ANKARA’NIN KULİSLERİ BİTMEZ.

Ankara, Başkent, güzel bir şehir, kulislerin, yoğun olduğu, siyasetin bürolarda geliştiği ve yeşerdiği, sonra hayat bulduğu şehir!..

Arada sırada Ankara’ya varmak orada dost, arkadaşları ziyaret etmek önemli olduğuna inanırız, lakin her ne kadar arada sırada bir Ankara turu yapalım desek de, imanlar el vermediği zaman yapacak bir şey yok.

Ankara’ya gidemesek de, oradaki dostlarımızı, arkadaşlarımızı arada bir arıyor hoş sohbet yapma imkanı buluyoruz.

Aslında bu yazıyı 1-2 ay önce yazabilirdim, yazmama nedenim bir Ankara turu yapıp sonra yazayım istedim, lakin olmadı, o zaman yazmak bugüne nasip oldu.

Cumhur İttifakının Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan

Millet İttifakının adayı henüz belli değil, cek cak, cuk’larla aday belirlenemez sanırım.

CHP li arkadaşlara ve parti yetkililerine sorduğumuzda doğal olarak “bizim adayımız genel başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu” diyorlar.

Parti adabı bakımından, parti disiplini açısından bu düşünce doğrudur, ama genel anlamda yapılan ittifaklardan dolayı “Millet İttifakının adayı Kemal Kılıçdaroğluda olsa kazanır” diyenlerin CHP de çoğunlukta olduğunu görüyoruz.

Millet İttifakı kendi içinde cadı kazanı gibi kaynarken, yeni Cumhurbaşkanı adayı başka varmıdır? diye sorduğumuzda, Ankara kulislerinden gelen cevap çok açık ve net.

Bir dostumuzla yaptığımız telefon görüşmesinde, şu cümleri duyduk; “Uzun zamandır Milliyetçi,  Ülküdaşlarımız arasında büyük heyecan uyandıran ”bağımsız Ülkücü, Milliyetçi  Cumhurbaşkanı adayı” mız var olacaktır.

Bu düşünceleri bir dostumuz uzun boylu bizlere anlattı, kesin ve net ifadelerde bulundu.

Bizlere söylenen bu düşünceler karşısında,  bizlerde kendisine;  “nasıl olacak bu adayın çıkması?” dediğimizde, uzun zamandır üzerinde çalışıyoruz, Milliyetçi, Vatansever  ve Ülkücü bir adayın çıkması kaçınılmazdır, bu neden biz olmayalım” dedi.

O zaman şu soru aklımıza geldi ve sorduk; “siz kazanmak için mi, yoksa Cumhur İttifakının adayının kazanmaması için mi aday çıkartıyorsunuz?” dediğimde.

Sevgili dostum; “biz kazanmak için yola çıkıyoruz, kimin kaybedeceği bizi ilgilendirmez, Millet İttifakının adayı zaten bizi ilgilendirmiyor, onlar Milliyetçiliği kullanarak ittifak içinde bulunuyorlar, bizim adayımız Milliyetçi, Vatan sever, Atatürk Milliyetçisi ve Ülkücü bir aday ile yola çıkacağız” dedi.

Ve devamında şu sözleri dile getirdi; Tasalanmayın Dostlar

Mecbur ya da mahkum değilsiniz.

Son günlerde konuştuğumuz, millet ittifakına mensup dostlarımız;

”İttifakları ya içlerine sinmeyen birini cumhurbaşkanı adayı gösterirse” diye tasalanıyorlar.

Haksız da değiller gidişat bunu gösteriyor!

Güvendikleri dağa (o dağ liderleri oluyor) kar yağabilir.

Belanın birini savuştururken, bir başka felakete sürüklenmeye mecbur kalmaktan korkuyorlar.

İradelerini ipotek ettirmeyenler rahat olsun. Başka bir yol var.

O yol:

Uzun zamandır ülküdaşlarımız arasında büyük heyecan uyandıran ”bağımsız ülkücü cumhurbaşkanı adayı” fikrimiz.

Gelinen noktada bu hiç zor değil. Yeter ki kararlı duruşumuzu bozmayalım” sözleri, bugünlerde konuşulan Ankara kulislerinin gündemini oluşturmaya başlamış.

Bu sözleri dinleyince ve son günlerde Zafer Partisi  genel başkanı sayın Ümit Özdağ; “Cumhurbaşkanı adayımız Mansur Yavaş’tır”  deyince, Ankara’nın renkleri değişmeye başladığını görüyoruz.

Zafer partisi genel başkanı sayın Ümit Özdağ, mesleği gereği çok ilginç algı operasyonları yapıyor, Millet İttifakının adayı olarak Ankara Belediye Başkanını işaret etmesi sanırım daha önce bizlerin duyduğu sözlerin alt yapısını yapmak üzere hareket edilmiş olduğunu düşünüyoruz.

Bizlere anlatılan sözlerin gerçekliğini, şu düşünceleri not yazan insanın düşüncelerini okumak sanırım yeni Cumhurbaşkanı adayının çıkmasının ayrı bir zemini olacaktır.

Ankara’dan yola çıkan arkadaşlarımız, ülke genelinde kulisler yapıyorlar ve hatta şehirleri ziyaret ederek alt yapı oluşturuyorlar.

Son günlerde ve bundan sonrada sıkça dile getirilecek olan “Milliyetçi ülkücü Cumhurbaşkanı adayı” sözlerini anlamak için şu düşünceyi paylaşmak isterim.

Tasalanmayın Dostlar

Mecbur ya da mahkum değilsiniz.

Son günlerde konuştuğumuz, millet ittifakına mensup dostlarımız;

”İttifakları ya içlerine sinmeyen birini cumhurbaşkanı adayı gösterirse” diye tasalanıyorlar.

Haksız da değiller gidişat bunu gösteriyor!

Güvendikleri dağa (o dağ liderleri oluyor) kar yağabilir.

Belanın birini savuştururken, bir başka felakete sürüklenmeye mecbur kalmaktan korkuyorlar.

İradelerini ipotek ettirmeyenler rahat olsun. Başka bir yol var.

O yol:

Uzun zamandır ülküdaşlarımız arasında büyük heyecan uyandıran ”bağımsız ülkücü cumhurbaşkanı adayı” fikrimiz.

Gelinen noktada bu hiç zor değil. Yeter ki kararlı duruşumuzu bozmayalım.

Kimi arkadaşlarımız soruyor kim diye?

”Kim olacak sen, ben, o, içimizden biri” diye cevap veriyorum. Ve onlara hatırlatıyorum; Türk Milleti en zor zamanlarda bile lider çıkarmış ve tarihin seyrini değiştirmiştir değil mi?

Üstelik bizim önerdiğimiz sadece bir kişi olmayacak, devleti yönetecek bir KADRO HAREKETİ…

Yeter ki ”manipülasyonlara” açık olunmasın, yönlendirmelere karşı uyanık olunsun.

Başarabiliriz.

Dilde, fikirde, işte birliği sağlamak yeterli olacak.

Tanrı Türkü Korusun.  Yusuf Özkan”

Sanırım zaman kısaldıkça yeni bir sürpriz adayın ismini duyacağız.

Günün Sözü;  Şükür ki, ahiret var, mizan var. Şükür ki, Allah’ın şaşmaz adaleti var.