Üretmeden tüketen toplumlar kaybetmeye mahkumdur, bizler üretmeden tüketmeyi seven toplum haline geldik.

Üretmeden tüketen toplum olunca ilk önce vatandaşlar ekonomik sıkıntıya düşüyor, sonra küçük işletmeler, orta ölçekli işletmeler derken devamında belediyeler ekonomik sıkıntılara düşmek zorundadır.

Üretmeden tüketen, üretmeden yaşayan ve üretmeden lüks hayat yaşayarak hayatına devam eden başka hiçbir ülke ve şehir yoktur!.

Üretmek önemli, üretilecek çok sayıda ürün varken, işleyecek çok sayıda maden varken işlenmiyorsa, o ülkenin kalkınması söz konusu değildir.

Dünyada hiçbir ülke genç insanların yaşayacağı ülke olarak ayakta kalması söz konusu değildir, 40 yaşında emekli olmak için devletine asilik yapmaya çalışan bir milletinde ebediyen ayakta kalması söz konusu değildir!.

Bir ülke düşünün!, hiçbir becerisi yok, insan olmaktan başka hiçbir özelliği ve hüner olmayan, verilen işi zorla anlayıp yapmaya çalışan, yaparken de kırıp döken insanlar devletin himayesine, işinde çalışırken; “neden EYT çıkmıyor” diyerek kendisine ekmek, aş, su ve hayatta yaşama hakkı veren insanlara, devlet adamına ve siyasetçiye kötülük yapan bir başka ülke insanı başka yerde göremezsiniz, göreceğiz tek ülke Türkiye’dir, kendisini vatandaş olarak gören vatan ve millet sevdalısı gören insanların olduğu ülke Türkiye!.

Ülkemiz ciddi ekonomik sıkıntılar yaşarken; “emekli maaşıma  bu ay zam yaptı mı?” diyen insan topluluğu ülkemizde yaşıyor, devamında; “neden Petrol yakıtına, Elektriğe zam geliyor” diyen insanların olduğu ülke Türkiye!.

Devletimiz Güneydoğuda ve yurt dışında savaşırken, terör örgütlerini ve onun yandaşları ile mücadele yaparken, neden bana bu ay zam gelmedi, neden bana bu ay fazla ödeme yapılmadı” diye bizim memleketimizde yaşıyorlar!.

Üretmeden Tüketen bir toplum olmaktan çıkmak zorunda olan bir ülke Türkiye’dir.

AK Parti Hükümeti şapkasını kenara koyacak, 17 yıl önce neler vardı?, hükümet olduktan sonra vatandaşına ne verdi? bunu sorgulamalıdır.

Şu gerçeği herkes görmelidir, AK Parti son 4-5 yılda yaptığı hatalar, insanları çalışmadan gelir elde etmesini sağladı.

Evet; ülkemin sosyal devlet olmasını her zaman istedik, yine isteriz ama, devletin sosyal devlet olabilmesi için o ülke insanın çok üretmesi gerekir, çok üreten bir ülkenin sosyal devlet olması kaçınılmazdır.

Hükümet yetkilileri konuşurken; “Tokat’a 17 katrilyon yardım yaptık” diyor, tamam rakamlar alt alta gelince böyle bir rakam çıkar ama, o para nerede?, kimin cebinde?, hangi kasada?.

Üretmeden tüketen bir toplum yaratıldı, çalışmadan geçinen ve rahat bir hayat yaşayan toplum haline geldik!…

Dün yanıma iş arayan insanlar geldi, hoş beş sohbet yaptık, iş aradıklarını söylediler, bizde ilk aklımıza gelen işletmeler olarak Tekstil işletmesini aradık; “işçi alıyormusunuz?” dedik, ilgili arkadaş bazı hususları ifade etti ve şu ilginç düşünceyi ifade etti; işçi bulmakta zorlanıyoruz ama artık askerliğini yapmamış erkek almıyoruz, birde bize uzun vade çalışacak insanları tercih yapıyoruz, geliyor 1-2 sene çalışıyor sonra işten ayrılıyor, sonunda işletmeler ciddi tazminatlar ödüyor, insana iş veriyoruz, öğretiyoruz verim alacağımız zaman işten çıkıyor bu konuda zarar ediyoruz birde işten ayrılırken tazminat ödemek işletmeleri  ciddi sıkıntıya sokuyor” sözünü duyunca düşünmemek elde değil!.

İş bilmeyene iş vereceksin, iş öğreteceksin, sonra verimli olacağı zaman, “haydi eyvallah” sonra?, mahkeme kapılarında çırpın DUR!, böyle bir ülke dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ve ayakta kalma şansıda olamaz!.

Çalışma barışının bozulduğu, çalışmaktan kaçan, işe ihtiyacı olanların iş bulamadığı, işe ihtiyacı yokken evinden, çocuklarından,  hatta ekonomik özgürlüğünü arayan ve işe girdikten sonra çalışmaktan kaçan; “neden iş yapmıyorsun?, neden çalışmıyorsun?” dendiğinde bana karışamazsın, ben buraya partinin referansı ile geldim” diyerek çalışma barışını bozan, amir ve yetkiliyi dinlemeyen bir ülke de yaşıyoruz, burası Türkiye!…

Bu ülke “sosyal devlet” düşüncesini ileri sürerek insanları bedava yaşamaktan vazgeçirmez ise, bu ülkenin sonu Allah korusun felakettir, sayın Cumhurbaşkanımız ve sayın Devlet Bahçeli ne kadar düşünürler, nasıl karar verirler bilmeyiz ama, çalışmayan insanlara para vermekten vazgeçme planları yapmalıdırlar, üretmeyen topluma ödeme yapmamaları gerekir, işten keyfi ayrılıp devletin kurduğu  “işsizlik maaşı alanlar almamalıdır!.

Çok şey mi yazdım ne?, zülfüyare fazla dokunmadan nokta koyalım!..

Niksar belediye başkanı Özdilek Özcan belediyenin sosyal medya sayfasından yaptığı paylaşımla Niksar halkını elekronik su sayaçlarına ihtiyaçtan fazla su yüklemeye davet etti. Başkan vatandaşlarımızdan boşalan belediye kasasına para dolmasını istiyor, daha öncede yazdım belediyeye vatandaşın destek vermesi için başkanın yaptığı işlere, hizmetlere ve daha doğrusu harcamalara inanması gerekir, ayrıca belediye başkanı vatandaştan şehir içme suyunu fazla alarak, “tüketmediğiniz suyun parasını fazla ödeyerek destek isterken” üreterek para kazanacağı Ayvaz Suyu meselesini asla pas geçmemelidir.

Niksar Ayvaz Suyunu, Niksar’a, Tokat ve ilçelerine sağlıklı pazarlama  yöntemini düşünemeyenler, üretmeden asla tüketme işine halkımız destek vermez!.

Niksar Ayvaz Suyu Damacana 10 TL den satılıyor, pet şişeleri de gündeme getireceğiz ama, Damacana şişesi  vatandaşın olan suyu Niksar halkının % 100 almıyorsa, bu satışın yapılması için bir çalışma yapılmıyorsa ve üretilen bir suyun pazarlanması sağlanamıyorsa, Niksar halkı başkana asla destek vermeyecektir!.

NOT; belediye başkanı belediyenin resmi ve özel sektöre kaç  TL borcu var?, kaç lira İller Bankasından pay alıyor?, bu hesaplarını açıkça halka bilgi versin bizde bu şehirde huzurlu yaşamak için destek verelim!, halkın inanmadığı hiçbir konu, halktan destek alamaz.

Ayaz Suyunun Damacana üretimi belediyeye ciddi destek verecektir, bu konuda satış yapan bayilerle özel bir anlaşma yapılmalı, hammadde ödemesi yapılmadan eldeki en değerli Su halkın hizmetine sunulur ve belediye ekonomik sıkıntısına ilk katkı sağlanmış olur!.

Günün Sözü: PERŞEMBENİN GELİŞİ, ÇARŞAMBADAN BELLİ OLUR