İstanbul’da açılan  Milli Teknoloji hamlesi TEKNOFEST muhteşem açılışı ile milletimizin gönlüne taht kurdu.

Milli Teknoloji fuarı TEKNOFEST Türk milletinin gururu tablosu olarak yine dünyada kendinden söz ettirirken, içimizdeki Türk milletine düşmanlı besleyenler yine art niyetlerini ortaya koydular.

Yerli ve Milli Üretim, önemli ama, bu sözü söyleyip yan gelip yatmakla sözlerin hayat bulması mümkün değil.

İstanbul’da açılışı yapılan TEKNOFEST

Geliştirilmesi ve üretilmesine izin verilmeyen projeler Türkiye yi dışa bağımlı hale getrdi.

1961 yılında 130 günde yapılan Devrim isimli Otomobil, 29 Ekim tarihinde resmi geçit töreninde Benzin konulması unutulan DEVRİM isimli Otomobil Müzeye konulmuş, zamanın devlet adamları üretimin yapılmamasını sağlamıştır.

İstanbul, Eskişehir ve Kayseri de hem devlet, hem de özel sektör aracılığı ile yüzlerce Uçak yapıldı, ancak daha ucuz olduğu iddiası ile ABD den Uçaklar alındı 4 UÇAK Fabrikası kapatıldı, eldeki Uçaklar bilinmeyen yer altına gömüldü.

Türk Demiryolu tarihinin ilk Milli Lokomotifi BOZKURT ve Karakurt 1961 yılında Dünyanın en mükemmel Lokomotifi Bozkurt  Sivas’ta, Karakurt Eskişehir de yapıldı ancak üretimden vazgeçildi Lokomotifler yurt dışından alınmaya başlandı.

Türkiye’nin ilk yerli  Traktörü HSG 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde  üretildi ancak Devrim Otomobili ile aynı kaderi paylaştı seri üretimi yaptırılmadı. İşte Türkiye’nin bugünlere nasıl geldiğinin çok açık ve net bilgileri.

Türkiye kendi Otomobili DEVRİM’i  üretmiş otomobil Eskişehir’den Trenle Ankara’ya gelirken Benzin deposu tedbir amaçlı tam doldurulmamış, Çankaya köşküne otomobil az benzin ile çıkartılmış zamanın Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel  otomobile bindikten kısa süre sonra benzini bite otomobilden inmiş o tarihlerde gazeteler Türkiye  düşmanlığı yaparak; yapılan otomobil hakkında çok ağır yazılar yazarak benzini bitmiş bir otomobilin üretiminin yapılmamasını sağlamışlar, zamanın devlet adamları; “efendim tedbir amaçlı Benzin konmamış yoksa otomobilde arıza yok” diyememişler kaderi ile oynayarak ülkeye ihanet etmişlerdir.

1961 yılında DEVRİM isimli otomobil üretime başlasa idi, bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti dışa bağımlı olmayacaktı, kendi otomobilini kendisi üretecekti, teknolojiyi daha hızlı yakalayacaktı.

Türkiye kendi Uçağını üretmeye başlamışken, zamanın baskıcı bürokrasisi, ülke çıkarlarını değil de ABD nin çıkarlarını öne alarak üretime başlayan Uçakların üretilmemesi için siyasetçileri kandırmışlar ve kurulan Uçak fabrikalarının kapanmasını sağlamışlardır, ülkeye en büyük kötülüğü, bu ülkenin ekmeğini yiyen bürokratlar ve siyasetçiler  yapmıştır.

Türkiye kendi Lokomotifini üreterek Sivas ve Eskişehir de fabrika kurmuş en kaliteli ve modern yapılan Lokomotifler yine zamanın bürokratları ve siyasetçileri tarafından üretiminden vazgeçilmiş, fabrikalar kapatılmıştır. Yapılan fabrikalarda hiç değilse kısmen üretim yapılmış olsa idi, bugün Türkiye’nin yurt dışı bağımlılığı en aza indirilmiş olacaktı.

Türkiye kendi yerli Traktörünü kendisi üretmeye başlamış 1963 yılında üretilen HSG isimli Traktör üretiminden vazgeçilmiştir, Türkiye’nin o tarihlerde Traktöre olan ihtiyacı ve yurt dışından döviz ile alındığını düşününce ülkeye kimlerin nasıl zarar verdiğini anlamış oluyoruz.

Bugün İstanbul’da milyonlarca genç  kendi ürettikleri teknolojik araçlar be gereçlerle dünyanın gözlerini kamaştırmayı başarmıştır.

Cumhurbaşkanımız sayın recep Tayyip Erdoğan; “artık Türkiye ski Türkiye değil” dediğinde bu sözleri kısır çekişmelerine alet edenler, 1961 yılında üretilen DEVRİM isimli Otomobilin üretimi durduran BÜROKRAT VE SİYASTÇİLER ile bugün ki BÜROKRAT VE SİYASETÇİLER arasındaki farkı görmek her şeyi açıkça ortaya koyaktadır.

Bakınız İstanbul’da açılan TEKNOFEST fuarının çalışmalarına bakınca devletimizi yöneten sayın Cumhurbaşkanımız, siyasetçiler ve Bürokratların nasıl gayret içinde olduklarını görüyoruz.

TEKNOFEST fuarının açılmasında en büyük emek verenlerin başında olan sayın Selçuk Bayraktarın şu açıklaması bugünü anlatan çok güzel sözlerdir:  “Bu işlerde büyük paralara değil, büyük ruhlara, büyük gönüllere, büyük inanca ihtiyaç duyuyorsunuz. O da inanan insanlarla oluyor.” Selçuk Bayraktar.

Türkiye “eski Türkiye değil” sözlerinin  gerçek olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz, biz anlamaya anlıyoruz da yine birileri eski Türkiye özlemi içinde olduklarını da görüyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti artık İMF den kredi almıyor kullanmıyor, sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan  daha önceki yıllarda İMF den aldıkları kredilerin kapanmasın sağlamış Türkiye Cumhuriyeti hazinesi bağımsız hale gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Hazinesinin bağımsız olması, ülkenin bağımsızlığının en önemli nedenlerinden bir tanesidir, İMF evet bir dünya bankasıdır ama sıradan bir banka olarak görmemek gerekir, İMF den 100 milyon Dolar kredi aldığınızda  kredinin son ödemesi bitene kadar devletin hazinesinin tüm yönetimi İMF nin kontrolüne geçiyor, bunun karşılığı çok açık ve nettir, İMF demek Türkiye’nin boynuna bağlanan tasma demektir.

Son günlerin flaş gelişmesi CHP genel başkan yardımcısı ve sözcüsü sayın Faik Öztrak ve İP genel başkan yardımcısı eski Merkez Bankası başkanı sayın Durmuş Yılmaz gizlice İMF  yetkilileri ile görüşmeler yapmışlar, ilginç değimli?.

Hani hükümeti ve sayın Cumhurbaşkanımızı “İMF ile gizli görüşmeler yapıyorlar” suçlaması ile  açıklama yapan CHP ve İP yetkilileri bu görüşmeler ne oluyor?, Hükümet görüşme yapmadığı halde “İMF ile görüşme yaptılar” suçlaması ne anlam taşıyor?.

Türkiye de yeni sıkıntılı süreçlerin başlayacağını düşünüyoruz, inşallah  hükümetimiz bu gizli görüşmeleri dikkate alarak gerekli tedbirleri alırlar.

Ülkemiz üzerinde büyük oyunların oynandığını duyuyorduk, ama bu oyun daha ciddi oyun olarak ortaya çıkacağını düşünüyoruz.

Günün Sözü:  “ZALİMİN ZULMÜ VARSA, GARİBİN ALLAH’I VARDIR”.