Ülke olarak hem üreteceğiz, hem de çok çalışıp mücadele edeceğiz.

Türk ve Müslüman olmak, dünyada Çileye talip olmaktır, bu sözleri artık sık sık kullanmak zorundayız, çünkü insanlarız ülkemizde ve bölgemizde meydana gelen hareketleri, ihanetleri olayları anlamayan çok insan var.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;  1800 rakımlı Gabar’da, 2089 rakımlı Cudi’de, 3500 rakımlı Kandil’de PKK’nın kökünü kazımaya devam ederken  bizler 250-300 rakımlı  4 mevsimin yaşandığı şehirde yaşıyoruz.

Mehmetcik Türk Milletini korumak 3500 rakımlı kandille terörün kökünü kazımak için mücadele ederken, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan;  Bu Bayrak inmez. Bu Ezan susmaz. Bu Ülke bölünmez. Bu Millet Diz çökmez. Bu devlet, inşallah ilelebet payidar kalır” diyorsa, hem üretmek hem de mücadele etmek zorundayız.

İçimizdeki sapık ve cahilce düşünceler içinde olanlar, küçük menfaatleri uğruna, ülkesine ve milletine ihanet etmekte ısrar edenlerle mücadele yapmak mecburiyetindeyiz.

Çok çalışmadan, normal çalışarak, günlük hizmetlerimizi yaparak bu ülkeye olan vatandaşlık  borcumuzu ödemek mecburiyetindeyiz.

Unutmayınız 300 rakımlı bir şehirde, havaların soğuması sonrasında kazaklarımızı, montlarımızı, hırkalarımızı giyerek evimizde işyerimizde  sıcak mekanlarda otururken, Mehmetciğin ülkemiz sınırlarını korumak ve Türkiye sınırları içinde bizlerin rahat uyuması için, 1800 rakımlı Gabar’da, 2089 rakımlı Cudi’de, 3500 rakımlı Kandil’de nöbet tuttuğunu ülkemize yapılacak saldırıları önlemek ve hainleri safdışı bırakmak için mücadele ettiğini asla unutmamak gerekir.

İnsan olarak çok çalışmalıyız, çok üretmeliyiz ki vatan ve millet aşkımız ortaya çıksın, aksi taktirde; ben ülkemi ve milletimi seviyorum” demek sözde kalır.

Ülkemizin içinde bulunduğu ve ülkemize yapılan saldırıları halen görmezden gelen, göremeyenlerin varlığı gördükçe şaşkınlık yaşamamak mümkün değil.

Konuşurken; “bu ülke bizim diyenler” ülkenin değerlerine sahip çıkmayıp, ülkenin yıkılmasına katkı sağlıyorlar!…

ABD ve koalisyon güçleri ülkemize her an saldırırken, ülkemizin değerlerine sahip çıkmayanlar bu ülkenin sahibi olamazlar.

45 yıldır terörle mücadele yapan ülkemiz, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapanlara karşı mücadele yaparken, terör örgütlerine destek verenlere sahip çıkılması bir insanlık asla olamaz.

Güneydoğuda bazı il ve ilçe belediye başkanları terör örgütlerine destek verdikleri için İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmış ve yerlerine kayyum olarak devletin Vali ve Kaymakamları atanıştır, doğru yapılmıştır, çünkü görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclisi üyelerinden bir kişi  seçilmiş olsa da aynı belediyelerden seçine meclis üyeleri yine terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmaya devam edecekleri aşikardır.

Görevden alınan belediye başkanlarını savunmak bu ülkenin değerlerine dinamit atmaktır.

İstanbul Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu neden görevden alınan belediye başkanlarına sahip çıkıyor?, bunun kaç nedeni var bilmem ama sanırım hdp den aldığı oyların karşılığı olarak hem ülke içinde hemde ülke dışında teröre ismi bulaşmış kişileri savunmak CHP li bir belediye başkanına yakışmıyor.

Birileri hdp li belediye başkanlarına CHP li belediye başkanlarının veya yetkililerinin savunmasını kabul edebilir ama bizler kabul etmiyoruz, çünkü CHP nin kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasına öncülük yapan , Gazi Mustafa Kemal Paşanın partisidir, ülkemizi kuran bir devlet adamının kurduğu Cumhuriyeti yıkmak isteyenlere, kendi kurdurduğu partinin yetkilileri destek vermesi vahim sonuçlar doğurur, verilen desteği hiç kimse “seçilenlere saygılı olmak gerekir “diye fasa fiso” gerekçeler uyduramaz.

Bir kardeşimiz şu sözler ile CHP li yetkililere seslenmek istiyor veya onların kendilerine gelmesini istiyor;  “Bırakın, CHP’li belediye başkanları ve vekiller düşündükleri gibi konuşsunlar… Kıbrıs, Doğu Akdeniz, PKK hakkındaki sözlerini düzeltmeye zorlanmasınlar ki, tam olarak kime çalıştıklarını anlayalım” diyor!, bu sözler çok çarpıcı.

Ülkemiz üzerine oynanan oyunları görmemek, körlükten öte bir şey, yaşananları duymamak sağırlık ötesinde bir şey olmalı, kalbi taşlaşmış olanların bile duygusuzluğu buna mazeret olamaz, ne yazık ki yaşananlar ortada, halen milletimize ihanet ettiklerinin nedense farkın da olmayanları görüyoruz.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü sayın İbrahim kalın son günlerde yaşananlar hakkında şu düşüncelerini paylaşıyor;  “Suriye’de oynanan oyunların farkındayız. Teyakkuzu elden bırakmıyoruz. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde hem sahada hem de masada etkin, güçlü ve kararlı olmaya devam edecek.” Tir, diyerek devletin kurumlarının her an ayakta olduğunu dile getiriyor ve tehlikenin ne kadar büyük olduğunun altını çiziyor.

Bu yazımı yazarken bir arkadaşız ziyaretime  şu teklifi yaptı; “Kaymakam bey köyümüze gelecek, sende gelirmisin?” dedi, bende tabi ki gelirim” dedim ve yazımı tamamlamadan köy ziyaretine gittim, bir köye gidecektim 4 köye gitme gerekti, köy ziyaretleri tamamlanmışken, Kaymakam beyle vedalaşırken; “Cemalettin bey ben Sulugöl Göletine gidiyorum oradaki çalışmaları takip ediyorum bakalım ne durumda” dediğinde, “Kaymakam bey  sizinle gelmemek mümkün değil, ilgi alanımda olan bir çalışmayı takip etmemek mümkün mü?, bende geleyim çalışmaları görüp haberimizi yapalım” dedim ve Sulugöl Göletine gelen Su kanal çalışmalarını yerinde görmek üzere bölgeye gittik.

Sulugöl Göleti kanal çalışma bölgesine gittiğimde şaşkınlık içinde oldum, hayretler içine girdim.

Senelerdir her valimize  ve kaymakamımıza; “Sulugöl Göleti içler acısı bir durumda, bu Gölet 15 bin dönüm araziyi sulayan ve aynı zamanda Niksar İçe suyunun bulunduğu Su havzasını destekleyen özellikte, bu Gölete sahip çıkmanızı bekliyoruz” dedim.

Sulugöl Göleti hakkında çok yazılar yazdık, bundan sonrada yazacağız ama şunu ifade edeyim. Tokat valimiz Dr. Ozan Balcıdan Allah razı olsun, Niksar Kaymakamımız sayın İlhami Doğan’dan Allah razı olsun, yılların kangren olmuş bir sıkıntısını, tedavi olması için ciddi çalışmalar başlatıldı.

Günün Sözü: ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK VEÇALIŞMAK MECBURİYETİNDEYİZ