96 yıl önce 7 Düvelle savaşan Türk milleti, 96 yıl sonra yine 7 Düvelle mücadele yapmaya devam ediyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun, bu güzel günü bizlere armağan eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına Allah rahmet eylesin, onları minnet ve şükranla anıyoruz.

96 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz, kurulduğu günden itibaren ayakta kalma mücadelesine devam ediyor.

Cumhuriyet Kurulduğu günden itibaren bütün cephelerde yenilmiş düşman devletler, en büyük darbe yemelerine insan izi süren köpekler gibi peşimizi bırakmıyorlar.

96 yıl önce kısıtlı imkanlara sahip bir Türkiye’den, bugün dünyanın en güçlü savunma ve saldırı silahlarına sahibiz çok şükür.

96 yıllık ülke kazancımızın boşa gitmemesi için, Devrim Otomobilini yapan bir ülke konumuna gelmişken, iki dudağının arasında; “bırakın bu işi kaldırın atın bu hurdaları” diyen bir devlet yönetimden, bugün kendi otomobilini yapmak için güçlü ekipler kurulma emrini veren, yeni teknolojik imkanlar ile sanayisinin güçlü olmasını isteyen bir devlet yönetimine sahibiz.

İlk Türk Uçağı 1925 yılında Vecihi Hürkuş yapmıştır.

İzmir Seydiköy Hava Mektebi’nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam eder. 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eder. 28 Ocak 1925’de “VECİHİ K-VI”adını verdiği uçağını uçurur ancak ödül yerine onu ceza beklemektedir. Vecihi Hürkuş’un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır.

İlk Türk Uçağı 1925 yılında Türk Hava semalarında dolaştıktan sonra yaşanan sıkıntılardan Türk Uçağının yapımı durdurulmuştur.

Son  yıllarda gündeme gelen Türkiye kendi otomobilini yapabilir mi tartışmaları bir yana Türkiye 1936 yılında kendi uçağını üretmişti. Türkiye’nin önemli iş adamlarından Nuri Demirağ’ın çabalarıyla kurulan uçak fabrikası yaşanan talihsiz bir olayın ve dönemin yöneticilerinin desteğini çekmesi üzerine kapanmak zorunda kaldı.

Nuri Demirağ  Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden olan Selahattin Alan ile beraber hareket ediyordu. Çalışmalar kısa sürede netice vermeye başladı. Beşiktaş’taki fabrikada Selahattin Alan’ın projesini çizdiği ND-36 adı verilen tek motorlu Türkiye’nin ilk uçağı üretildi. Aynı günlerde Türk Hava Kurumu da 10 tane eğitim uçağı siparişi vermişti. Bu siparişler yapılırken aynı zamanda bir de yolcu uçağı yapım çalışması sürmekteydi. 1938 yılına gelindiğinde NuD38 adında çift motorlu altı kişilik bir yolcu uçağı yapımı başarıyla tamamlandı. Bu Türkiye’nin kendi uçağını artık yapabildiği anlamına gelmekteydi.

Üretilen uçaklar İstanbul’daki test uçuşlarından başarı ile geçti. Bu uçaklarla binlerce saat uçuş gerçekleştirildi ve herhangi bir aksaklık yaşanmadı. Uluslararası havacılık kuruluşlarından A sınıfı yolcu uçağı belgesi alınmıştı. Yani her şey yolunda gidiyordu.

Bu güzel çalışmalar devam ederken, yapılan Uçakların test sürüsünü yeterli görmeyen Türk Hava Kurumu  yaşanan süreçlerin sorumlusu olarak dikkat çekiyor.

Fakat Türk Hava Kurumu İstanbul’daki uçuşları yeterli görmedi, test uçuşlarının Eskişehir’de tekrar gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Tekrar yapılacak test uçuşunu uçağın planını projesini hazırlayan Mühendis Selahattin Alan kendisi yapmak istemişti. Ancak bu isteği hem kendisinin hem de Türk uçağının sonunu getirdi. Test uçuşu başarılı bir şekilde sona eriyordu ki iniş sırasında bir kaza gerçekleşti. Selahattin Alan piste inerken geride açılmış olan hendekleri göremeyince hendeğe çarpmış böylece hem uçak düşmüş hem de kendisi hayatını kaybetmişti. Uçak pilot hatasından kaynaklanan bir sebeple düşmesine karşın Türk Hava Kurumu daha önceden verdiği siparişleri iptal etti. Nuri Demirağ Türk Hava Kurumunu mahkemeye verdi. Ancak oradan çıkan karar da Demirağ’ın aleyhine oldu. Yani bir sanayi Devriminin sonu gelmiş oluyor.

Rahmetli Nuri Demirağ test uçuşlarının yeniden yapılmasını talep etmesine birkaç kez Cumhurbaşkanı İnönü’ye mektup yazmasına karşın, herhangi olumlu bir karşılık alamadı. Uluslararası test sonuçları Türk Hava Kurumunu yeni bir test uçuşu gerçekleştirmek için bile ikna edemedi. İsmet İnönü ise Nuri Demirağ’ı zenginlikten başı dönmekle itham etmeye başlamıştı. İşte tüm bu yaşananların ardından Türkiye’nin ilk uçak üretim serüveni sona erdi. Nuri Demirağ’ın ürettiği uçaklar sattırılmadı bu durum fabrikanın kapanmasına sebep oldu. Ayrıca Yeşilköy’de satın aldığı Elmas Çiftliği arazisi yani oluşturmaya başladığı havaalanının arazileri devlet tarafından metrekaresi bir buçuk kuruştan istimlak edildi. Onun da yarım kuruşu vergi olarak alındı. Türk Uçaklarının Türk semalarında ikinci darbeyi yemiş oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan bugüne kadarki süreçleri bazen hatırlamak gerekir.

1961 yılında Cumhuriyet Bayramına yetiştirilmek üzere TÜLOMSAŞ Fabrikasında otomobil yapımı başlatılmış,  4 Otomobil yapımı bütün baskılar ve verilen gün içinde yapımı gerçekleşmiş ve Eskişehir de yapılan, projede çalışan 200 Türk mühendis ve işçisinin “Siyah”, “Beyaz”, “Mavi Boncuk” ve “Gecekondu” isimlerinde 4 adet ürettiği, daha sonra “Devrim1- Devrim 2” adını alan ilk yerli otomobil üretilerek Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in huzuruna çıkartılmak üzere Otomobiller Trenlere yüklenmiştir, burada küçük bir ayrıntı çok önemlidir, Trenler ateşle çalıştığı için Tren bacasından çıkacak herhangi bir kıvılcım karşısında, olası bir yangında Benzinden kaynaklı sıkıntı yaşanmaması için Trene konan otomobillerin benzinleri az miktarda konmuş, araçlar Ankara’da Tren istasyonuna yakın Petrol istasyonunda benzinler tamamlandıktan sonra Çankaya da Cumhurbaşkanı huzuruna çıkartılması planlanmıştır, her şey Ankara’ya kadar planlandığı şekilde gerçekleşiyor, ancak Ankara garında Otomobiller Trenden indikten sonra konvoy eşliğinde Benzin istasyonuna uğratılmadan, doğruca Çankaya Köşküne çıkartılıyor, Çankaya Köşkünde Devrim 1 Otomobili Cumhurbaşkanına tanıtılıyor, yerel basın ve yabancı basın huzurunda araç çalıştırılıyor, Benzini az olan Otomobil Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in araca bindikten kısa süre sonra Benzini bitiyor ve yerli ve yabancı basın mensupların bazıları Otomobilin aleyhinde soruları Cumhurbaşkanına iletiyor, yerli basından pek çoğu üretilen Otomobil hakkında çok ağır eleştiriler yapıyor, Otomobilin Benzinin bittiği yetkililere iletildiği halde, mükemmel bir hizmet olarak yapılan 4 Otomobil garaja çekiliyor ve yeni Otomobil yapımı durduruluyor, taki 2018 yılına kadar.

Yıl 2019 Cumhuriyetin 96 yılı kutlama zamanı, ülkemizin Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ülkemizdeki yerli sanayicileri bir araya getirip, “Yerli ve Milli Otomobil” yapılması çalışmalarını başlatıyor, Sanayi ve teknoloji Bakanına emir vererek gerekli çalışmaların yapılmasını ve devlet olarak da her desteğin verilmesini emrediyor, 2019 yılında yerli Otomobil için ciddi çalışmalar devam ederken, kendi Helikopterimizi yapıyoruz, Uçakların yapımı için önemli Arge çalışmaları başlatıldı.

Evet; Cumhuriyetin 96 yılını kutlarken Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneten devlet adamlarının bu ülkeye neler kaybettirdiklerini ve neler kazandırdıklarını anlamaya çalıştık, anlatmaya çalıştık.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “DİKDATÖR” suçlaması yapanlara şunu hatırlatmak isteriz, sayın Erdoğan “Yerli ve Milli” Otomobilin yapılması için, Uçakların, Helikopterlerin yapılması için, teknoloji Fuarlarına ta destek veriyor, bizzat ziyaret ediyor, geçmiş tarihlerde hem de yeni kurulmuş ve ayakta kalma mücadelesi veren ülkemizde müteşebbis insanların yaptığı Uçak fabrikası ve  Otomobil fabrikaları ve yan sanayisinin kapanması sağlanıyor.

Günün Sözü; TÜRKİYE, ESKİ TÜRKİYE DEĞİL. VAR OLASIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN.