Bir gazeteci olarak ve gazetenin köşe yazarı olarak okunuyor olmak çok önemli ve anlamlı.

Kendi dünyamızda, Cenabı Allah’ın bizlere verdiği akıl ve fikir ile, gerçekleri yazarken bu dünyadaki günümüzü doldurmaya devam ediyoruz.

Yazmak, anlamak, anlatmak çok önemli. İstediğin isme sahip olabilirsin, istediğin dine inanabilirsin,  ancak insan olman gerekir. Yaşamalı, diğerlerinin de yaşamalarına izin vermelisin. Günler haftalar, aylar gelip geçiyor, “zaman dolmaz” diyorsun, “gün gelip çatmaz” diyorsun  ama, gün dediğin nedir ki!, bir varmış bir yokmuş misali.

Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar: “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, dili alim olan münafıklardır.” Günümüzde ne çok müslüman bozuntusu var etrafta. Fena!. Günümüzde dili alim münafıkların sayısının çok fazla olduğunu hatırlatmaya gerek varmı?, bir sağa bak, bir sola, pek çok insancık vitrinlere oynamaya devam ediyor.

“NE OLDUM DEĞİL, NE OLACAĞIM”  dediğin anda insani değerlerini yitirmemiş olursun.

Çalışıyoruz, gayret ediyoruz, sıkıntı olmasın istiyoruz lakin yetmiyor. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bir insanı zorla kaliteli yapamazsınız. Siz elinizi çektikten sonra, yine bozuk mayasının geri tutması kaçınılmazdır, sanırım hayatın gerçeği bu.

İnsan geçmişe dönüp baktığında güzel şeyler görmek  istiyor. Ama bakıyor ki çoğu insan  hep zaman kaybıymış . Neden insanların bir kısmı zaman kaybı olarak ortaya çıkıyor?.

Bugün kimseye dokunmadan, ama güzel mesajlar vermeye çalışacağım, bende hisseme düşünleri alıyorum, nerede yanlış yaptım?, nerede doğru ve güzellikleri paylaştım?.

Günümüzde 1 yanlış 10  doğruyu götürdüğüne göre, insanın yanlış yapmaması mümkün olmadığına göre, o zaman kendini toplumdan soyutlayarak yaşayacaksın, çünkü toplum da pek çok insancık önyargılı, görmediğini, bilmediğini, görmüş ve yaşamış gibi anlatıyor!…

Toplumda Erkek olmak her ne kadar doğuştan gelen bir alın yazısı olsa da, adam olmak her erkeğe nasip olmuyor., bu sözler Kadınlar içinde geçerli, “Cennet Anaların Ayakları altındadır” sözü İslami bir sözdür, çok kıymetlidir ve değerlidir, bu değere layık olan  ne kadar Ana var?.

“Ben biliyorum” demek yeterlimi? Tabi ki hayır. Bilmek yeterli değil, başvurmalıyız, güzel işler yapmak için gayret etmeliyiz. İstemek yeterli değil, yapmalıyız, insan hayatında uyguladığı güzelliklerle sorumludur.

Örneğin sınırı yok, bizde bugün bu örneği verelim. Bir bedeviye sordular; Âhir zamana kaldığımızı nasıl anlarız?, cevap verdi; Doğruyu söyleyen söylediğinin bedelini ödemeye, yalan söyleyen de almaya başlamışsa, Ahir zamana kaldık demektir, sanırı zaman o zamanı yaşıyoruz, doğru söyleyen bedel ödüyor, yalan söyleyen mükafat alır gibi yalan karşılığında büyük imkanlar sağlıyor!. Buna örnek vermek gerekir mi?, bunun örneğini insanlarımız etrafına baktığında zaten anlıyor ve görüyor, “örneğin şu” demek biraz fantezi olur.

Çalışmadan yaşamak, az çalışarak hayatını süren bir toplum haline geldik.

Sahi bugün 1 Ekim, bu günün anlamı var, hem de çok anlamlı bir gün.

1 Ekim Dünya Çocuk günü, çocukları sevmek, onların gelecekte sevgi ve şefkatli olmalarını sağlıyor.

Gazi Mustafa Kemal paşa ne demiş; “Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.” M. Kemal Atatürk.

Çocukları korumak onları bir çatı altında tutmakla olmamalı, onlara sevgiyi, saygıyı, hürmeti, sabırlı olmayı, küçük ikramlarla mutlu olmayı öğretmek gerekiyor. Peki günümüzde bu şekilde çocuk yetiştiren kaç aile vardır?, sıkıntılı bir soru, sıkıntılı cevaplar gelecektir.

Sevgisiz bir toplum yaratılıyor, saygısız bir insan topluluğu oluşuyor, sabırsız, sebatsız aile bireyleri her geçen gün artıyor ve şiddet eylemlerinin devamı geliyor.

Sahi toplumda “hep kadına şiddetten” bahsediliyor, erkeğe şiddet uygulanmıyor mu?. Bu ülkede Erkeğe şiddet bal gibi uygulanıyor, ama ismi üstünde “ERKEK” olunca, “erkek adamsın sen utanmıyormusun?, böyle lafları söylüyorsun, sen utanmıyormusun da şikayet ediyorsun, yazıklar olsun senin erkekliğine”  dendiğinde akan sular duruyor!, TIP.

Bazı hususları hiç korkmadan, çekinmeden yazmak gerekiyor, ama yazma cesaretimiz yok, bu yazdıklarımızı internet sitemizde paylaşıyoruz, dolayısı ile sosyal medyada da paylaşınca kıyametler kopuyor, bu hatasız yazımıza bile sağından solundan mıncıklayıp yazanlar yine olacak, keşke hakaret yapılmadan yazılsa.

Etliye sütlüye karışmadan yazıyoruz ama her sözün ve yazının mutlaka bir hedefi var, hedefte kendilerini görenler mutlaka hayıflanacaklar!, ne yapalım, Kalem Kılıçtan keskin demişler.

Kılıç Kelle uçurur, Kalem yuvadan uçurur, hangisi daha tehlikeli?, bu sorunun cevabını da veremiyorum!.

İktidar demek, illaki siyasi partinin ülke yönetimi değildir, insanlarımız her ne kadar böyle anlasa da, gerçeği yansıtmaz. İktidarın tadını alanların önemli bir kısmı, bu konumu kaybetmemek için deri değiştiren yılanlar gibi her gün başka kimliklere bürünürler, günümüzün en geçerli hayat tarzıdır.

Yılanlar mevsimini yakaladığında mutlaka Deri değiştirirler, günümüzde bazı insancıklarda aynen böyle yapıyor, yeri ve zamanı geldiğinde nasıl deri değiştirir gibi renk değiştirdiklerini, saf değiştirdiklerini anlayamıyoruz, insan değil sanki bir Yılan gibi!..

Günümüzde, Kül kadar etkisi olmayan insanların kendilerini ateş sanmaları ne garip değil mi?, bugünün çarpık kanunları ve imkanları, Kül kadar değeri, yokken, Ateş gibi insanları yakıyor, yakmaya çalışıyor.

Günümüzde, en büyük facia, zor ve zorbalığın takva ve kutsallık elbisesini giydiği zamandır. Sözde  Takvacı geçinenler, gerektiğinde zorbalık yaparak, yanlışı doğru gibi kabul ettirmeye çalışıyorlar, sonu vahim.

“Ağaç kesmek baş kesmektir” diyen bir atanın torunlarıyız, ama bu sözler  birilerine bir şey ifade etmiyor. Ağaç kesen insanların, yorulduklarında dinlenmek için bir ağaç gölgesine ihtiyaç duymaları çok ilginç değil mi?. Neden dinlenme ihtiyacı duyduğun ağaçları keserek katliam yapıyorsun?.

Hazreti Hasan ve Hüseyin’i hiç unutmadık, unutmamalıyız da. “HÜSEYİN” zulme başkaldırmanın evrensel adıdır!, bunu idrak etmeliyiz ilk önce. Yanı başında komşusunun yaşadığı zulümden haberi yok. Ölse ağzına bir kaşık su dökmez.. Çıkmış “Hz. Hüseyin izinden gidiyoruz” diyorlar. Oldu çok samimisiniz!, adına ne koyalım?.

Bir çarpıcı düşüncemizi daha paylaşalım. “Eğer medeni insanların yaşadığı bir şehirde fakir görürseniz, bilin ki o şehrin de yaşayan etkili ve yetkilileri halkın malını çalıyordur!. Günümüzde hayat böyledir, verdiğini alamazsın, sattığını yerine koyamazsın, bir kesim var ki saltanat sürüyor, günlerini gün ediyor, ama kapı komşusu sıkıntıdan kıvrım kıvrım inliyor, ne kapı sesine, ne insan iniltisine, neden sesli haykırışa kulak asan yok!, “salla gitsin” diyenlerin çokluğu var.

Şimdi, tarafsızım dersem yalan olur, güzel şeylerden yanayım ben . Bir kaç bardak çay, çokça muhabbet, dostça muhabbet, yalansız, riyasız, menfaatsiz bir dostluk olmalı, herkes ile dostta olunmamalı.

“Tahammül sınırım aşıldığından beri insanlarla daha az görüşmeye, hislerimi açmamaya ve tuğla tuğla duvar örmeye başlamak istiyorum. Beni sıkıntıya sokacak insanları ve durumları elimin tersiyle itmek istiyorum ama yapamıyorum!…

Şu sözlerle nokta koyalım. Aslanlar köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakilere aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek gibi olur.

” Zamana müsaade edin o en güzel yargıçtır siz sadece sabredin, Adalet zamana muhtaçtır.

Şiddetin (adaletsizliğin) hüküm sürdüğü ülkelerde “hukuk” kötü insanları “iyi insanların elinden korumak için” vardır.

Günün Sözü: Bazı kalpler, gün batımında kuşların terk ettiği şehir gibidir. Terk eder ve gider.