Bazen hiç yazmamayı, hiç konuşmamayı tercih etmeyi düşünüyorum!..

Bazen şunu düşünüyorum; bizler kim için, ne için mücadele ediyoruz?

Sahiden bu Dünyaya yalan dünya denince, hep nedenlerini sorgulamaya çalıştık, amma bu dünyanın ne kadar yalan olduğunu yaşanan süreçlerde her zaman gördük!.

Gerçekten bu dünya yalan dünya.

Ebedi istirahatgaha gitmek için bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu artık hiç akıldan çıkartmamak gerekir.

Kim için mücadele ediyoruz?

Ne için mücadele ediyoruz?

Salı günü Kaymakam bey gazetemizi ziyaret etti, burada Niksar içerikli sohbet yaptıktan sonra, yine bölgemizi yakından ilgilendiren önemli bir toplantıya katıldık.

Toplantının amacı Niksar-Başçiftlik ilçelerini bir birine bağlayacak olan yıllardır yapılmasını beklediğimiz önemli bir yoldur, NİKSAR-BAŞÇİFTLİK yolu.

Niksar Belediye toplantı salonunda yapılan toplantıya başkanlığı kaymakam bey yaptı, toplantıya Karayolları Samsun Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Niksar Şube Şefi, Tapu Sicil Müdürü, Milli Emlak Müdürü ve yolun geçeceği bölgedeki arazi sahipleri katıldı.

Niksar-Başçiftlik yol güzergahı konusunda açıklamalarda bulunan Kaymakam bey, konuşmasını detaylı olarak yaptıktan sonra toplantıya katılanlara; “arkadaşlar buraya doğru bilgileri anlatmak için toplandık, Niksar-Başçiftlik yol güzergahı belli  yol çalışmaları zaten başladı, bundan sonra işin hızlı yapılması için neler yapabiliriz?, bunları sizlere anlattım, sizlerin aklına takılan ne var ise burada sorun bizler cevap verelim” dedi.

Yolun arazilerinden geçecek olan çok sayıda insan içinde birkaç arkadaş soru sordu, sorulan sorular, yapılan açıklamayı dinledikleri halde neden konuşmalar anlaşılmadan; “yol bu güzergahtan geçmesin, neden daha üsten geçmiyor?, neden istimlak bedelleri açıklanmıyor?, istimlak alanı belli olduğu halde neden bizden muafakat isteniyor?.

Arazi sahibi olan insanlarımızın sordukları bu sorular, Kaymakam bey konuşması içinde bu soruların cevabını işin başında anlatmış idi, ayrıca Karayolları yetkiliside sorulan bu sorular öncesinde gerekli açıklamayı yapmış idi.

Şuna karar vermek gerekir.

Bizler bu şehrin gelişmesini istiyormuyuz?, istemiyormuyuz?

Şehrimizin gelişmesini ve yatırımlar gelerek gençlerimizin göç vermemesi için bu şehre hizmet yapılmalıdır.

Hizmetler yapılırken de, araziler üzerinden hizmetler yapılacağı için hizmetin geçeceği güzergahlarda mutlaka yeni düzenlemeler olacaktır.

Hizmetler yapılırken, dünyalık RANTLAR ortaya çıkar, tarlalar arsa olur, arsalar ve tarlalar üzerinden yollar geçer, bazı insanların arazileri üzerinden hizmet geçmesi için arazilerin ödemesi yapılır ve hizmet geçer.

Şimdi RANT konusuna girmek istemiyoruz.

Bizler bu şehre ve bölgemize hizmetin gelmesini istiyor isek, ona göre hareket etmeliyiz, hizmetin gelmesine asla mani olmamalıyız.

Niksar halkı hem hizmet istiyor, hemde kendisinin  düşünceleri doğrultusunda, yani kendi arazisi, bağı, bahçesine zarar verilmeden, yolun veya hizmetin hemen kendi sınırlarından geçmesini istiyor, uzak bölgeye gittiğinde de onada itiraz ediyor.

Yani çoğu insan; Yolun, Suyun, Okulun, Çocuk Parkının, hatta oyun alanlarının kendi evlerinin yanında olsun istiyor!, başkasının bağından, bahçesinden, tarlasından geçmesi onlar için bir şey ifade etmiyor,  yeterki hizmetlere en yakından ulaşsın!…

Konuşmacıları dinledim, soru soran insanları dinlerken, üzüldüm!.

Sonra bir iki kelam etmek istedim, söz aldım; “arkadaşlar yapılacak olan hizmet belli, her şey açık ve net ortada iken neden bu itirazlar gereksiz yapılıyor? burada sizlerden istenen İstimlak paraları belli olmadan, istimlak işleri devam ederken yolun en kısa zamanda yapılması için işi yapan Müteahhide yol güzergahının teslim edilmesi ve yolun hızla kısa zamanda tamamlanması isteniyor, burada üzüntülerimi ifade etmek isterim, sizler adına bu şehre hizmet gelmesi için her kademedeki yetkili ile, siyasetçilerle kavga ediyorum sıkıntılı süreçler yaşıyorum, sizlerin haklarını sizlerin haberi yokken korumaya çalışıyorum, ama bugün yapılacak olan bir hizmetin yapılmaması için veya gecikmesi için yapılan konuşmalar bizleri derinden yaralamıştır, bu şehre hizmet yapmak anlamlı iken buradaki konuşmalar üzücü olmuştur” dedim ve toplantı sona erdi ayrıldık.

Kaymakam beye ve yetkilileri sordum bu konuşmaları yapanların ne kadar arazileri istimlak alanında?; verilen cevap; “100 metre kare, 80 metre kare, yani çok büyük arazisi olan insanlar itiraz etmemişler, itiraz edenlerden, verilecek ödemeler arazi sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde olduğu halde, Karayolları kurumu insanların mağdur olmayacağı şekilde bütün ayrıntıları ile araziler üzerindeki detayları tespit ettiği halde, hazırlandığı söylendiği halde itirazların oluşu, üzücü olmuştur!.

Toplantıdan sonra Kaymakam bey ile Talazan Köprüsü-Aydınlık Evler mahallesi alanında yapımı devam eden, 13 kilometrelik eski Erzincan-Amasya yoluna gittik burada yolun açılmaya başladığı günden bugüne kadarki çalışmaların bir kısmını görme imkanım olmuş idi.

Talazan Köprüsü ile Aydınlık Evler mahallesi arasındaki  yol güzergahında arazisi olan insanların yolun geçmesi için yol genişletme çalışmalarına destek verdiğini görmüştüm, bir kişi daha çok dikkatimi çekince Kaymakam beye; “şu Hilmi amcamızı bir tanıyalım” dedim ve Hilmi amcamı Yeşil Hisar köyündeki evinde ziyarete ettik, 87 yaşında olan Hilmi Seçgin yolun geçmesi için 5 dönüm arazisini milletin hizmetine devletine bağışlamış 5 kuruşta para talep etmemiş, kendisini daha önceden tanıdığım bu insanın elini öptüm, kendisinin yaptığı bağıştan dolayı tekrar teşekkür ettim, çayını içtik ve yol çalışmalarını gördükten sonra işimize geri döndük!

Bir bölgede yol geçmesi için 5 dönüm arazisini bağışlayan bir insanla karşılaşmak insanı mutlu ediyor, ama bir şehirde kesinlikle yapılması gereken bir yol için 80-100 metre kare yer giden insanlar neden verelim, üst taraftan geçsin” diyenlerle aynı şehirde yaşamanın ne kadar zor olduğunu gördük.

Bir konu daha; “Tokat-Ordu yolu neden yapılmıyor?” diyen dost ve arkadaşlara, Dönekse-Niksar arasındaki yolun yapılma çalışmaları başladığı halde arazi sahipleri; “paramızı alırız sonra muafakat veririz” diyenler aynı zihniyet.

Hem hizmet istiyorsunuz!. Hemde elinize fırsat geçince FİRENE basıyorsunuz!.

HİZMET BEKLEYENLER ELİNİZİ VİJDANINIZA KOYUN, CEBİNİZE DEĞİL. TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜETİ KİMSEYİ MAĞDUR ETMEDİ, ETMEYECEKTİRDE, YETERKİ SİZLER SAMİİ OLUN, HİZMETİN GELMESİNE MANİ OLMAYIN.

Günün Sözü; Allah’ım, bizi bunalımlardan, musibetlerden, hayal kırıklıklarından ve nefsi bozan her şeyden uzak tut.