Bizler millet olarak zoru ve baskıyı seviyoruz!.

Korona 19 denen illet hastalık nihayet şehrimizde zirve yapmayı başardı, gözünüz aydın Maske takmayıp “hastalığa kapa atarım” diyenler!.

Peki şimdi ne olacak?.

Maske takmamak için, laf üretenler, “maske takmam ben Korona 19 hastalığına  kafa atarım” diyenler ne yazık ki tek tek ebedi yolculuğa çıkıverdiler.

Hastalıkla alay eden başka bir millet varmıdır?.

Bu nasıl bir mantıktır, bu nasıl bir kafadır anlamış değilim!.

Defalarca bu satırlardan ve sosyal medya haberleşme ağından; “HASTALIK NİKSAR’DA ZİRVE YAPIYOR LÜTFEN DİKKAT!” dedik ama laf söz etmedi, şimdi insanlar 2 şer üçer şekilde vefat etmeye başladı.

Korona19 a “kafa atarım” diyenler sözlerinin kurbanı oluyor ama, kendisini korumak için çaba sarf edenlere de kafasındaki hastalığı atınca ipin ucu kaçı veriyor.

Ne desek?, ne söylesek bilmiyoruz ki.

15 gün önce açıklanan hastalık sayısı ve ölüm oranları 30-40 civarında açıklama yapılıyordu, ölüm oranı açıklandığında birileri “ölüm oranları düşük söyleniyor” diye yaygara yapmaya başladılar!. Ne ilginç değil mi?.

Hastalıktan 30 kişi veya 40 kişi her gün ölünce devletin yetkilileri yalan söylemiş oluyor, sayı çok söylenince “devlet artık doğruları söylemeye başladı” deniyorlar!.

Allah’ım  yarabbim sen bizleri koru, sen bizlerin aklına mukayyit ol!.

Nasıl bir mantıktır?, nasıl bir düşüncedir ki, 30-40 kişinin her gün salgın hastalıktan dolayı vefat ediyor, bunun sayısının az olduğunu iddia eden vatandaşlar ve iin daha vahim tarafı siyasetçiler var!.

15 veya 1 ay önce 30-40 kişinin ölmesi hastalığın tehlikeli boyutta olduğunu göstermedi mi, her ölen insanın ölümü vicdanları sızlatmadı mı?.

Peki şimdi her gün 130- 160 ölüm sayıları çıkınca sayıyı az bulanlar çok mutlu oldular mı?.

Ölümle dalga geçmeye çalışanlar ne yapmak istiyorlar?.

Ülkemizde bulaşıcı hastalığın sayısını az bulanlar ölse mesele yok, lakin erkeklik yapıp “ben Kovit19 a kafa atarım” diyenler etrafa hastalık yayıyorlar sonrası malum, ip koptu bakalım nerede noktalanacak.

Siyasetçiler nerede nasıl duracaklarını özellikle bulaşıcı hastalıklar döneminde iyi bilmelidir.  CHP genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu; “Koronavirüs bulaşıcı olmasaydı bu kadar yayılamazdı..!”  diyor, eh nihayet anlamış olmalı ama, bu sözün arkası gelmeli ve demeli ki; “kıymetli vatandaşlarımız bu hastalık çok tehlikeli süreçlere giriyor, bu işin şakası yok, bugün siyaset yapma günü değil, ülke olarak bu Kovit19 hastalığı için seferberlik ilan ediyoruz, bu hastalıkla mücadele etmek millet olarak katkı yapmalıyız “şeklinde açıklama yapmalıdır.

Hükümet hastalık ile mücadele yaparken, diğer siyasi partiler ve liderleri “hastalığın şakası yok, bu iktidarın meselesi değil, bu hastalıkla millet olarak top yekun mücadele yapacağız” demelidirler, aksi taktirde siyasetçiler birlik olmazlar ise, toplumda akıllı geçinen cahiller, “ben Kovit19 a kafa atarım” diyerek dolaşır, hastalık zirve yapar sonrasını bilemeyiz Allah korusun ipin ucu daha da fazla kaçarsa, bugün onlar, yarın yüzler ve binlerce insanız canından olur, hem de acılar çeke çeke.

Birileri birisine kafa atacaksa, karşına çıkacak ilk duvara bir kafa atsın, sonrasında mutlu olur  ise hastalığa kafa atabilir tabi ki kafa atacak kafa kalır ise!.

Her gün akşam sağlık bakanı TV lerin karşısına çıkıyor her şeyi ayrıntısına kadar anlatıyor, işin başındaki insan bir hastalığın çok tehlikeli olduğunu ifade ediyorsa buna inanmak zorundayız.

Bakınız bir arkadaş paylaşmış, bende sizlere sunuyorum; İlçe Sağlık Müdürlüğü filyasyon ekibi kapıyı çalıyor. Vatandaş: Kim o? Filyasyon ekibi: Efendim ilaçlarınızı getirdik. Vatandaş: Bu saatte rahatsız edilir mi kardeşim?” Olay Ankara’nın bir ilçesinde sabah saatlerinde yaşanıyor. Devlet hastanın kapısına bedava ilâç götürürken!.

Allah aşkına devlet vatandaşın sağlığını düşündüğü için sokağa çıkma sakıncası olan insanın 1 tana ekmeğini daha evinin kapısına kadar götürürken, ilacını evinin kapısına kadar götüren, ukalalık kimin işine yarar?

Hayranlık duyduğunuz AB ülkeleri yaşlı insanları ölüme terk ederken, bizim hükümetimiz, yaşlısına da gencine de, çocuğuna da sahip çıkıyor sürekli uyarıcı bilgiler veriyor, her katkıyı yapıyor amma lakin birileri halen ukalalık yapmaya devam ediyor.

Söylenecek çok söz var, yazacak çok şeyler var ama, bizde ipin ucunu kaçırmayalı, insani ölçüler içinde insanlarımıza uyarı görevimizi yapalım.

Bazı insanlara eskiden “gel dışarı çık” desen çıkmayacaklar vardı, şimdi dışarı çıkmaması gerekirken ısrarla ve inatla dışarıya çıkıyor, he kendini, hem de sevdiklerini, hem de bu ülke insanının canına kast ediyor.

Bu haftadan sonra hastalık aşağı çekilmez ise, ülke genelinde ve bizim Tokat bölgesinde çok sert tedbirlerin alınacağını ifade etmek isterim.

Bugün her kesin hiç değilse birkaç saatte olsa, temel ihtiyaçlarını karşılayacak ürede sokağa çıkabiliyor, şayet hastalık aşağı düşmez ise sokağa çıkma yasağı günlerce alınacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Dedik ya;  Korona 19 kafa atmak isteyenler ilk önce kafasını ilk karşılaştığı duvara şöyle güçlü bir vursun, duvar yeterli değilse gelsin bir tosun ile kafa kafaya düküşsün, ondan sonra hızını alamaz ise, Korona19 ile mi kafalaşır, “öküz öküz ile düküşür bu iş sana yakışır” deriz, çekiliriz aradan,  zaten bizler aradan çekilene kadar o da öbür dünyaya narları parlatarak yolculuğa başlamış olur.

Ne diyelim?, başka ne söyleyelim, sayın Sağlık bakanımız konuşurken bizlere adeta yalvarıyor, “hastalıkla şaka olmaz, iş ciddi diyor, buna rağmen halen öküzlük yapmakta ısrar edenleri meydanda boş bırakırız, nere ile kafalanacaksa kafalansın, bizden uzak dursun.

Günün Sözü: ÖKÜZ ÖKÜZ İLE DÜKÜŞÜR, BU İŞ SANA YAKIŞIR