Şükürsüz bir toplu olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Günü birlik yaşayan, çalışmadan yaşamak isteyen bir nesil doğuyor!.

Zaman zaman yazmaya çalışıyoruz, toplum içinde var olan sıkıntıları.

Var olan sıkıntıların giderilmesi için tarihe not düşüyoruz ama, bu notların hayat bulmasını arzu ediyoruz.

Yeni nesil, “yok” bilmiyor, anne ve baba; “çocuğum bunu bugün alamayız, sonra alalım” dediğinde, asla böyle bir düşünceyi kabul etmiyor.

Yeni nesilin adına birileri “Z” kuşağı diyerek tamamen Türk milletinin örf adet, gelenek ve göreneklerinden uzaklaştırmaya çalışıyor, buna mutlaka mani olunmalıdır.

Yeni nesil hak etmeden yaşamak istiyor.

Ekonomik durumu iyi olan, ancak aldığı pahalı telefonun tüm özelliklerini dahi kullanmayan çocuklar ve gençlerin elindeki pahalı telefonları görerek; “bende bu telefondan isterim” diyerek ailesine baskı yapan, hatta küçük yaşlarına rağmen tehditkar sözler sarf eden, ekonomik durumu iyi olmadığı halde pahalı telefonları almak için çeşitli yollara baş vuran, aldığı pahalı telefonun özelliklerini tamamen kullanmayan, her telefon kullanıcısı gibi, telefonla konuşan, mesaj yazan, çoğu zaman sosyal medyada dolaşan, ve sosyal medyanın tehlikesini anlamadan tuzağa düşen gençler ve çocuklar!.

Hak etmeden lüks hayat yaşamak isteyen insanlar, hem ailelerine, hemde topluma ciddi sıkıntılar yaratıyorlar!.

Bir yerlerde yanlış yapılıyor, var olan hataları görmek isteyenelerin varlığına şahit oluyoruz.

Daha öncede ifade ettim, var olan sıkıntılar sürekli Halının altına süpürülüyor.

Var olan sıkıntılar sürekli halının altına süpürüldükçe, halının altında adeta canavarlaşan bir canlılar ordusu meydana gelecektir.

Pek ok insan doyumsuz bir hayat yaşıyor, aldığına şükretmeyen, yediğine şükretmeyen, anne ve babanın fedakarlıklarını görmeyen ve onlara karşı saygısızlık içinde olan bir topluma doğru gidiyoruz.

Bir büyük tehlikenin adım adım ilerlediğini görüyoruz!.

Bugün bu tehlkeyi fark etmeyenler, yarın iş işten geçtikten sonra; “eyvah biz neden bunu fark edemedik” deseler de iş işten geçmiş olacak, topluda ciddi yaralar açılacaktır.

Bazen tebdili mekanda fayda var düşüncesinin hayat bulmasını sağlamalıyız.

Farklı çevreleri, farklı bölgeleri ve halkın içine girerek kimler ne yapıyor?, kimler bu millet için çalışıyor?, kimler topluda sıkıntılar yaratıyor?.

Aslında devletin kurumları içinde “hizmetler nasıl yapılıyor?” a bakmaktan başlamak gerekiyor.

Devlet dünden daha güçlü olduğunu görüyoruz, bu gücü çok çalışan toplum olduğumuz için değil, çok çalışan bir nesilin emin adımlarla ilerlediği için değil, az sayıda vatan ve millet sevdası ile çalışan bir avuç insanın gayreti ile bugün yaşamaya çalışıyoruz.

Millet olarak %60 kesim ya hiç çalışmıyor veya az çalışarak yaşamak istiyor. %20 lik kesim kendisini çalışıyor gösteriyor, günlük on kişinin işini yaparak milletine ve devletine hizmet etme mutluluğunu yaşatacakken, 2-3 kişinin işini yaparak gününü tamamlıyor, %20 lik kesim çalışmış olduğunu göstermek için çalışmış gözüküyor, kaldı %20 onlarında  %10  seviyesindeki insanlar gece gündüz demeden vatan ve millet aşkı ile çalışıyor, geri kalan % onluk kesim elinden geldiğinde, gücünün yettiğinde çalışmaya çalışıyor, iyi yetişmediği için, bir şekilde işe girmiş boş zamanlarını iş öğrenmek için değil, sosyal medyada dolaşmak için gün yaşıyor!.

İnsan her yeni aldığı, her yaşadığı, her sahip olduğu, her nefes aldığına şükretmesini bilmelidir.

Şükürsüz bir nesil yetişmesi Türk milletinin geleceğini karartmak için kafi olacaktır.

Devletin sahip çıktığı, iş verdiği, aş verdiği insanlar “Allah devletimizden razı olsun, Allah Devletimize zeval vermesin” diyecekken!. “Devlet bana ne veriyor ki, benden ne istiyor” diyerek asi bir neslin varlığını düşünmeden edemiyoruz.

Bir başka kesim; “Adam bana ne veriyor ki benden ne istiyor?, işine gelirse benden bu kadar” diyerek aldığına şükretmeyen, bulduğu işten dolayı şükür bilmeyen, her an, her şekilde asilik yapan, yapmak isteyen bir toplumla karşı karşıyayız!.

Anne ve babanın hatasından kaynaklanan doğumlar sonucu engelli insanlara devletimiz muhteşem destekler veriyor, anne ve babaya şu mesajı veriyor; sevgili anne ve babalar, çocuklarınız sizlerden kaynaklanan engelli bireyler olsalar da, biz devlet olarak engelli insanlarımıza sahip çıkıyoruz, işte devletin imkanları, maaş, bedava tedavi, bedava eğitim” diyor, buna rağmen şükür etmeyen, devlete kafa tutan, isyankar bir topluluk ortaya çıkıyor!…

Anne ve babanın hatalarından  dolayı, toplumun hatalarından dolayı sokaklarda kalmakla yüz yüze olan çocuklar ve gençlere Türkiye Cumhuriyeti devletimiz, sahip çıkıyor, topluma şunu söylüyor;  “ey millet bu çocuklar anne ve babalarının hatasından dolayı yalnız kalmış gibi olsalar da ben devlet olarak bu çocuklara sahip çıkıyorum, bu çocuklar artık devletin himayesi altındadır” diyor, bu sözleri topluma derken, çocuklara ve gençlere de şunu söylüyor; “ sevgili çocuklar ve gençler sizler artık Türkiye Cumhuriyeti devletinin himayesi altındasınız, anne ve babalarınızın hatalarından kaynaklanan sıkıntılar yaşamış olsanız da, ben Türkiye Cumhuriyeti Devletiyim, bundan önce yaşadığınız olumsuzlukları unutunuz ve bundan sonra güçlü devletinize güvenerek hayatınıza devam ediniz, biz devlet olarak sizleri sokaklara düşmenizi engelledik ve sizlere sahip çıkarken, sizlerde Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine layık olan bireyler ve insanlar olarak yetişmenizi istiyoruz, sizden tek isteğimiz, vatan ve millet aşkı ile yetişmenizdir, bu şekilde yetişmenizi istiyoruz” diyor.

Günün Sözü; Allah’ım yüzümüzü yere, gönlümüzü dara düşürme.