Başbağlar katliamının üzerinden yıllar geçti acıları halen tap taze bir şekilde yaşanıyor, katiller dışarda başa katliamlar yapmak için mi bekletiliyor?

2 Temmuz’da Sivas’ta Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri için kente gidenleri hedef alan saldırıdan 3 gün sonra Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne silahlı bir grup tarafından bir baskın düzenlendi. Baskında 33 kişi hayatını kaybetti, köy ateşe verildi.

İlginç değil mi 2 Temmuz da Sivas’ta Madımak otelinde insanlarımız yandı, 3 gün sonra Erzincan ilimize bağlı Başbağlar katliamı yaşandı, bu kadar yakın zamanda iki katliam yaşanamaz, her iki olayda çok özel ve önceden tertiplenmiş olduğu çok açık ve netken neden halen Başbağlar katliamının çözülmediği insanların kafasında ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Ülkemizde 80 milyon insanın katili PKK’nın İmralı Cezaevi’ndeki terörist başı Abdullah Öcalan yargılandığı sırada mahkemedeki ifadesinde, saldırının “Doktor Baran” kod adlı örgütün yerel sorumlulardan biri tarafından düzenlendiğini söylemiş, buda ilginç herşey önceden planlanmış olaylar zinciri devam ediyor.

Başbağlar köyünün muhtarı Ali Akarpınar şunları söylüyordu;

“Teröristler önce bölücü içerikli propaganda yaptılar ve kesinlikle kimseye zarar vermeyeceklerini söylediler. Köyümüze ilk kez teröristler geldiği için olayın nereye varacağını tahmin edemiyorduk. Zira köyün dışında topladıkları insanların tamamı silahsızdı ve onlara karşı yapabilecekleri bir şey yoktu. Bunun için de bunların bir an önce gitmelerini bekliyorduk. Köy halkını kurbanlık koyunlar gibi dizen teröristler daha sonra üzerimize kurşun yağdırmaya başladılar. Bir taraftan da bütün köyümüz alev alev yanıyordu” diyerek vahşetin ne kadar kahpece işlendiğini ifade etmiş, bunları duyunca ve okuyunca insanlıktan çıkıyoruz.

Başbağlar köyü halkından Köyde tesadüfen kurşunlardan kaçan 60 yaşındaki Hakkı Keskin de şunları ifade etmiş,  tüm erkekleri köy meydanında topladıklarını ve silahla taradıklarını, kendisinin de kaçarak kurtulduğunu anlatmıştı. Keskin, PKK’lıların topladığı kadınlara şu konuşmayı yaptığını aktarıyordu; “Siz Sivas’ta Kürt halkının temsilcilerini katlettiniz. Biz de sizin erkeklerinizi cezalandıracağız. 1938’de Dersim’de yaptığınız katliamların hesabını da soracağız. Bütün erkeklerinizi öldürüyoruz” diyerek masum insanların nasıl katliama tabi tuttuklarını ifade etmiştir.

Bağbağlar katliamının üzerinden yıllar geçmesine rağmen halkın sağlıklı bir bilgiye kavuşturulmaması da ilginç.

Başbağlar Katliamı’ndan yaralı kurtulan muhtar Ali Akarpınar üzerinden 25 yıl geçen saldırının faillerinin bulunamamasına tepkili. Anadolu Ajansı’na konuşan Ali Akarpınar sürece dair şunları söyledi; “Başbağlar 25 yıldır adalet arıyor. Çalmadığımız kapı, gitmediğimiz makam kalmadı ama bu güne kadar sonuç alamadık. 1994 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) başlayan davanın 4 duruşması Erzincan, 24 duruşması İzmir DGM’de görüşüldü. “1998 yılında Başbağlar olayı takipsizlikle kapandı. Daha sonra sivil ve yargı önünde bir çok denemelerimiz oldu. 2013 yılında 23. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonuna da davamızı anlattık. Oradan da sonuç alamadık. “Devlet Denetleme Kurulu’na elimizdeki bilgi, belge ve dokümanlarla gidip 7 saat açıklama yaptık. Dava dosyası Sivas olayı ile birleştirildi ancak Sivas olayıyla ilgili rapor hazırlandı, Başbağlar ile ilgili hazırlanmadı. O dosya içinde Başbağlar’a tek satır yer verilmedi. Sivas olaylarının intikamının alınması amacıyla Başbağlar Katliamı’nın yapıldığına ilişkin buraya bir bildiri bırakılmıştı. Buna rağmen maalesef Başbağlar olayı görünmez oldu”, diyor, olayların halen aydınlığa çıkmaması manidardır.

Başbağlar olayı ile ilgili olarak rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da şunları ifade etmiş. Muhsin Yazıcıoğlu; “Başbağlar köyünü basıp, 33 kişiyi öldüren, Camiyi, Okulu, Evleri, Ahırları içindeki hayvanlarla ateşe veren Teröristlerin hepsi yakalandı. CHP’li Adalet Bakanı Seyfi Oktay hepsini salıverdi. Bugün Başbağlar katlimanı yapan teröristlerden tek tutuklu yoktur” diyor, ilginç değil mi?.

Sivas’ta 2 Temmuz olayı, Erzincan da 5 Temmuz katliamı, bu karanlık sayfalar inşallah yeni dönemde aydınlığa kavuşur, kim neden ve niçin olayları yaptı, katliamları yaşattı bunun mutlaka cevapları vardır.

Sivas olaylarında gerçekler nedense ortaya çıkmamış, çoğu masum olduğu iddia edilen insanların mahkum edildiği iddiaları hep konuşulup zaman geçti, neden bir olay bu kadar  ihmal edildi.

Olaylardaki karanlık sayfaların sorumluları siyasetçilermidir?, bunu tam olarak ifade etmek zor, lakin olayların olduğu dönemde hem sosyal demokrat partiler, hem de milliyetçi partiler iş başında iken olaylar vahşice yaşanmış.

Olaylarda vahşice katledilenler bizim insanlarımız, onları şucu bucu diye ayıramayız, her şeyden önce onlar İNSANDI, hayvanlar dahi böyle katliama tabi tutulmazken neden her iki olayda da onlarca insanımız yakıldı katledildi?.

Ülkemizde karanlık taraflar bir hayli fazla, ne Sivas Madımak olayı tam olarak aydınlığa kavuşacak, nede Başbağlar Katliamı sorumluları ortaya çıkacaktır!, neden mi?, işte 15 Temmuz ihanetinde yaşananlar.

15 temmuz ihanetinde yaşananlar çok açık ve net bilindiği ve resimler ve kamera kayıtları varken halen inkar yoluna gidiliyorsa, söz konusu tarihlerde resim ve kamera kayıtları yokken olayların aydınlanması kolay  olmadığını ifade edelim.

Her yıl 2 Temmuz Madımak vahşetini de, 5 temmuz Başbağlar katliamını da dinleyeceğiz hem de ciğerleri yanan insanlardan, sonra  ne olarak herkes kapısını kapatacak, odasına çekilecek ve acılı insanlar yüreklerine ellerini koyacaklar ve sessiz bir şekilde hayatın acımasız çarkları içinde kaybolup gidecekler.

“Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” desek de bunun bir karşılığı yok, bazen masum insanlar bedel ödeyecek, bazen de olayların kapanması için geberip gidenlere; olay aydınlanmış ölü olarak ele geçirilmiştir” diyerek karanlık sayfalar birden kapanı verecektir.

Günümüzde hep böyle olmuştur, olayların fazla tepki çekmemesi için çoğu zaman birileri günah keçisi olarak ele alınır bir iki ceza sallanır, gerçekler hep gizlenip durur, hayat devam eder.

Günün Sözü: ADALET DAGITTIĞI İDDİA EDENLER ADALETİN KENDİLERİ İÇİNDE LAZIM OLACAGI GÜNÜ DÜŞÜNMELİDİR.