Bir sabah kahvaltısında siyasetçilerle birlikte olmak!.

Bir önceki yazımda kısmen değinmeye çalışmış idim.

10 Ekim 2021 günü sabahı Tokat’a bir toplantı için davet edildim, toplantı Tokat Dedeman Otelinde gerçekleşti.

Sabah davette SP genel başkanı sayın Temel Karamollaoğlu ile Kahvaltıda beraber olmak üzere planlanmış idi, planlanan şekilde başladı.

Sabah kahvaltısı için Dedeman Oteline gittiğimde otelin bahçesinde AK Parti eski Tokat Milletvekili ve MYK üyesi sayın Zeyit Aslan ile karşılaştık hal hatır sorduk, tabi ki diğer gazeteci arkadaşlarda birlikte güzel bir sohbet gerçekleştirmiş olduk.

AK Parti eski Tokat Milletvekili ve MYK üyesi sayın Zeyit Aslan ile uzun zamandır bir araya gelme imkanımız olmamıştı, sohbetimizde; sert yazılar yazıyorsun, nasıl gidiyor Niksar’da siyaset?” diye sordu, bizde; “rutin hayat devam ediyor,  alt yapıdan dolayı bir hayli sıkıntı yaşıyoruz, ama yapılacak bir şey yok, siyaset rutinde, genel anlamdaki siyaseti sizler daha iyi bilirsiniz, AK Partinin sıkıntısı kendi içindeki çelişkiler, sosyal medyada zayıflar, TV lerde AK Partiyi savunduğu izlenimini verenler kesinlikle yeterli savunmayı veya yapılanları anlatamıyorlar, basında güçlü gibi gözüken AK Parti halk gözünde ne yazık ki zayıf, yapılanları anlatamayan bir siyasi yapılana var, her kes Cumhurbaşkanımızın sırtına binmiş gidiyor, bu sıkıntılar çözülmelidir” dedim.

Siyasi kimlik sahibi olanlar zaman zaman halkın içinde olmalı, halkın ne dediğine dikkat etmelidir.  Makamları ve siyasi güçleri elinde bulunduranlar halkın düşüncelerine itibar etmelidir, halkın yanında çaresiz olduklarını göstermemelidirler.

AK Parti eski Tokat Milletvekili ve MYK üyesi sayın Zeyit Aslan samimi bir siyasetçi, sohbetimizde şunu rahatlıkla ifade ediyor; “ siyasetin dışında kendimi görmek istiyorum, tarafsız bir insan olarak ülkem için hangi siyasetçi bu ülkeye hizmet eder? diye sorduğumda inanının bu ülkede muhalefet sorunu olduğunu gördüm, eleştirmek kolay, eleştirdiğiniz zaman yerine alternatifler sunmak gerekir ülkemizdeki muhalefette ne yazık ki eleştiri çok, ama çözüm yollarını söyleyen muhalefet yok” dedi.

Evet; ülkemizde Hükümet sıkıntısı yoktur, ülkemizdeki tek sıkıntı muhalefet parti liderleridir.

Sabah güzel bir sohbetten sonra SP genel başkanı sayın Temel Karamollaoğlu ile yapılacak kahvaltı salonuna geçtik, bir süre sonra sayın genel başkan geldi, kahvaltımızı yaptık, sayın Karamollaoğlu kısa bir selamlama yaptıktan sonra gazetecilerin soru sormasını bekledi, bizlerde sorularımızı sorduk.

Ben dahil soru soran 3 gazeteci arkadaşımız güncel konular ve vatandaşın kafasındaki soruları sayın Temel Karamollaoğlu’na sorduk.

SP genel başkanı sayın Temel Karamollaoğlu’na sorduğum iki soru oldu, bunlar dışında iki soru daha hazırlamış idim, onları sormadım, aslında sorulması gereken soru idi, sorduğum ilk soruya cevap verirken sözlerine; “sen AK Partili gibi konuşup soru sordun” demesi diğer soruları sormamakta ısrar etmememi engelledi!.

Sorduğum soruda AK Partiyi savunan bir soru yoktu, soru içinde neden seni suçlayan gruplarla siyasetçilerle beraber hareket ederken, “neden Cumhur İttifakı ile birlikte değilsiniz?” şeklinde sorum vardı, zaten halkımızın aklındaki soruyu sormuştum, ama verilen cevap farklı başlayınca, şu soruyu sormadım; “siz AK parti yani sayın Recep Tayyip Erdoğan karşısında siyaseti yapma nedeniniz, Recep Tayyip siyasette kaldığı müddetçe bizim siyasette başarılı olmamız mümkün değil, o nedenle bir Recep Tayyip Erdoğan karşıtı herkesle işbirliği yapıyoruz” düşüncesimi hakim?” diyecektim, bu soruyu sorsam sanırım ülke gündemine oturan bir soru cevap olurdu!….

Soruyu sormak gerekirdi!. Verilen cevaplarda o derece önemli olacaktı, lakin bazı kesimlerde suçlayıcı dil  hoş manzaralar vermiyor.

SP genel başkanı sayın Temel Karamollaoğlu konuşması içinde, düşünce özgürlüğünden bahsetti, hak ve hürriyetlerden bahsetti, bunlar önemli hayat tarzı ama, kendisine sorulan soru karşısında verdiği cevap, “susturucu” niteliği taşıyor.

Hani halk arasında söylenen; aynı ekol, aynı siyasi düşünce, aynı hayat tarzını benimsemiş insanlar neden kavga ediyor?” diyerek konuşulan sözler, SP de hayat bulmuş devam ediyor.

Sorduğumuz sorulara cevap verirken sayın Cumhurbaşkanı hakkında bir iki cümle güzel sözler sarf etmeyen SP genel başkanı, vefat eden DSP eski genel başkanı Bülent Ecevit’i öyle güzel sözlerle savunmaya kalktı ki, hele CHP genel başkanı hakkında sözlerini söylerken, yaptıkları mitingde kendisinden daha güzel sözleri sayın Kılıçdaoğlu’nun söylediğini ifade ederkenki tavrı dikkat çekiyordu!….

Biz Anadolu da gazetecilik yapanlar, kendi eksenleri etrafında dönüyor, yazdıklarımızı yurt içinden ve dışından çok sayıda okunduğunu biliyoruz, ama pek çok yakala meslektaşlarımız kadar sesimizi yeterli şekilde duyuramıyoruz.

Bizler asla Kalemimizi satmadık, satmayacağız da, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.

Günümüzde samimi, devlet ve millet yararına gazetecilik yapanların sayısı az, taklacılar, yalakalar, gün kurtarıp rant sağlayanlar ne yazık ki çok!.

Günümüzde çok açık ve net ifadeler kullanarak yazı yazan, TV lerde konuşma yapanların sayısı nerede ise bir elin parmakları kadar az.

Siyasetçiler; hem, hak ve hürriyetlerden bahsedecekler, ama halkın “hak ve özgürlüğünü engelleyen terör örgütleri ile birlikte hareket edecekler veya hareket edenleri savunacaklar!. Böyle bir siyasi yapılanma ülkemiz dışında hiçbir ülkede yoktur.

CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaoğlu daha dün yaptığı meclis konuşmasında“Demirtaş neden içeride?” diyor!..

Yine yazıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CHPyi, CHP  genel başkanı olarak PKK terör örgütünü savunan bir terör seviciyi Türkiye Büyük Millet meclisi çatısı altında kendi partisi salonunda, kendi partilileri karşısında savunuyor olması ülkemiz için VAHİM değimlidir?.

Salonda bulunan onlarca CHP insanlar içinden bir tanesi de; “”sayın genel başkan siz ne diyorsunuz, Yasin Börü’yü katledenleri tahrik eden sokağa döken kişiyi savunurken, Yasin Börü ve 37 insanı katledilmesini neden söylemiyorsunuz?” diyen çıkmadı!…

CHP genel başkanı TBMM de salonda savunduğu terör sevici Demirtaş şunu söylüyor; “PKK yı silahlı bir halk hareketi olarak görüyoruz” 1990 itibaren kurulan hiçbir partimiz PKK yı terör örgütü olarak görmedi.  (Selahattin Demirtaş)”.

40 yıldır ülkemizi kan gölüne çevirmek isteyen PKK ya terör örgütü demeyen , beşikteki Kürt çocuklarını katleden PKK terör örgütü sevicilerini savunanlar bu ülkede devlet imkanlarından faydalanıyor!.. YAZIK!….

Bizim işimiz kavga etmek değil, bu ülkenin Hür ve Bağımsız ülke olarak hayatına devam etme isteğidir.

Huzur istiyoruz, başımızı sokacak evimizde, işyerimizde huzurlu  yaşamak istiyoruz.

Dünyanın hiçbir ülkesinde teröristleri savunanları ve terör sevicileri itibar görmez, ama ülkemizde ne yazık ki hayat buluyor!!!!!!

Günün Sözü; “El ne der?” kaygısı, “Allah ne der?” kaygısından daha ağır olmaya başlamış.