Şu Z kuşağına fazla takılıp kaldık.

Bu Z kuşağı  sözlerinden ne zaman ve nasıl kurtuluruz?, bilemiyorum ama, bizlerde bir felaket yaşanmadan bir şeylerin mücadelesini yapmak istiyoruz.

Yeni nesil gençliğe sanırım Z kuşağı denmeye başladı.

Z kuşağı hakkında köşe yazarımız Doğa Eğer kızımız kendi duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşacak sanırım, ilk işareti yeni başladığı köşe yazısında vermiş idi.

Bakalım Doğa kızımız Z kuşağını nasıl dile getirecek, kendi duygu ve düşüncelerini nasıl kale alacak açıkçası bende merak ediyorum.

Bana sorarsanız Z kuşağı dile bir düşüncesi kabul etmiyorum.

Z kuşağı düşüncesini kabul etmemek, bir nesli kabul etmemek tabi ki olamaz.

Yazımızın başlığını koyduk. “Z KUŞAĞIMI?, EY TÜRK GENÇLİĞİMİ?”

Öyle ya mademki birileri, Türk Gençliğine bir takma ad koyuyor, bizde Türk Gençlerine önemli bir hususu ortaya koymak istiyoruz.

Z kuşağını halen kimler için söylendiğini anlamış değiliz, anladığımız şudur, yeni gençlik Elektronik ürünlere olan yakınlığı, yeni teknolojiyi, özellikle “akıllı telefonları” çok kullandıkları için sanırım birisi kuyuya taş attı şimdi kuyudan 40 akıllının çıkartmasını bekliyor!.

40 akıllı arasında bizlerin olmadığını ifade etmek isterim, ama kimler burada yer aldı veya alacak onu zaman içinde göreceğiz.

Bizim gençliğimiz, vatan ve millet aşkı ile büyüyen ve vatan ve millet uğruna gözünü kırpmadan kara toprağa düşmeyi bilendir. Bu sözlerimizi ifade ederken sakın yanlış anlaşılmasın Z kuşağını peşinen dışlama şansımız yoktur, zaten olamaz.

Çünkü; Z kuşağını henüz tanımış değiliz!.

Bizim Gençliğimiz şudur;

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!.

                                                       Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

 

Bu sözlere, bu düşünceye itiraz eden var mı?

Bizler böyle bir gençliğin yetişmesini istiyoruz.

Ve gelişen dünyayı bilen, tanıyan, her teknolojiyi öğrenen ve ileri teknolojileri yakalayıp en güzel teknolojileri Türk Milletinin hizmetine sunan bir gençlik istiyoruz.

Bilgisayar başına geçip ahkam kesmek değil, gerçek anlamda Türk Milletinin evlatlarının en mükemmel, en sağlıklı, en donanımlı yetişmesini sağlayacak imkanların ortaya konmasını ve imkanlardan çocukların, yani gençlerin faydalanmasını sağlayacak şartların ortaya konmasını istiyoruz.

Z kuşağı nedir?, diye beraber çalıştığımız genç kardeşlerimize sorduk, çok ilginç cevap verdi!.

Alper kardeşimiz lise son sınıfta kendisine sordum; Alperen Z Kuşağı denince ne anlıyorsun?; “Cemalettin amca Z kuşağı Milenyum gençliği olarak anlıyorum, dünü bilmeyen, yokluğu hatırlamayan, açık söylemek gerekirse  Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir gençlik” dedi hatta biraz daha ileri boyutta sözler söyledi, “yokluğu bilmeyen, sırtında kırk yıl taşıyıp bir gün bıraktıktan sonra seni sırtından hançerleyecek düşüncede olan anarşik düşünceleri savunan!” dedi.

Vallah bu sözleri Alperen kardeşimizden duyunca sabah sabah çok farklı düşünceler içine girdim, yazımı tamamlayınca kendisi ile tekrardan sohbet edeceğim.

Sanırım Z kuşağını bir hayli daha yazacağız.

İşyerimizde gençler çok. Onlarla da bu konuyu konuşmayı planlıyorum.

İşyerimizde staj yapan öğrencilerimiz var, hemen hemen her gün mutlaka işyerimizi ziyaret edenler var, aynı zamanda çalışan gençlerimiz var, onlarla bu konuyu konuşmak sanırım keyifli olacak!

Etrafımızda gençlik maşallah bir hayli fazla.

Bugüne kadar gençler ile iş konusunda sohbet ettik.

İş yerinde nasıl olmaları gerektiğini, işi nasıl öğrenmeleri gerektiğini, nasıl hayatta başarılı olabileceklerini konuşmaya, anlatmaya çalıştık.

Sanırım ilk sohbetimiz Z kuşağı konusunda olacak bunu da en kısa zamanda yapmayı düşünüyorum.

Tabi ki Doğa Eker kızımızın düşünceleri de farklı bir hava verecek.

Doğa Eker kızımız, çok kıymetli bir Kaleme sahip, Lise yıllarında Kitap yazan bir genç kızımızın duyguları, yaşadıkları, çok farklı çevrelerle olan iletişimi onun kaleminden çıkacak düşünceleri okumak bizlerin aydınlanmasına vesile olacaktır.

Tabi ki beraber çalıştığımız  gençlerin düşüncelerini de, kendileri kaleme alıp yazmak isterler ise yazacaklardır, yoksa bizler stajyer arkadaşların düşüncelerini tarihe not düşmek için yazacağız.

Yazan olmak, yazmak önemli.

Stajyer kardeşlerimize hep söylüyoruz, bu yazı yazmak, haber yapmak aynen okulda kompozisyon yazmak gibi.

Başlangıç, geliştirmek ve sonuç!

Ama çoğu zaman gençlerin özgüveni tam gelişmediği için; acaba yazsam bana kim ne der” diye düşünüyor.

Aslında yazmak, içindeki duyguları olduğu gibi paylaşmak isteği, her insanın gelişmesine katkı sağlayacaktır!.

Yapabilirsem, Z kuşağı düşüncelerini gençler ifade ederse köşemde onara yer vereceğim.

Keşke yazmaya başlasalar da gazetenin sayfalarının tümünü onlara  onlara versek!.

Günün Sözü; Allah’ım, Bizleri geçici hevesler ile değil, bizim için nasip ettiğin hayırlarla sevindir.