Ülkemizde Sosyal Medya tehlikesi varken, muhalefet partilerinden bazıları neden yasal düzenlemeye karşı çıkıyor?.

Muhalefet partilerinden bir kısmı “Sosyal meydanın kontrol altına alınması için çıkan yasaya itiraz etmiş olsa da, iktidar partisi yasanın çıkmasını sağladı.

Sosyal ağları kullanan 55 milyon vatandaşımızın haklarının korunması, özel hayatlarının dokunulmazlığı, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması devletin vatandaşına karşı sorumluluğudur.

‪         Almanya ve Fransa gibi pek çok ülke bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirmiş, bu ağlarla yasal yükümlülük temelinde muhataplık oluşturmuştur.

‪         Yaygın kullanım alanı bulunan sosyal ağların Türkiye’de de yasal yükümlülük taşıyan temsilcilik açmaları, bir muhataplık oluşturmaları gerekiyordu inşallah yasal süre içinde bu çalışmalar tamamlanır.

Sabah yatağından kalkan insanların bir kısmı eline alıyor klavyeyi veya telefonu aklına ne gelir ise yazıyor.

Sosyal ağların sınırsız özgürlüğü, pek çok art niyetli insancıkların, hırs, kin ve nefretlerinin akıtıldığı alan oldu.

Bazı insancıklar evde çocuklarını yönetemezken, sosyal ağlardaki sınırsız özgürlüğün vermiş olduğu imkanlarla insanlara sınırsız hakaret ediyor, iftira atıyor.

İnsanların bir kısmı artık insanları tanımadan, sosyal medyada gördüğü duyduğu konulara odaklanıp kendisinin varlığını orada tutarak hayatını yaşamaya çalışıyor, dolayısı ile sosyal medyanın esiri olarak hayatını yaşıyor.

Cumhur İttifakının ısrarla üzerinde durduğu ve yasalaşması için ciddi çalışma yaptığı Sosyal medyayı kontrol altında tutma çalışması çok önemli ve anlamlıdır.

Dünyanın hiçbir ülkesinde sınırsız özgürlük yoktur olamazda, olmamalıdır!.

Bazı insancıkların sosyal medyada yazdığı sınırsız iftiralara muhatap olan insanların ÖZGÜRLÜKLERİ YOKMU?.

Sosyal medyayı hakaretleri ve iftiraları için sınırsız kullananlara devletimiz DUR!, demek mecburiyetinde idi, çok şükür çıkarttığı yasalar ile inşallah sınırsız hakaret eden, iftira atanlar attıkları iftiraların bedelini ödemeye başladılar, ödemelilerde!.

Bizler sıradan insanlarız, bizler bile atılan iftiralar karşısında çılgına dönerken, devletimizi yöneten devlet adamlarımıza karşı atılan iftiralar ve hakaretler artık durdurulmalıdır!.

Bugün CHP li bazı insanlar ve yöneticiler, kendilerinin dışındaki siyasetçilere ve insanlara hakaret yapılmasından hoşlanıp onlara sahip çıksa da, kendilerine yapılan hakaretler ve iftiralar karşısında ne yapacaklarını şaşırıyor sonra çözüm arıyorlar!.

Siyaset sanırım uzun soluklu bir hayat tarzıdır, siyasetçiler sözlerine dikkat etmeli, yarın işin başına geçtiğinde karşılaşacağı iftiraları ve hakaretleri iyi hesap etmelidir.

Gerçi bazı siyasetçiler kendileri iktidara geldiğinde, ilk önce kendilerine muhalif olan BASIN kuruluşlarını kapacaklarını, ifade eden basın açıklaması yapmaktan geri durmuyor ama, başka zaman konuşurken “Basın özgür olmalı”  diyor.

Yine bir başka siyasetçi; iktidara geldiğimizde devlet ile ilişkisi olan Vakıfların mallarına el koyacağız, hiç kimseye de sormayacağız” şeklindeki açıklaması, hem serbest piyasa ekonomisine ters, hem de özgür bir ülkede yapılmaması gereken bir uygulamadır.

Günümüzde siyasetçiler sözlerine dikkat etmeli, söyledikleri her yanlış sözlerin  binlerce insan tarafından kayıt altına alındığını unutmamalıdır.

Sosyal medyayı kahpece kullanan bazı insancıklar attıkları iftiraların bedelini bir gün mutlaka ödeyeceklerini asla unutmamalıdır,, muhatap kişiler atılan her iftirayı bilmesi takip etmesi mümkün olmaya bilir, ancak kayıtlara geçen her söz ve iftiranın bir gün karşılık bulacağı asla unutulmamalıdır.

Bizler basın mensubu olarak yazılı, sözlü, görsel yayınları izlemeye, okumaya çalışıyoruz, ancak  her şeyi takip etmek okumak mümkün değildir.

Sosyal medyadan insanlara iftira atanlar, hakaret edenler en ağır cezaları almalı ki, insanların yuvalarını yıkacak iftiralarda bundan sonra kimse bulunmasın.

Sanırım eleştiri yapmakla, hakaret yapmayı aynı görenler var.

İktidar partisi Sosyal medyayı disiplin altına alırken, kendilerinin eleştirilmesinin önünü kesmek istemiyor.

Bir ülkede Cumhurbaşkanına sürekli hakaret edilirse bu hakaret ve iftiralara bizler bile dayanamazken, bu ülkeyi yöneten insanlar yapılan hakaretler karşısında dayana şansları olamaz!.

Çirkin sözler sahibine aittir, bu sözleri söyleyerek işler geçiştirilemez.

Bizler eleştiri yapan basın mensuplarıyız, tabi ki eleştiri yapacağız, yapılmayan hizmetleri yazacağız, hizmetlerin yapılması için bazen sert yazılar yazacağız vede yazıyoruz, ancak “eleştiri hakkımı kullanıyorum” diyerek hiç kimse kimseye hakaret edemez, iftira atamaz, tehdit edemez.

Ülkemizde belli kişiler kendilerini tatmin etmek için, kendilerine taraftar kazanmak için hakaret ve tehditte bulunmayı meslek haline getirmiş, artık bu hakaret ve tehditlere son verilmelidir.

İktidar her şeyi mükemmel yapmayabilir, kendilerince doğru yaptıklarını düşünmüş olabilirler, lakin sizin tarafınızdan iş yanlış ise; “yetkililer şu hizmeti yanlış yapmıştır, fiatlar yüksektir, memleketin parasına yazık oluyor, bu hizmet şu şekilde yapılmalı idi” diyerek hem eleştiri yapmak, aynı zamanda öneride bulunarak yapılan hatanın telafi edilmesini sağlamak gerekir.

Eleştiri aynı zamanda, doğru hizmetin yapılmasına katkı sağlamaktır ve aynı zamanda hatalı insanı doğru yola çekmektir, insanlarla kavga ederek değil, yanlışı söylemek ve doğrunun yapılmasını sağlamaktır.

Bazı insanlar karalama işini eleştiri olarak görüyor, bunu da bilerek ve isteyerek yapıyor, çünkü o tür düşünenlerin işin karşı tarafın yaptığı yanlışı ortaya koyma değil, iftira atarak toplumda kişinin rencide olmasını sağlamak oluyor.

Ata sözlerini çok seviyorum, her zaman imkanlar içinde çok kıymetli sözleri saygıdeğer okuyucularımızla paylaşıyorum.

“KÖRDEN DEĞİL NANKÖRDEN, YÜZSÜZDEN DEĞİL İKİ YÜZLÜDEN, TİPİ BOZUKTAN DEĞİL SÜTÜ BOZUKTAN KORKACAKSIN”.

Günün Sözü: Öyle güzel bir gün geçirin ki; “Olmaz” dediğiniz olsun, “bitmez” dediğiniz bitsin, sabrettiğinize değsin ve yüzünüz hiç gülmediği kadar gülsün…