15 Temmuz ihanet darbe girişiminin 2. Yılını tamamlamış olduk, yani ülkemize ve milletimize karşı yapılan ihanet darbe girişimine karşı halk darbesinin 2. Yılı.

15 Temmuz ihanet darbe girişimine kalkışan ihanet şebekesi ve hainler çok şükür amaçlarına ulaşamadılar ama ülke insanı olarak çok büyük insan kayıpları verdik.

15 temmuz ihanet darbe girişiminin baş aktörü han FETOŞ halen ABD de yaşarken binlerce insanın hayatı ile oynadı, kahpe hain FETOŞ ABD de halen saltanat sürmeye devam ediyor.

15 Temmuz ihanet darbe girişimini tekrardan hatırlamakta fayda vardır.

Günlerden Cuma hayat bütün hızı ile devam ediyor, görünürlerde bir şeyler ortada görülmüyor ama ihanet içinde olanlar gizliden devlete ve millete yapacakları katliamların planlarını yaparken, devletimize ve milletimizi seven vatan sever yetkililer uyanık tetikte nöbetteler.

Akşam ilerleyen saatlerde Ankara’da bir hareketlilik yaşanırken bizler Anadolu’nun bir köşesinde hiçbir şeyden habersiz şekilde normal hayatımızı devam ettiriyoruz.

Ankara’da hainler öğleden sonra kıpırdamaya başlıyor, lakin devletini sevenler ne hikmetse ihanet şebekesinin ne yapacağını tam olarak tespit edememiş.

Rutin hayatlar devam ederken akşamın karanlığı ile birlikte hainler kıpırdamaya başlıyor, hainler kıpırdayıp eylem hazırlığına başlarken vatanını seven güvenlik kuvvetleri de yapılmak istenen ihaneti tespit etmeye çalışıyorlar.

15 Temmuz ihanet darbe girişiminin geç fark edilmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi,  sanırım devletin en önemli kurumlarına sızan hainlerin kendilerine son ana kadar çok özel şifreleme sistemi ile gizlemeleridir. Bu durum şunu gösteriyor, devletin güvenlik kuvvetleri her olasılığı dikkate alarak çalışmalarını sürdürmesi gerekiyor, aksi taktirde ihmalkarlıkların bedeli çok büyük oluyor, hainler zaten cezalarını çekecekler ama masum insanların canı yanmaması için devleti yönetenler çok dikkatli olmalıdır.

Şu sözler önemli; “SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ” mış, düşünebiliyormusunuz düşmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.

Zaman ilerledikçe Ankara’nın karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor, ihanetin ayak sesleri her geçen zamanda yükselerek ülke genelini kaplamaya çalışıyor.

Saat 200-21 sıraları idi Ankara’da Genel Kurmay Başkanlığı önünde hareketlilik hızlanıyor, derken artık insanlar bir şeylerin olduğunu anlamaya çalışıyor, çevremizde ihanet girişimine kısmen destek vermeye çalışanlarmıdır, yoksa cahilliklerindenmidir, bilinmez ipe sapa gelmeyen sözlerle Ankara’daki hareketlilik üzerine  sözler sarf ediyordu, oturduğumuz kapalı alandan hızla dışarıda çıktık caddelerde dolaşırken ne olduğunu anlayamadığımız hareketlilik yükselmeye başladı ve insanlar bir birine destek için ilk önce AK Parti ilçe başkanlığında toplanmaya başladık, insanlar hem heyecanlı hem de tedirgindi, zaman hem hızla ilerliyor, hem de insanlar ne yapacağını bilemez vaziyette idi, derken TRT1 de  ihanetin başladığını öğrenmiş olduk, TRT spikeri elindeki yazı metnini okurken; “YURTTA SULH KONSEYİ YÖNETİME EL KOYMUŞTUR, YÖNETİM TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ KONTROLÜNDEDİR, CADDE VE SOKAKLARDA KİMSE KALMASIN” ifadeleri kullanılmaya başladı, ihanetin ilk bildiri okunduğu dinleyince yüzlerce insan birden; “haydin arkadaşlar Niksar Polis Karakolunun bulunduğu alana gidiyoruz” dendi yüzlerce insan elinde hiçbir savunma malzemesi yokken Polis Karakolunun bulunduğu eski belediye binasının yanına geldik.

Halk olarak bizler Polis Karakolunun yanına geldik, Polis Karakolu kapalı idi, binanın ışıkları bile yanmıyordu, ortalıkta ne resmi nede sivil bir Polis yoktu, ortada bilinmeyenler çoktu, artık ülkemizde darbenin yapılmak istendiği herkes tarafından anlaşılmış, “darbe girişimini Askerler yapıyor” düşüncesinden hareketle biz sivil halk Polis kuvvetleri ile birleşip ihanete kalkışanlara karşı hareket etmeyi planlamıştık, asker kılıklı hainlere  Polisle iş birliği düşünülmesine rağmen ne yazık ki Polis Karakolu kapalı etrafta hiçbir Polis veya yetkilisi yoktu.

Saatler ilerliyordu, kimin ne yapacağı belli değildi, binlerce insan bir anda Polis Karakolu etrafında birleşti, bazı insanlar Polis Karakolunun kapılarının kapalı olduğunu ışıklarının da sönmüş olduğunu görünce; kapıları kıralım bunlardamı ihanetin içindeler?” sözleri yükselmeye başlayınca, bazı arkadaşlarla birlikte gençlere; “durun bakalım herkes burada bekleyecek duruma göre hareket edilecek herkes sakin bir şekilde beklesin” dedik, bekleyiş devam etti, Niksar Polis Karakolu kapılarını ışıklarını 3 cü gün açtı ve yaktı!.

Ha  bu arada bir hatırlatma yapmakta fayda var, Polis Karakolu kapalı ve ışıkları sönmüş bir şekilde iken Polis karakolu binasının Zabıta giriş kısmı bölgesinde Niksar’da görev yapmış sonra başka ilin ilçesine atanan eski emniyet müdürü İ.Y. isimli kişi gözükmüş bir süre dışardaki insanları izledikten sonra kaybolmuş, bu sürecin sonucunu araştırmadık ama 15 Temmuz ihanet darbe girişimi gecesi Niksar Emniyet Müdürlüğünden hiç kimsenin ortalarda olmaması karşısında tayini çıkmış ve gitmiş bir emniyetçinin  Niksar Polis karakolunda olması düşündürücüdür, bizler bunları yazarken ne kadar risklerle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz, kahpe kurşunların nerden geleceğini de bilmiyoruz, ama gerçekleri bu ülkeye ihanet edenlerin mutlaka ortaya çıkması gerektiği bilinci ile yazıyoruz.

14 Temmuz tarihinde yaşanan bir ihaneti daha not düşelim; Terör örgütü ASALA tarafından 14 Temmuz 1983’te şehit edilen Brüksel Büyükelçiliğimiz İdari Ataşesi Dursun Aksoy’u saygı ve rahmetle anıyoruz, Asala’nın bir Ermeni terör örgütü olduğunu, daha sonra Pkk terör örgütünün kurulduğunu biliyoruz.

Çok yazdık yine yazacağız, bugünlük bu kadar. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri; “Yaşadığımız her hadise bize, bu ülkede hayatımızı sürdürebilmemizin bir bedeli olduğunu gösteriyor. Bu bedel, kimi zaman Çanakkale’deki gibi topyekûn ölümün üzerine yürümektir, kimi zaman İstiklal Harbinde olduğu gibi küllerinden yeniden doğmak mecburiyetinde kalmaktır,  R. T. ERDOĞAN”.

Evet ülkemiz her zaman bir ihanetle karşı karşıya kalabilir dikkat etmek zorundayız.

Günün Sözü: “SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ”.