“Ordunun dereleri aksa yukarı aksa” diyerek başlar türküler.

Birkaç gün önce Ordu ilimiz bölgesinde özellikle Ünye ve Fatsa ilçelerinde meydana gelen sel felaketi, çok şükür insan kaybı olmadan giderilmiş oldu.

Ordu’nun dereleri meşhur olmalı ki insanlar onlarca türküler yakmış, ağıtlar söylenmiş.

Ordunun derelerinin coşkusu çok olmuş ki insanlar yıllarca Ordu dereleri için yanık sesleri ile kendilerinden sonra insanların canları yanmaması için ağıtlar yakmışlar türküler söylemişler.

 

Ordunun dereleri

Aksa yukarı aksa

Vermem seni ellere

Ordu üstüme kalksa

 

Oy bağlamam bağlamam

Zerdali dalı mısın

Garip garip çalarsın

Benden sevdalı mısın

 

Oy Mehmet’im Mehmet’im

Sana küstüm demedim

Beni sana geçmişler

Vallahi ben demedim. Diyor bununda bir hikâyesi var tabi ki, sevenlerin kavuşmasına mani olanlar dertlerini derelere söylemişler, dereler çağlamış insanlar ağlamış hayat böyle devam edip gelivermiş.

Ordu il ve yöresi derelerin çokluğu ile dikkat çekmektedir, zor doğa şartları insanlara çok türküler yaktırmış, türkülere, ağıtlara konu olan derelerin güzellikleri yanında insanlar derelerin “Çağlar oldu, gözlerim ağlar oldu.” sözleri de bir ağıt türkü olarak karşımıza çıkıyor;

Dereler çağlar oldu

Gözlerim ağlar oldu

Bir yâre gönül verdim

Meskenim dağlar oldu

Yaktın yandırdın beni

Çapkın aldattın beni” diyen âşık, sevdiğine kavuşamayınca derelerin dağlar olduğunu ifade ediyor ve derelerin coşkusuna dağlar ve taşların dayanamadığını ifade ederken;

 

Ağlarım yandığıma

Yanarım kandığıma

Dağlar taşlar dayanmaz

Benim dayandığıma

Çapkın aldattın beni

Yaktın yandırdın beni” diyerek devam eden türküler, aslında bir gerçeğin ortaya çıkmasını istiyor lakin anlayanlar için.

Onlarca türkülerin yakıldığı, ağıtların söylendiği derelerin güzellikleri yanında, dere yatakları ile oynandığında ortaya çıkan felaketleri de dile getiren ağıtlar ve türküler yakılmış ama insanların dünyalık geçici hevesleri ne yazık ki derelerin çağlarken ki güzelliği yanında dere yatakları ile oynayıp doğal yapının bozulması ve dere yataklarına yapılan evlerin daha sonra felaketlere neden olduğu yetkilileri hiç ilgilendirmiyor!

Ordu ilimizde meydana gelen sel felaketinin insan kaybına neden olmaması herkesi mutlu etmiştir lakin “Mal canın yongasıdır.” sözünü de unutmamak gerekir.

Ordu ilimizde meydana gelen felaket devam ederken insanlar kameraları karşısında görünce “Nerde devlet, neden bizlere sahip çıkmıyor, üretici battı, devlet yardım etsin…” feryatları ve tepkilerini duyunca bizlerde bu feryadı yapanlara karşı feryat yapmak istiyoruz.

İnsanlarımız bir felaket karşısında “nerde devlet” diyerek feryat etmeden önce, kendilerinin dere yataklarına yaptıkları evleri neden yaptıklarının cevabını vermelidir, dere kenarlarına konut izni veren yetkililer bugün yaşanan felaketlerin hesabını vermeliler, sonra “Devlet nerede?” diyerek devlet yetkililerine sitem edebilirler.

Geçen günlerde Rize ilimiz bölgesinde meydana gelen yine sel felaketini TV’lerde haberleri izlerken gördük, adam derenin içine ev yapmış derenin üstünü kapatmış, sel felaketi ile karşılaşınca; “Nerede devlet” diyor devlet yetkililerine verip veriştiriyor, “Devlet nerede?” derken hükümeti suçlayıcı ifadeler kullanmaya çalışıyorlar. Aslında  “Nerede devlet?” diyeceklerine “Nerede bu belediye başkanları?” demeleri gerekir ki gerçek suçlular ortaya çıkartılsın.

Yaşanan onca felaketten sonra bazı insanlar ve yetkililer ve belediye başkanları ders alır mı, sanmıyoruz.

Bazı insanlar ve yetkililer günlük yaşamaya alışmış, gün kurtarmaya çalışıyor ve şu düşünce ile hayatını sürdürüyor; “Benden sonrası tufan olsun, hiç önemli değil yeter ki ben günümü kurtarayım.” düşüncesinde.

Biz basın mensupları yerel yönetimlerle gerçekler ortaya konduğu için anlaşamayız, aslında gerçekleri konuşanlar ve yazanlarla yerel yöneticiler daha iyi anlaşması gerekir.

Birileri gerçekleri veya pislikleri sürekli halı altına süpürerek yaşamaya çalışıyor lakin bir gün gerçekler artık halının altına sığmaz olup dereler çağlayıp sonrada oynanan doğal yapı patlamaya başlayınca ne halı kalıyor ne de insan.

Bizler uzun yıllardan beri şunu ifade ediyoruz; doğa ile değil, boğa ile güreşilir DİYORUZ ve doğal yapıların bozulmaması için yetkililerin dikkatini çekiyoruz, yaptığımız mücadelede ne kadar başarılı oluyoruz, eh işte, bizlerin yaptığı mücadelede bizler başarılı olur isek halkımız kazançlı çıkıyor, bazı çıkarcı kişiler kaybediyor, bizler başarılı olamaz isek halkımız kaybediyor, şehrimiz kaybediyor sonrada; “Nerede devlet, neden bu memlekette yatırım yok, işyerleri kapanıyor…” deniyor!

Bu memlekette bu şehirde tüm güzellikler var ama var olan güzellikleri, kişisel çıkarları uğruna felakete dönüştürenler galip geliyor, çıkarcı çevreler insanları felakete sürüklüyor.

Bugünlerde Karadeniz bölgesinde sel felaketleri birden mi geldi? Bizler gibi insanlar yazarlar, gazeteciler; “KÜRESEL ISINMA BAŞLIYOR, FELAKETLER GELECEK DİKKAT!” edilsin dediğimizde bizlere saldıranlar ve susturmak için bir sürü iftira atanlar ve attıranlar, keşke yaşanan felaketleri yalnızca onlar yaşasa ama bu şehirde, bu memlekette iyiler, kötülerle birlikte yaşamak zorunda kalıyor.

Günün Sözü; DOĞA İLE DEĞİL, BOĞA İLE GÜREŞİLİR.