Ramazan günü, Bayram günü, tatil derken hayatın  gerçekleri ile karşı karşıyayız, artık hayatın acımasız çarkları içine girdik yolumuza devam edeceğiz.

İnsanlarımız uzun bir tatilden havasına girmişti, tatil tamamlandı bu kez İstanbul seçimlerine odaklanma başladı.

Bizler kendimizi ne kadar İstanbul seçimlerinden uzak tutmaya çalışmış olsak da, İstanbul seçimleri edata bizleri içine çekiyor, bizleri bazen şaşırtıyor, bazen heyecanlandırıyor, ama sürekli bizlere sorumluluk yüklüyor.

İstanbul belediye başkanlığı seçimleri deyince ilk akla gelen ilk aday var, AK Parti yani Cumhur İttifakının adayı sayın Banali Yıldırım ve CHP yani Millet İttifakı adayı sayın Ekrem İmamoğlu, diğer partilerin adaylarının ismini çoğu insan bilmiyor.

İstanbul seçimleri normal bir belediye başkanlığı seçimlerinin dışına çıktığını görüyoruz.

İstanbul seçimleri diğer illerin seçimi gibi gayet normal bir seçim iken, İstanbul seçimini ülkemin “BEKASI” seçimlerine sokuluverdi, bunun en büyü nedenlerinden bir tanesi, İstanbul seçimlerine Yunanistan’ın dolaylı, dolaysız müdahale ettiğini görmek ve ABD nin seçimler konusunda boyunu aşan sözlerle seçimlerin kaderini değiştirme isteğidir.

İstanbul seçimleri yıllardır yapılır, hiçbir belediye başkanlığı seçiminde Yunanistan’ın seçimlere müdahalesini hiç görmedik, fark etmedik, ama 31Mart tarihinde yapılan seçimlerde baktık ki Yunanistan seçimlerin tam göbeğinde.

Yunanistan bizim devlet komşumuz, küçük bir nüfusa sahip olmasına rağmen ülkemiz ile 1. Dünya savaşında başlayıp, Kurtuluş savaşında ülkemizi işgal etmek isteyen bir düşünceye sahip olarak sürekli ülkemiz önünde çenükleyip duruyor, aynı sokaklarda gezen tasmalı it eniği gibi!..

Bizim yetkililerimiz Yunanistan’ı bir dost ülke olarak görmek isterken, Yunanistan devlet yetkilileri ne yazık ki ülkemizi ve milletimizi sürekli düşman olarak görüyor, dünyada hiçbir ülke ile sıkıntı yaşamazsak bile birileri Yunan yetkililerinin tasmasından tutup ülkemizin önüne iti veriyor.

İstanbul seçimlerine bakınca, sıradan bir belediye başkanlığı seçimi iken Yunanistan da basın yayın kuruluşlarının 31 Mart İstanbul seçimlerinde öne çıkması halkımızın dikkatini çekiyor, yapılan seçimlerle ilgili CHP adayı için; “bir Yunanlı kazandı” şeklindeki sözleri demeçleri şaşkınlık yaratıyor.

İstanbul seçimlerine giren CHP adayı sayın Ekrem İmamoğlunun ülkemiz topraklarında yaşayan bir Rum ailenin çocuğu olabilir, bu ülkede yetmiş iki buçuk millet yaşıyor, bu milletlerden bir tanesi de RUM kökenli insanlardır.

Ülkemizde yapılan seçimlere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, seçme ve seçilme hakkına sahip her insan seçimlere katılabilir, zaten öylede oluyor, sayın Ekrem İmamoğlu’nun soy kütüğünü devletimiz zaten biliyor, onun Rum aileden geldiğini bilen devletimiz ona” Dur sen seçimlere katılamazsın” demiyor, seçim sistemi de zaten buna müsaade etmiyor.

Seçimlerde her şey normal giderken özellikle Yunan basınının devreye girip 31 Mart tarihinde yapılan seçimler henüz netleşmemişken sayın İmamoğlu’nun seçimleri kazanış gibi “bir Yunanlı kazandı” haberleri işin mecrasından çıktığını gösteren önemli nedenlerden bir tanesidir.

Yunanistan küçük bir devlet ama, tasmasını tutan büyük devletler var!, tasmasını elinde tutanlar, tasmayı bir sağa, bir sola dönderince Yunanlıların başı dönüyor, ilk havladıkları ülke Türkiye oluyor.

Bizler Türk milleti olarak Yunanistan’ı komşu ülke görüyoruz ama, sırtımızı çevirdiğimizde sırtımızdan hançerleyeceklerini de hesap ediyoruz, dolayısı ile Yunanistan’ın devrede olduğu bir seçimi sıradan bir belediye başkanlığı seçimi olarak görmekten vazgeçtik, bunun nedenleri içinde sayın Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart seçimleri öncesindeki konuşmaları, mesajları ve tavırları ile, seçimden sonraki hızla değişen, değişimine engel olamayan seçim sonrasındaki İmamoğlu’dur.

İstanbul seçimlerine  katılan ve seçilmek için terör örgütlerinin desteğinden sakınmayan bir kişinin asla ve asla İstanbul seçimlerini kazanması mümkün değildir.

Bizler fanatik bir partili değiliz, ama güçlü  bir Türk ve Müslüman insanız, doğru ve yanlışla görecek kadar aklımız yerinde İstanbul belediye başkan adayı hakkı olmadığı halde her kuruma elini kolunu sallayarak giremez, Hava alanında VİP salonuna alınmadığı için Ordu Valisine “İTLİK YAPMAYACAK” diyerek diyerek hakaret eden kişi milyonların gözü önünde, 3 gün sonra yine arkasındaki güçlerden destek aldığı belli, “vali beyin özür dilemesini bekliyorum” diyerek halen tehdit edici sözler sarf etmesi asla gözden kaçmamalıdır.

Ülkemizde bazı insanların sayın Recep Tayip Erdoğan düşmanlığı artık, ülke ve devlet düşmanlığına dönüşmüştür.

Bizler; hakaret etmiyoruz, iftira atmıyoruz, yalan yazmıyoruz, İstanbul seçimleri ile başlayan, ancak seçimlerin dışına çıkıp 145 yıllık intikam duygusu ile yola çıkan, kendisini her aşamada gizlemeye  çalışan, kendisine  yüklenen “olağan üstü kişi” sıfatının şımarıklığı ile daha bir makama oturmadan hakaretler ve tehditler savuran kişinin ülkeme olan zararlı taraflarını yazmak, anlatmak bir vatan borcudur.

Bizler bunu yaparken, siyasi ikbal uğruna yanlış yapan kişinin yanlışını “siyasi körlük uğruna görmeyenleri uyarmak, onların görmesini sağlamak boynumuzun borcudur.

İstanbul Büyük şehir belediyesinin seçimi sıradan bir seçim olmaktan çıkmış, ülkemizi kuşatmak, kontrol altında tutmak, hatta ülkemiz yönetimine hakim olmak isteyen Emperyalist ülkelerin işgaline dönüşmüştür.

CHP li samimi dost ve arkadaşlarımız İstanbul seçimi artık bir CHP, AK parti seçimi olmaktan çıkmıştır, bu önemli noktayı  gören sevgili CHP ve sağ duyulu seçmenlerimiz, insanlarımız Ekrem İmamoğlu’na 23 Haziran seçimlerinde oy vermeyecektir.

Sevgili dostlar “Şeytan ayrıntıda gizlidir” sözü burada hayat buluyor, İmamoğlu, zeki birisi değildir ama iyi yetiştirilmeye çalışılmış önemli bir siyasi aktördür, bugünkü teknolojik imkanlar elimizde olmamış olsa idi, insanlarımıza sunulmak istenen Ekrem İmamoğlu’nun gerçek yüzünü görme imkanımız olmayacaktı, ama bugün teknolojinin imkanları sayesinde Ekrem İmamoğlu’nun belli kesimler tarafından iyi rol yaptırılarak yetiştirilen ve siyasete sunulan kişi olarak görüyoruz.

Hiçbir çalışma, resim, sözler, yayınlar tesadüf olamaz. “145 yılık Demokrasi mücadelesini” kazandık” diyen İmamoğlu, BEYLİK DÜZÜ ilçesine “KIBRIS TÜRKLERİNİN KATİLİ MAKARYOSUNUN HEYKELİNİ” diken İmamoğlu, Basın mensuplarını tehdit eden İmamoğlu, Protokol da hiçbir yeri olmadığı halde devletin korumalı bölgesi olan VİP salonuna zorla girerek “üstün, ayrıcalıklı kişi” olmak istediğini haksız olarak salona giren ve sonrasında Ordu Valisine hakaret eden kişi İmamoğlu, bunların bilinmesi gerçek Türk milletinin hakkıdır.

Siyaset gelip geçer amma, Türk  Devletin ilelebet payidar kalması için devletimize sahip çıkmak her CHP ve diğer partililerin görevidir.

Milletime, devletin yetkililerine, insanıma hakaret eden, tehdit eden, makamları kin ve nefret duygularına alet eden kişiyi anlatmak bir vatan borcudur.

Günün Sözü: ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR.