Bir felaket karşısında sıkıntı yaşayan insanları gördüğü halde vicdanları sızlamıyorsa, içinden geçen duygularla göz yaşı dökemiyorsa, halimize bakarak Allah’a şükretmiyorsa o kişi asla insan değildir, insan olamaz.

Yıl 2020 Cumayı Cumartesine bağlayan gece saat 20.55 haberleri izliyoruz, derken telefon çaldı “Deprem oldu haberin varmı?” dendiğinde; “hayır haberim yok sallanmadık veya fark etmedim” dedim bir iki dakika sonra “Elazığ’da 6.8 şiddetinde Deprem oldu” alt yazısı geçti, haberi öğrenince hemen kandilli rasathanesi sayfasına baktım Depren Elazığ bölgesinde olmuş, Tokat, Niksar, Erbaa ve pek çok ilimiz sallanmıştı.

Beklemekten başka çaremiz zaten olamaz, telefonları fazla meşgul etmemek üzere çeşitli mahallelerinde oturan insanlarımızı aradım, “Deprem odlumu?” diyerek sorular sordum, bazı insanlarımız “çok şiddetli oldu çok korktuk” diyenler oldu, bazı arkadaşlar; “hayır duymadım haberim olmadı” diyenler oldu.

Deprem doğal bir harekettir, Dünyanın düzeni böyle kurulmuş ve insanların hayat tarzı nasılsa Dünya düzenini cenabı Allah öyle kurmuş olmalı, insanların vücut gelişimi veya yenileme şartları ne ise dünyada kendi yenilemesini öyle yaptığını görüyoruz.

Depremler Dünyaya hayat veren önemli olaylar içindedir, Dünya Depremlerle, Yağmurlarla Kar yağışı ile, Şimşeklerin çakması ile yeni bir hayat buluyor, tüm canlılara yeniden bir sunum yapıyor.

Deprem bir felaket değildir.

Depremlerin felaket haline gelesini sağlayan insanlardır!.

Deprem insanlara yeni bir hayatın başlangıcını, yeni dünya nimetleri sunar, ancak aç gözlü bazı insanlar, gözü dünya nimetlerine doymayan bazı insanlar, güzel bir doğa hareketini kendi aleyhine çevirerek kısa gün karı yaptıklarını sanırlar, ancak hem kendi felaketlerini hazırlarlar hem de başka insanların felaketine zemin hazırlarlar.

Bazı insanların “kısa gün karı” olarak elde etmek istedikleri kişisel çıkarlar ne yazık ki insanların felaketle karşılaşmasına neden olur.

Ülkemizde her şehrin gerçekleri vardır, yer altı zeminlerinin sağlam veya sakat olan bölgeleri bilinmektedir buna rağmen Niksar’da ısrarla Niksar Ovasına doğru yapılaşma hızla devam ediyor.

Bizler vicdanen rahat olmak için bugüne kadar mücadelemizi yaptık.

Niksar’ın 1. Derece Kuzey Anadolu Fay hattında olduğunu bilmeyen hiçbir yetkili yokken, bizler yinede her fırsatta yetkili ve etkili insanlarımıza, “Niksar’ın Kuzey Anadolu Fay hattında olduğunu” Niksar Ovası bölgesine doğru veya Kelkit Irmağı bölgesine doğru yapılaşmaktan vazgeçilmesi” gerektiğini yazdık ve söylüyoruz, bizlerin ve özellikle Bilim İnsanlarının tüm uyarılarına rağmen şehir zemini çürük en tehlikeli bölgeye doğru götürülmeye çalışılıyor.

Niksar’da 7-8 şiddetinde bir DEPREM olması halinde insanların yaşayacağı felaketi burada yazmak istemiyoruz, Niksar ismen belki kalır ama, binlerce insanın cesedi ile karşılaşmamak mümkün değil.

1999 yılında yaşanan Deprem felaketi sonrasında her insan “DEVLET NEREDE? “ diye isyankar bir şekilde devlet adamlarına sözler sarf etti, 2020 yılının ilk ayında Elazığ bölgesinde yaşanan DEPREM sonrasında vatandaşlarımız DEVLET Nerede? demedi, birkaç şarlatan hariç, ama Niksar’da yaşanacak bir Deprem sonrasında binlerce insanın cesedi caddelerde kalırsa Allah korusun hesap verecek insanlar yaşayan insanlara ne cevap verirler bilemeyiz.

Bu satırlardan hiçbir olumsuzluk yazmak istemiyorum, toplantılarda hiçbir insanı rahatsız edeci bir söz söylemek istemiyorum ama, bizler bir vatandaş olarak uyarıcı sözlerimizi ve yazılarımızı yazmaz isek insanların vebalinde kalırız.

Niksar ve özellikle Kelkit Vadisi her geçen gün bir Depremle karşılaşacaktır bu kaçınılmaz sondur, geçen zamanda yapılan yanlışlar ve hatalar hiç değilse  bundan sonra yaşanmamalı, “hatanın neresinden dönerseniz Kardır” sözü burada çok önemlidir.

Niksar’ın bir Hükümet Konağına ihtiyacı yoktur, insanların sağlıklı yaşayacağı bir mahalleye ve şehre ihtiyacı vardır.

Niksar’da olma ihtimali olan bir Depremde hiçbir iş makinası, şehir içindeki olaya müdahale edecek gücü ve imkanı olmayacaktır, her caddenin tepesinde çok katlı koca koca binalar vardır bu binaların ana caddelere ve sokaklara yıkılması sonucu Niksar Cehenneme dönecektir.

Elazığ Depreminden şunu gördük, Devletimiz bütün imkanları ile halkın yanında, sen neden böyle binada oturdun?, diye hesap dahi sormuyor, ama “Devlet hesap sormuyor” diyerek çürük zeminli bölgelere konut yapmak doğru değil, artık Niksar’da Deprem ciddi olarak ele alınmalı, şehrin en çürük zeminli bölgelerden Kentsel Dönüşüm başlatılmalıdır.

Yarın çok geç olacaktır.

Devletimiz bugün çok şükür çok güçlüdür, ama devletin güçlü diyerek çürük zeminli bölgelere bina yaparak devletimizin ekonomik gücünü boşa harcattırmamak vatanseverliktir.

Neden millet olarak, insanlar olarak musibetlerden ders almıyoruz?, yaşanan acılar, hata yapan insanlara neden ders olmuyor?.

1999 yılından bugüne kadar defalarca bu ülke DEPREM yaşadı, her yaşanan Depremde onlarca insanımız hayata gözlerini yumdu, milyonlarca Devletin parası tedbirsizlik sonunda harcandı ama bir türlü gerekli tedbirleri almıyoruz.

1999 Depreminde Devletin bütün sistemi çökmüş, zamanın başbakanı çaresizlik içinde TV ler karşısında ne yapacağını şaşırmış konuşmalar yapıyordu.

2020 yılında Devletimiz dimdik ayakta hiçbir siste çökmedi ama, insanların hatasından dolayı milyonlar boşa harcanmak zorunda kalıyor, sonra insanlarımızın yapmış olduğu yardımların her kuruşu doğru yerlere harcandığı halde en acılı günlerde birileri siyaset uğruna polemikler yaparak devlet adamlarımız suçlanıyor.

Geliniz zaman geçmeden hiç değilse bundan sonrasına tedbirler alalım, “banane” denmesin, benden sonrası “TUFAN” denmesin, “hiçbir şey olmaz merak etmeyin” denmesin, zaman geçmeden gerekli tedbirler alınsın.

Bir Deprem olması halinde sağlık açısından ilk olarak neler yapılır?, sorusunun cevabı olarak Niksar kaymakamı sayın İlhami Doğan son günlerde Deprem konusunda ve acil yapılması gerekli sağlık tedbirleri konusunda toplantılar yapılıyor, bu çalışmalar doğru ve anlamlı ama, çürük zeminlere doğru şehrin kaydırılma isteklerinden en kısa zamanda vazgeçilmesi gerekir.

Günün Sözü: HATANIN NERESİNDEN DÖNERSENİZ KARDIR.