştir.

AK Parti 2001 yılı 14 Ağustos tarihinde kuruldu, 2002 yılında yapılan ilk seçim de tek başına iktidar oldu.

AK Parti mucizesi ve ya sayın Recep Tayyip Erdoğan  gerçeğini iyi görmek gerekir.

Baskı ve zulüm içinde olan halkın çoğunluğu, sayın Erdoğan siyaset sahnesine girmesi ile birlikte bir umut ışığı doğdu, sayın Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı olarak bilinmesi İstanbul’un dev gibi büyüyen Su sıkıntısı, Çöp dağları içinde olan İstanbul’un iki önemli problemini kısa zamanda çözmesi halkın dikkatini çeken ve sayın Erdoğan’a olan ilgili artırmakta önemli noktalardır.

AK Parti sayın Erdoğan demektir, ilk kurulduğunda da, bugün de AK Parti demek sayın Recep Tayyip Erdoğan demektir.

AK Parti  ilk girdiği 3 Kasım 2002 tarihindeki seçimdeki başarısındaki önemli noktalardan birkaç tanesini saymak gerekirse, 1ci  neden, sayın Erdoğan’ın İstanbul belediye bakanlığındaki başarısıdır, daha sonra bu ülkeye zorla dayatılarak, hasta olan bir insanın kollarına girilerek başbakanlık  yaptırılan rahmetli Bülent Ecevit’in hastalıklı hali ile bu ülkeyi yönetmeye mahkum bırakılması, Türk milletinin sabrını taşıran önemli noktalardan bir tanesidir.

Türkiye cumhuriyetinin düşürüldüğü durumu anlamak için  2002 yılı öncesine bakmak gerekir!.

Bugün yeni nesil yani 2002 öncesini bilmeyen gençler, ülkenin her alanda girdiği krizleri bilmiyorlar, o tarihlerde cep telefonları bugünkü teknoloji gibi değildi.

2002 öncesinde ülke ekonomisi batmış gecelik faizler % 7000 binleri aşmış, devlet memur ve işçileri maaş alamaz olmuş, hatta Gölcük Depreminde  yurt içinden ve dışından yardım paraları maaş olarak dağıtılmıştı!.

Hasta bir başbakan, iki kişi kollarına girerek yürümek zorunda kalıyor, Türkiye gibi ülkenin sürekli içerden terör baskısı, dışarıdan ekonomik ve çeşitli kurumların baskısı ile karşı karşıya kalan bir ülke uzun zaman hasta başbakanla yönettirilmek mecburiyetinde bırakılınca, 3 Kasım seçimlerine giren AK Parti, güçlü bir lider ve pırıl pırıl gençlerden oluşan kadrosu, halkın karşısına çıkınca, Türk halkı “işte benim liderim, işte beni dünyanın her tarafında  savunacak  devlet adamı” dedi ve tün dünyayı şaşırtacak şekilde %35 civarında oy vererek ülkemizde yeni siyasi başlangıç yapmış oldu.

Ülkemiz siyaset sahnesinde ve devlet adamlığı konusunda Türk milleti sayın Recep Tayyip Erdoğan’da aradıkları bütün vasıfları görmesi, halen AK Partinin alternatifsiz siyaset adamı olarak sevgi ve saygı görmesini sağlıyor.

Türk siyaset sahnesinde sayın Erdoğan’a yapılan iç ve dış baskılar ve saldırıların bir kısmı başka siyasetçilere yapıldığında oturduğu koltuğu anında terk edenler olmuştur, Türk halkı sayın Erdoğan’ın güçlü kişiliğini ve yapılan saldırılara karşı direncini seviyor ve desteklerine devam ediyor.

AK Partinin yıkılması, devletin yerle bir olması, Cumhuriyetin kazanımlarının tamamen ortadan kalkması için yapılan saldırıları görmezden gelmek saflıktır, anlamamakta ısrar edenler aptallıktan başka bir şey yapmamaktadır.

Aslında ülkemizdeki siyasetçiler devlet ve millete yapılan her saldırı karşısında birlik içinde olmalılar, lakin bizim ülkemizde bunu gören iki partide  olmuştur, AK Partiye yapılan her saldırı karşısında MHP genel başkanı sayın Devlet Bahçeli üzerine düşen görevi yaparak, AK Parti üzerinden devlete olan saldırıları görerek AK parti iktidarını sürekli savunmuş, en kritik zamanlarda MHP olarak destek vermiştir.

AK Partinin 17 yıllık iktidarında, karşılaştığı onlarca saldırıdan, her saldırı başlı başına devletin bütün sistemini yerle bir edecek, hatta siyaseti ortadan silecek niteliktedir.

AK Parti hakkında açılan kapatma davası, yapılan saldırılar karşısında bir hiç sayılır, özellikle Danıştay saldırısı ile organize edilen ve devletin tüm organlarını sıkıntıya sokacak ihanet çalışması başlı başına ela alınıp neden ve niçinleri sorgulamaya değerdir, bu saldırılar artık unutuldu,  AK Parti sanki mükemmel bir devlet sistemini ele almış gibi, yıllardır AK partinin yaptığı tüm öneli ve güzel hizmetleri  yok saymak hiçbir siyasetçiye fayda sağlamayacaktır.

AK Parti; 17 yıllık iktidarında Türk siyaset hayatının kendi ayakları ve güçlü bir şekilde kalmasını sağlamıştır, bizler bunu söylerken nasıl olduğunu anlamadan, incelemeden bu sözlerimize birileri “hayır yok öyle bir şey” diyecektir ama gerçekler budur.

AK Parti 17 yıllık iktidarında en büyük darbeyi Fetö ihaneti ile yemiştir, aslında AK partinin yıkılması için yapılan ihanet girişimi Türk milletine yapılan en büyük ihanettir, bu ihaneti Yunanistan  ve Ermenistan dahi yapamamıştır.

Ülkemiz FETÖ terör ihaneti ile milletimizin 100 yıllık geleceğini karartmıştır, bugün FETÖ ihanet darbe girişimini görmezden gelenler, birkaç yıl sonra daha iyi anlayacaklardır, aslında onlarında anlamaması mümkün değil, sadece “AK Parti yıkılsın da ne olursa olsun” diyenler, kendileri karşılaşacakları ihanetleri iyi hesap etmeleri gerekir.

AK Parti ile bu ülkenin kazanımlarına sahip çıkmak gerekir, Türkiye 20 yıl önceki Türkiye den daha güçlüdür, yarın daha güçlü olmalıdır, olmak zorundadır.

Günün Sözü: Biz vazifemizi halka ve hakka hizmet olarak görüyoruz. Bu dava AK partinin 18 yılının ötesinde bir davadır. RTE