Kendisini Milliyetçi ve hatta “Ülkücü” olarak yansıtmaya çalışan İP genel başkanı Meral Akşener, son günlerde konuşması gereken konularda suskun kalması manidardır!.

İP genel başkanı Akşener, İBB başkanını İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet’e benzetmesinden sonra Yunan basınının Ekrem İmamoğlu ile ilgili yazdıklarını görünce, Akşener’in Yunan basınına ve Rum yetkililerine söyleyecek bir iki kelamı olması gerekmez mi idi?

Peki Yunan futbol takımı başkanının Fenerbahçe’yi yendikten sonra söylediği sözler karşısında İP genel başkanı ne yaptı?, yine suskun kaldı!.

Peki ABD’ nin Ülkü Ocakları hakkında “terörist” işlemi yapması karşısında ne yaptı?, yine suskun kaldı!…

Peki ;İP genel başkanı Akşener, PKK terör örgütünün Kandil uzantısındaki hain elebaşı TV’lerde ki CHP ile ilgili açıklaması ve HDP’yi savunan açıklamaları karşısında ne yaptı?.hiçbir şey ve suskun kaldı!…

 

 

Evet; Meral hanım zaman içinde sivri çıkışlar yaparak kendisine siyasi rant sağlamayı çalışsa da, sonuçta ne Ülkücü ne de Milliyetçi olmadığını göstermiş oldu.

Bu ülkede söylemleri ile eylemleri bir olan siyasetçiler iktidar oluyor.

Birileri; “ben Ülkücüyüm” demekle Ülkücü olunmuyor, ama Türkücü olanlar çok fazla!.

Peki Ülkücü olmanın özel şartı mı var?.

Tabi ki Ülkücü olmanın en özel tarafı, Vatan ve Millet sevdalısı olmak, Türk Topraklarına göz dikenler karşısında dimdik adam gibi durmak, hainlere gereken dersi her şartta verebilmek, Türk vatanına ve milletine ihanet edenlere ve etmek isteyenlere fırsat vermemektir.

İP genel başkanı hangi düşünce ile İBB başkanını Fatih Sultan Mehmet Han’a benzetti?, bunu bilmiyoruz, ama Ekrem İmamoğlu Yunanlılar tarafından çok sevildiğini, Yunanistan’a gittiğinde de görmüş olduk.

Yunanlılarla bizler kavga etmeyelim tabi ki ama, adamlar Türk sözleri karşısında aptallaşıp kalıyorlar, devletimiz Yunan devlet adamlarına Zeytin dalı da uzatsalar, o barış dalını kendilerine kazık veriyormuşuz gibi anlıyorlar!

İşin özü şudur; bu dünyaya imtihan için geldik, buradaki yaşantımız ahrette bizlere karne olarak verilecektir.

İP genel başkanı Meral Akşener’in karnesini Türk halkı verecektir.

Tarihten bahsedip, Matematikle insanları uyutmaya çalışmanın bedelini mutlaka her siyasetçi ödeyecektir.

İP genel başkanının karnesi, Orta ile başladı, birileri yardım ederek İyi olması için gayret etti, halkın karşına “iyi karnesi var” denerek algı yaratıldı, lakin Karne Ortaya doğru inmeye başladı, her ne kadar birileri algı yaparak karne notunun yüksek olduğunu ifade etmeye çalışsa da.

Her parti için geçerli olan bir nokta var.

Türk Milletinin kanının akıtan her kim olursa olsun, hangi kahpe terör örgütü olursa olsun bedelini ödeyecektir.

Hainle yatağa giren, zalim çocuklar doğurur!.

Hainle yola çıkan, yolda mutlaka taşlara takılır, bedelini mutlaka öder.

40 yıldır Türk milletinin kanını kahpece akıtan bir terör örgütüne, “terör örgütü” demeyen ve siyaseten destekleyen HDP, Adalet önünde hesap verirken, aletin pençesinde hesap vermeye devam eden PKK terör destekçisi HDP’ yi halen savunmaya kalkan CHP genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP genel başkanı ile ortaklık kurarak AK Parti hükümetini yıkmaya çalışan Akşener bu yaptıkları hain ortaklıkların hesabını kendi seçmenlerine ve Türk halkına vereceklerdir.

Bugün siyaseti kendi çıkarları için kutuplaştırıp, insanları ayrıştırarak siyasi rant elde etmeye çalışanlar, bu hevesleri kursaklarında kalacaktır.

Sahi aklıma gelmişken şunu sormak isterim!.

Türk halkı aptal falan mıdır?

Bir seçmen olarak kendi irademle oy veriyorum, sandığa gidip oy verirken de heyecanlanıyorum!.

Benim hür irademe Allah’tan başka hiç kimse ipotek koyamaz.

Çok şükür sağlıklı bir şekilde oy pusulasına alıyoruz, hür irademizle kapalı kabinde oyumuzu kullanıyoruz, bundan daha büyük hürriyet olur mu?

Ama; CHP ve İP genel başkanları ne yazık ki hür iradelerini ABD ve AB yetkililerine vermek için adeta can atıyorlar.

CHP ve İP genel başkanları yaptıkları yanlışı bilmemesi mümkün değilken, Hükümeti yıkmak için sürekli yabancı ülkelerden medet ummaya çalışmaları, 2023 yılında yapılacak olan seçimlerde sandığa nasıl gömüldüklerini göreceklerdir.

Tek partili yönetimi ülkemizde bilen tek siyasi parti CHP’ dir, CHP kendi kulvarından çıkarak başka kulvarlarda oyun oynamaya çalışması asla ona bir fayda sağlamayacaktır.

CHP samimi olarak Türk seçmenine kendisini teslim etmiş olsa, söylemleri ile eylemleri bir olsa, yani Türk halkının faydasına olan sözleri söyleyip onu icraat dökse, iktidar olmaması için bir nedeni olmaz, lakin CHP genel başkanı ne yazık ki Atatürk’ün emaneti CHP’ ye kötülük yapıyor.

Daha öncede ifade etmiştim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ” MANDA YÖNETİMLERİNE” her zaman karşı çıkmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk şayet manda yönetimlerini kabul eden bir devlet adamı olsaydı, cephelerde ölüm kalım mücadelesi verdiği savaşlara girmezdi.

Türk Milleti asla ESARETİ kabul etmeyen güçlü bir millettir, bu güçlü yapıyı yaşayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk imkansızlıklar içinde savaşlar kazanmıştır.

İşin çıkmaz sokağı nerededir bilir misiniz?

Ülkemizde pek çok çıkmaz sokağın kilidi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi güçlü bir devlet adamı ve Ordu Komutanından sonra, İsmet İnönü gibi intikam peşinde koşan bir devlet adamının yönetimine girmesidir!.

Aslında ülkemizde her devlet adamı tartışılıyor, lakin ne garipse Atatürk’ten sonra  ülke yönetimine getirilen İsmet İnönü dönemi hep tartışmaların dışında tutuluyor!.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ilk uçağın yapılması için başlattığı çalışmalar, Uçak fabrikası, önemli yatırımlar bakınız hangi iktidar döneminde, hangi başbakan ve Cumhurbaşkanı döneminde kapatıldı ve ABD’ nin MANDA yönetimine tabi olmak istendi?

Tarihin küçük sayfalarını biraz araştırsak sanırım, Türk milletinin talihsizliği güçlü bir devlet adamı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra Cumhurbaşkanlığına getirilen İsmet İnönü’dür!…

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi kurumlardan, okullardan resmini kaldırtan İsmet İnönü dönemidir.

Türk parasından Atatürk’ün resmini kaldırtan yine İsmet İnönü yönetimidir!..

Bunları bilenler, doğal olarak HDP’ nin PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olduğunu da biliyor ama, ne yazık ki Meral  Aplamız suskun kalıyor!.

İP genel başkanı eskiden İçişleri Bakanlığı yapan bir siyasetçi olmasa, hadi inkarcılıkları biraz su götürür, lakin içişleri bakanlığı yapmış bir kişinin HDP ve PKK ortaklığını bilmemesi zaten söz konusu olamaz.

Günün Sözü; ÜLKÜCÜLERLE, TÜRKÜCÜLERİN AYRIŞMA DÖNEMİ BAŞLAMIŞTIR.