Bizler bu şehirde yaşayan insanlardan birisi olarak, sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşamak  için mücadele vermek zorundayız.

Memleketin meselelerini yazarken, haklı taleplerimizi ortaya koyarken inşallah kimsenin kalbini kıracak, kaşını kırıştıracak işler yapmayız.

Siz sanmayın sakın, oturduğumuz yerden klavye silahşörlüğü yaptığımızı!, geziyoruz, dinliyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz, sonra kalemin  ucuna dokunmaya başlıyoruz, olmadı, biraz daha fazla çöküp, sert mesajlar veriyoruz. Memleket meselesi işin içine girince, hizmetlerin yapılması için kaleme fazla çöktüğümüz oluyor.

İnanın, yazı yazarken, hem derdimizi anlatalım, hem de okuyan her kesim yazılanlardan rahatsızlık duymasın, hizmet yapması gerekenlerde, hizmet almak isteyenlerde memnun ve mutlu olsunlar istiyoruz.

Şimdi bizler Niksar halkının haklı taleplerini yazıyoruz, yazdıklarımızdan 1 tanesi haksız bir istek ve talep ise, o maddeyi geri almaya hazırız, yeter ki doğru ve haklı taleplerimiz gerçekleşsin.

Yıllar önce, bizlere zaman içinde bir araya geldiğimizde; yeter artık Niksar Ovasının arazi toplulaştırmaları yapılsın, sizde destek evren diyenler, bugün yapılan toplulaştırmalarda yaşanan sıkıntılara sessiz kalıyorlar!.

Devletin hizmetini alan şehirler mutlaka ileri hamleler yaparlar, bizlerde devletin hizmetlerinden ve imkanlarından faydalanmak, ileri şehirler arasına girmeye çalışıyoruz, gayret sarf ediyoruz.

İstek ve taleplerde bulunmak doğal hakkımız, nasıl ki sandık başına bizlerin gitmesini ve sandıkta kendilerine oy vermemizi isteyen siyasetçiler var ise, bizlerde bu şehirde mutlu ve huzurlu yaşamak için isteklerimiz, taleplerimiz vardır, zaten bizler talep etmesek bile değerli siyasetçilerimiz şehrimizi ziyaret ettiklerinde; “istekleriniz, talepleriniz yok mu?” diyerek bizleri istekte bulunmaya teşvik ediyorlar.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan G 20 liderler zirvesindeki konuşmaları içinde Japon iş adamlarını ülkemize davet ederek yatırım yapmalarını istedi, bu haklı istek karşısında bizlerde bazen hafızamızı tazelemek, bizim memlekette neler var?, neler yok?, onlara bakma gereği duyuyoruz.

Bir önceki yazımda memleketimiz insanının haklı taleplerini dile getirdim, sonra düşündüm!, sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine Japon iş insanları ülkemize gelip, sonrada “şu Tarih ve Tabiat şehri Niksar’a gidip yatırım yapmak istiyorum” derse!, biz ne yaparız? diye düşündüm, haklı olarak aklımıza birden pek çok işin çözülmesi gerekli olduğu geldi!…

Bir taraftan yazıları yazıyoruz, yazarken de “hangi meseleyi yazayım?” diye düşünürken, yazıyı bırakıp bazen de muhatapları ile görüş alış verişinde bulunmak gereği duymaya başladım, he haklı istekleri yazmak, hem de muhataplarına sormak bizleri fazlası ile yoracağı için, sonra vazgeçip, var olan istekleri yazmaya karar verdim.

Yazıyı yazarken şehrimize önemli bir yatırım yapmak isteyen iş adamı aklıma geldi, yazmayı bıraktım “alo” dedim.

Öyleye, mademki yola çıktık, destek verdiğimiz, vermek istediğimiz insanların son durumunu da öğrenmek istedik, telefonla konuştuğumuz insanımız kısa ve öz cevap verdi; abi teşekkür ederim aradığın için inşallah bir aya kalmaz hayvancılık yatırımına başlıyoruz, ilk etapta  bin koyun, devamında büyük baş hayvancılık, Topraksız tarım devam edeceğiz, bu hafta sonuna kadar geliyoruz” dedi.

Bakınız klavye başında oturarak hep tuşlarla meşgul değiliz, telefonun tuşlarına da basarak, hizmetlerin takipçisi oluyoruz.

“SAHİDEN NE DESEK ACABA” diyerek başladık yazımıza, diyecek çok şeyler var.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ne demişti?, “Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi, hizmetlerin hızlı yapılması için önemli bir değişikliktir, artık Milletvekilleriniz seçmenlerle daha fazla bir araya gelecek, halkın dertleri ile daha yakından ilgilenecek” demişti.

Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi gerçekleşeli 1 yılı geçti, seçimden sonra kısa bir dinlenme, sonra yeni bir seçim derken nihayet genel de, yerel seçimde son buldu, arttık değerli milletvekillerimiz ile daha sık bir araya gelme imkanımız olacak.

Artık seçim yok, geçim derdine düştük, ekonomik olarak rahatlamamız için çok çalışmamız gerekiyor, çalışmaktan taviz olmamalı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne diyor; “Hiç dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar. Küçük hanımlar, küçük beyler!, Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, birer mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz. ÜRETMEYE MECBURUZ; “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” dur. Ne muhteşem söz.

Bir daha okuyalım mı?;“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” Bu sözleri iş olsun diye okumayalım, beynimize nakşedelim!.

Şimdi bizler bu önemli hususlara kafa yorarken, şunu sorsak; G 20 liderler zirvesinden ne anladınız?, sorusuna verilmesi gereken cevaplar mutlaka vardır amma lakin!, Gazi Mustafa Atatürk’ün yukarıdaki sözlerini asla ve asla unutmayınız.

Japonya da yapılan G 20 liderler zirvesinin ortaya koyduğu en kritik madde; çalışmadan, yorulmadan, üretmeden yaşamaya çalışan milletler, yok olmaya, bir sürüngen hayvanı gibi esaret altında yaşamaya mahkumdur!.

Atatürk’ün sözlerinin devamında çok hoş bir ifade kullandım, eh ne yapalım bizde değerli devlet adamlarımızın izinden gitmeye çalışırken güzel sözler sarf etmekle baş başa kalıyoruz!.

Günün Sözü: ÜRETMEDEN YAŞAMAYA ÇALIŞAN MİLLETLER. BOYNUNDA ESARET ZİNCİRİ İLE, SÜRÜNGEN HAYVANLAR GİBİ YAŞAMAYA MAHKUMDUR! C.B.