2 Temmuz 1993 tarihi ülkemiz için karanlık günlerden bir tanesidir.

İrdelenmesi gereken önemli olaylardan bir tanesi Sivas olaylarıdır, bizler şimdi “Sivas olayları” diyoruz, başka arkadaşlar “Sivas vahşeti” diyebilir, ama Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan olay daha sonra vahşete dönüşmüştür, bunun pek çok nedeni vardır, olay çok iyi hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Sivas olayları sıkça konuşulur, 33 canın yanması, kurşunlarla öldürülmesi, yangın dumanlarından boğularak hayatların kaybedilmesi tamamen bir vahşiliktir.

Sivas olaylarını tazelemek istemiyoruz, ama her yıl 2  Temmuz’da belli bir kesimin, Müslümanlığını yaşayan insanlara karşı saldırı şekline dönüşmesinen rahatsızlık duyuyoruz.

Bu ülkenin Aleviside, Sünniside Müslümandır, bazı insanlar İslami ölçülerde yaşamayıp  müslüman olarak doğup, müslüman olarak ölmesi hayatın gerçeğidir.

Kimin çok dindar, kimin az dindar olduğunu Cenabı Allah bilir, bu konuda hiçbir insan, insanların ne kadar müslüman olup olmadığını bilemez ve kararda veremezler.

Sivas olaylarında ölen veya öldürülen insanlar müslümandır, şayet Aziz Nesin ölmüş olsa idi, onu kendi anlattığına göre, kendi doğruları içinde  bildiğimiz için “Müslüman değildi” diyebiliriz, onuda sorar olur ise, yoksa ona bile bizlerin karar vermesi söz konusu değildir, olurya Cenabı Allah’ın huzurunda insanlığa karşı yaptığı iyilikler var ise onun karşılığında suçları afda olmuş olabilir, onada bizlerin karar vermesi mümkün değildir.

2 Temmuz olaylarını o tarihlerde yaşanan ve belli noktaları tarihe not düşenlerden kısa alıntılar yapmak istiyoruz.

Basında Sivas olaylarındaki yansımalar; “Kadınlar, sanatçılar ve şairler dört günlük şenlik programına katılmak, söyleşilere katılmak, kitaplarını imzalamak, şarkılarını söylemek için gitmişti Sivas’a. 1 Temmuz’da şenliğin açılışında konuşanlardan biri de yazar Aziz Nesin’di.

Aziz Nesin, Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci ve daha pek çok şair, yazar, sanatçı, düşünür şenlikler için kente gelmişti.

33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya’ydı.

Katliamdan iki gün önce dağıtılan bir bildiri, 2 Temmuz’da neler yaşanacağının habercisi olmasa da, işareti gibiydi. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.

Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için “Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir” denmişti” işte bu üst satır başındaki sözler önemli. “Katliamdan iki gün önce dağıtılan bir bildiri, 2 Temmuz’da neler yaşanacağının habercisi olmasa da, işaret gibiydi. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.” bu paragraf yaşanacak olan olayların ana konusudur, Sivas Valisi 2 gün önce dağıtılan bildiriyi asla pas geçmemeli idi, Sivas’ta devletin önemli kurumları vardır, devlet yetkililerinin olayların çıkacagını önceden bilmesi, hissetmesi, belirtileri görmesi gerekirdi, devletin içindekilerle, olayları yaratan gizli odakların işbirliği olayların “katliama dönüşmesini sağlamıştır.

Sivas olayları hakkında çok fazla bir şey yazmak istemiyorum, bu konuda hem ölenlerin aileleri, hemde suçsuz bir şekilde hayatları kararan insanların ailelerinin acıları büyüktür, kapanmasada, kapanmaya yüz tutmuş olayları yeniden gündeme getirmek pek sağlıklı olmasada, tarihe ışık tutmak zorundayız.

Sivas ilimizle ilgili iki hususu not düşmek istiyorum.

1980 tarihinde Niksar’da çok ciddi ve sıkıntılı bir öldürme olayı yaşanmıştı, söz konusu tarihte Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek evinden Niksar Adliyesine gelirken yolda öldürülmüştü.

Niksar C. Savcısı iken öldürülen  rahmetli C. Savcımızı memleketinde defnedilmek üzere  Sivas’a götürdük, cenaze baba evine götürülmüştü, bizlerde Sivas’ta merkez Camiine giderek öğle namazını mütakiben cenazesini kılıp mezarlığa defnedildikten sonra başsağlığı dileyip geri dönecektik, zaman ilerlediğinde ben cami dışında zamanın geçmesini bekliyordum rahmetli babam ve arkadaşları, cami içinde vaaz dinliyorlardı, bir müddet sonra cami etrafı Askerler tam techisatlı bir şekilde kuşatmaya başaldılar, çevrede askerler yogunlukta idi, cami kapısında beklediğim bir sırada yanımıza gelen bir binbaşı; “siz nerelisiniz?” dedi, Niksar’dan geldik” dediğimde yavaş sesle; sakın telaşlanmayın, içerde sizlerle birlikte gelenlere haber ver cenaze namazına kalmayın, hemen geri dönün, dediğim gibi telaşlanmadan hareket edin” dedi  ve ben hemen cami içerisine girdim, bizimle birlikte gelen büyüklerimize haber verdim, camide bulunan çok sayıda insanımız sessizce camiden çıkıp Sivastan çıktık ve şehrimize geri döndük.

Hayatımda bu anı hiç unutamam, ben cami önünde zamanın geçmesini beklerken, dışardan gelen uğultulu seslerle atılan sloganları duyuyordum, sonradan öğrendik Cenazeye çok kalabalık gurupların katıldığı, sol grupların cenazeye iştirak ederek Hükümeti protesto ettiğini öğrendik, rahmetli C. Savcımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Sivas’a cenaze defni için gittiğimizde olaylarla hiçbir ilgimiz yokken, rahmetli Savcının dost ve arkadaşları ona son görevini yapmak üzere cenazesine katıldığı halde cenazede olası bir olayın olabileceği düşünülerek, Niksar’dan, Tokat’tan cenazeye katılanlar önceden uyarılmış, çok da doğru bir görev yapılmıştır, bizim anlımızda Niksar yazmıyordu ama araçlarımız Tokat plakası idi cenazeye katıldığımızda, provakasyonlara hazır olan guruplar veya kişiler, araçlarımızı tahrip edip bizlere saldırabilirlerdi, olay olmuş failler belli olduğu halde olayları bahane  edip yeni olayların çıkma ihtimaline karşı güvenlik kuvvetleri tedbir almaları en doğru harekettir.

Demekki Güvenlik kuvvetlerinin en önemli görevlerden bir tanesi, yaşanan süreçleri iyi analiz yapmak, gerekli tedbirleri almaktır.

Bir başka husus; AA muhabirliği yaptığım dönemde, AA  Sivas bölge müdürlüğüne gitmiştim, bölge müdürü kardeşim; “abi hadi Üniversiteye gidelim öğrenciler Baş örtüsü  eylemi yapacakmış” dedi ve Üniversite kampüsüne gittik, bir süre dolaştık, birkaç resim çektikten sonra Çevik Kuvvet amiri yanımıza geldi, yetkili kardeşimize; “kardeşim bak geliyorsunuz, resim çekiyorsunuz, sonra bu öğrencileri şımartıyorsunuz, izinsiz gösteri yapıyor, buraya gelip haber yapıyorsunuz bunları şımartıyorsunuz” dedi ve gitti, Üniversite öğrencileri kampüs bahçesinde oturuyor slogan bile atmıyorlardı, ellerinde bir kaçtane “Baş örtüsüne özgürlük” yazan pankartlar vardı, bir süre sonra hareketlenme oldu  Polisler çimenlerde oturan bir kısım öğrencilerin etrafını çevirerek Polis araçlarına götürmek istedi, bundan sonra kıyamet koptu, sessizlik birden çığlıklara dönüştü, sonuç malum, kız öğrencilere joplar havada uçuştu, sessizce “baş örtüsüne özgürlük” isteyen onlarca öğrenci olayların içine karıştırılmış oldu.

Sivas’ta yaşadığım iki olayı kısaca özetledim. Bizlerin yaşadığı olay ülkemizde yaşanan binlerce olaydan iki tanesi, güvenlik kuvvetlerimizin ve yetkililerin olaylar karşısında tutumları böyle olunca Sivas olayları kaçınılmaz oluyor.

Sivas Madımak olaylarında yaşanan süreçlerden bir iki satır yukarıda alıntı yaparak söz konusu tarihte yaşanan süreçten küçük bir kesit aktardım, programa desteği Sivas Valiliği veriyor, programdan 2 gün önce bildiri dağıtılıyor!. Alevi kardeşlerimizin din büyüğü olarak andıkları Pir Sultan Abdal’ı “ben ataistim” diye yani dinsiz Aziz Nesin programda konuşmacı olarak Sivas’a geliyor. Aziz Nasin’in yazı yazdığı Aydınlık gazetesinde yayımlanan, Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahsedilmiş, İslam dinine hakaret eden yazılar yayınlanmış, Aziz Nesin Sivas caddelerinde rahat bir şekilde dolaşıyor, Cuma saatinde cami etrafında davul ve zurnalar çalınıyor, sizce bunlar bir şey ifade etmiyor mu? Bizler 5 Vakit namaza gitmesek bile, her insanımız Ezan okunduğunda sesini kısar müziğin işyerinde veya aracında dinliyorsa kapatır, ezandan sonra herkes yine alemine bakar, bunlar sizlere bir şey ifade etmiyor mu?

Yazmaya devam edeceğiz!.

Günün Sözü: HAKİKAT KARŞISINDA HAKKI SAVUNMAYAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.