Yandaş medya varmı?, ne ilginç soru değimli?.

Memlekette Yandaş Medya varmıdır?, eh o kadarını söyleyelim tabi ki vardır, ama biz o katogori de değiliz.

Son dönemlerin güncel konuları arasında artık ciddi olarak girmeye başlayan “Yandaş Medya”,  sözü  ülkenin bir gün 1. gündemini oluşturursa şaşmamak gerekir.

Yandaş Medya sözleri kimler için söylenir, “Haksızlık yapan siyasetçiyi körü körüne destekleyen, hata yapan siyasetçinin hatasını bildiği halde doğruları halka yansıtmayan”  ve sesçimlerde kalemini satarak ciddi paralar kazanan ve hatta servetler kazanan, basın mensupları yandaş medya olduğunu düşünüyorum.

Bazı insanlar bizlere de “yandaş medya” yakıştırması zaman zaman yapıyor, ama bizler bir türlü yandaş medya olamadık!.

Bizler kim için “yandaş medya” olduk?, bunu da bilemiyoruz.

Bizlerin 1. Önceliği Niksar’ın faydasına, Niksar halkına yapılması gereken hizmetlerin yapılması, sonra Tokat ilimizde hizmetlerin yapılması, sonra ülkemizde güzel hizmetlerin yapılmasını istemektir.

Niksar’da ve Tokat’ta yapılması gereken hizmetler yapılmadığında mevcut iktidar partisi mensuplarının hizmet yapmaları için defalarca haber yapıyoruz, yazı yazıyoruz, iktidar partisinin yaptığı hatalı yatırımları eleştiriyoruz, demek ki iktidar partisinin yandaşı olamıyoruz!.

Peki ama muhalefet ve muhalefet partilerinin yaptığı yanlışları da yazıyoruz, hata yapmamaları için önerilerde bulunuyoruz, o zaman ana muhalefet ve muhalefet partilerinin de “yandaş medyası” değiliz.

Bizler her zaman doğru ve yanlışları yazıyoruz, o nedenle yandaş olma şansımız yok.

Geçen gün bir arkadaş siyasetten bahsederken çok çarpıcı sözler sarf etti; “abi istersen belgeleri sana vereyim, neler var neler” dedi, bende; “teşekkür ederim bundan sonra o işlerle uğraşamam yeterinde yorulduk ve yıprandık, devletin mekanizmaları var onlar mücadele yapsın” dedik, sohbetimiz bir hayli ilginç hale geldi.

Yerelden genele geçerek yandaş medyaya bakmak gerekir.

Mesela TV lere çıkan siyasetçilere sorulan sorulara bakıyoruz, verilen cevaplara bakıyoruz, yeni moda “modaratör”  bizler TV sunucusu veya program yapımcısı değimiz insanların yönetim tarzlarına bakıyoruz, yapılan açık oturumların pek çok kısmında “yandaş dene” sözlerin nasılda hayat bulduğunu görüyoruz.

TV ye çıkan çoğu misafir siyasetçiler daha önce sorulan soruların verildiğini duyarız, bunun gerçek olup olmadığını anlamak için sorunun nasıl sorulduğuna ve verilen cevaplara iyi bakmak gerekir.

TV lerde tartışmalar artık bizler için vazgeçilmez hale geldi. Her gece yapılan her TV tartışmasındaki programı mutlaka izlemeye çalışırım, bizlere ve halkımıza katkı sağlayan TV programlarını izleyelim ki dünyada ne oluyor?, ne bitiyor bilelim.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu izlerken dayanamayıp başka kanala geçtim, sonra yapılan programdaki konuşmaları tekrardan izle gereği duydum.

Bir siyasetçiyi siyasetten silmek istiyorsanız onu sık sık TV lerdeki canlı yayına çıkartmak gerekir, TV ye çıkartıp paket yayın yapmakla, canlı yayın yapmak arasında çokkkk büyük fark var.

İBB İmamoğlu ne kadar sı TV lerin canlı yayınına çıkarsa o kadar yıpranmaya devam ediyor. Canlı yayınlarda “dur olmadı soruya tam cevap veremedim” sözü yok, ağzından sözler çıktığında milyonlarca insan o yanlış sözü anında öğreniyor, sonra milyonlarca insan o yanlış sözü anında yine milyonlarca insana paylaşım yaparak servis yapıyor, yani “ok yaydan çıkınca geri dönüş olmuyor.

Haber Türk canlı yayınına çıkan Ekrem İmamoğlu bakalım neler söylemiş nasıl batağın içine saplanmış!.

Bir TV programında Ekrem İmamoğlu’na sorulan sorular içinde Prof. Dr. Sayın Celal Şengör’ün isminin geçmesi ve Kanal İstanbul yapılması halinde Deprem olup olmayacağı sorulması sonrasında sayın Şengör TV Vanlı yayınına telefonla bağlandı, Şengör yayında her şeyi açık ve net ifade etti ve sonra İmamoğlu şunları söyledi: Ekrem İmamoğlu; “ Celal hocam bizde sizin emrindeyiz, biz bilimin önünde boynunu  bükmeye hazırız, endişeniz olmasın, biz sizden talimat alırız” dedi.

Bir başka zaman E. İmamoğlu Haber Türk TT de canlı yayına konuk oldu ve yayın devam ederken sayın Şengör yine TV ye bağlanarak canlı yayında düşüncelerini ifade etti; ’İBB  Başkanı İmamoğlu: Kanal İstanbul depremi tetikler” dedi. Celal Şengör TV canlı yayınına bağlanara; “Kanal İstanbul depremi tetiklemez” dedi kısa açıklamada bulundu ve kıyamet sonra koptu;  İbb Başkanı E.İ: “Celal Şengör’ü bağlamanız yanlıştır. İstanbul belediye başkanıyım ben. Zaten Kanal İstanbul depremi tetikler demedim.

“BEN HERHANGİ BİR KONUĞUNUZ DEĞİLİM, BEN 16 MİLYONLUK İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANIYIM” dedi.

Sunucu Soru: Referandum mu çözüm?.  İmamoğlu: Tabi ki..

Sunucu Soru: Referandumda İstanbullular evet derse ne olur? İmamoğlu: Biz yine mücadelemizi veririz.

Soru: Sonuca saygı göstermez misiniz? İmamoğlu: Referandum tek başına işi çözmez.

SUNUCU SORU: Halk kanal İstanbul’a isteriz derse ne yaparsınız? CHP’Lİ IMAMOĞLU: Kabul etmem. SUNUCU : Sonuca saygı göstermez misiniz? CHP’Lİ İMAMOĞLU: Hayır” dedi.

Ne diyelim?, TV canlı yayınına çıkarsanız bedelini ödersiniz, yani “hamama giren terler” derler ya, İmamoğlu canlı yayınlarda sürekli sınıfta kalmaya devam ediyor.

Siyasetin kısır çekişmesi basın mensuplarını taraf yapmaya zorluyor.

İYİ Part genel başkanı sayın Akşener son günlerde moda olan bir konuyu gündemde tutmaya çalışıyor.

Meral Akşener : “Putin İstanbul havalimanına inemedi, Atatürk Havalimanı’na inmek zorunda kaldı.”

GERÇEK İSE : Devlet Konuk Evi Atatürk Havalimanı’nda olduğu için Putin oraya indi. Aynı saatlerde Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ve heyeti İstanbul Hava limanına inmişti.

Bu ülkenin değerlerine mutlaka herkes sahip çıkmalıdır.

Dünyada dengeler değişirken, ülkemiz aleyhine söylenecek her söz, ülkemize zarar verir.

Her insanın bir siyasi düşüncesi olabilir ama, siyaset ülke ve millet menfaatlerini karalamamalıdır.

Günün Sözü:  çok şükür yandaş medya değiliz.