Ülkemizde 2020 yılı sanki felaketler yılı oldu.

İnşallah 2021 yılı ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olur.

2020 yılında yağmayan KAR yağışı 2021 yılının ikinci haftasında şehrimize azda olsa yağdı, Dağlar ve tepeler daha fazla Kar yağışı aldı şükürler olsun.

Bugün yazdıklarımız kimler tarafından dikkate alınır bilemeyiz, inşallah ülkemizde ve bölgemizde yaşanması muhtemel ve de yaşanan iklim değişimleri konusunda küçük hatırlatmalar yapmakta fayda görüyoruz.

2020 yılında beklenen Kar yağışı ve Yağmur yağışının olmaması Tarım ile hayatlarını devam ettiren insanlarımız endişeye sevk etmişti.

2020 yılında tarlara ekim yapan insanlarımız arazilerine ekim yaparken Toprak yapısı uygun olmamasına rağmen ekim yapmak zorunda kaldıklarını biliyoruz, arazinin sürülme şansı yokken sürülen arazilerin tezek  yığınları il kaplı olmasına neden oldu pek çok çiftçi araziyi sürdükten sonra yağmurlama sistemi toprağın düzelmesini sağlamaya çalıştılar ama yeterli olmadığı ifade ediliyor.

Pek çok zaman söylüyoruz; “DOĞA İLE DEĞİL BOĞA İLE GÜREŞİLİR”  diye.

İnsan oğlunun Doğa katliamı devam ettiği sürece, Doğa insanlardan intikamını bir şekilde alacaktır, bu kaçınılmaz son olacaktır.

Felaketleri yaşayan biz insanlar, musibetin nereden geldiğini anlamak istemeden halen Doğanın tahrip olması için uğraşıyoruz!.

Bizim gibi İnsanlar Doğanın katledilmemesi, kirletilmemesi için mücadele yaparken, bizim gibi düşünmeyen milyonlarca insan Doğanın katledilmesine çalışıyor, bizler gibi Doğayı seven insan sayısı ne zaman çoğalır ise, Doğa o zaman rahatlayacaktır.

Biz insanlar yaşanan sıkıntıları hemen unutmayı tercih ediyoruz.

KORONA19 hastalığı çıktıktan kısa süre sonra dünyada ülkeler insanların sokağa çıkmasını yasaklayınca, Doğal yapı binlerce yıl eziyetten kısa sürede olsa kurtulmuş oldu, ama bu rahatlık kısa sürdü!.

Bir Musibet Bin Nasihatten İyidir, sözü tam yerine oturmuş oldu, nasihatten anlamayan insanlar, KORONA  musibetinin  ortaya çıkması sonucu, musibetten korkularına Doğayı kirletmekten vazgeçtiler, ama kısa süre sonra insanların doyumsuzluğu yine Doğanın kısa zamanda kirletilmesine ve katledilmesine neden oldu.

2020 yılında yaşanan felaketler zinciri inşallah 2021 yılında kırılarak yeni bir yıla başlamış olduk.

Niksar’da Yağmurların kısmen de olsa yağması Tarım hizmeti ile uğraşanları mutlu etti, tabi ki Hayvancılık ve özellikle Yaylacılık yapanları da rahatlatmaya neden oldu.

Yağmur yağdı Toprak suyuna kavuştu.

Kar yağdı Toprak içindeki gizli depolar Su ile buluşmaya başladı.

Günümüzde artık Yağmurlar yağsa da hızlı yağmaya başlayınca, hızlı yağınca Toprak Suyu emiş yapamadan sellenme oluyor, dolayısı ile Toprak Suya doyamadan sel suları derelere gidiyor.

Kar yağışı bölgemiz için çok önemli.

Bölgemizin iklim yapısı Kar yağışına uygun olduğu için ürünlerde ona göre kendisini hayata alıştırmış, 4 mevsimin yaşandığı  bölgemizde ürün yapısı ona göre şekillenmiştir.

Tarım konusunda ülke olarak ne kadar ilerideyiz?, bunu bilmiyoruz, sormuş olsak da net cevaplar alamayıp, kem küm sözlerle geçiştirmeye çalışılacaktır.

Tarım konusunda ülkemizde çok ciddi çalışma yapan bilim insanları ve üretici vardır mutlaka ama, bu insanların ülke geneline ne kadar etkisi olabilir?, bunu anlamak zordur.

Dünyayı yakıp kavuran Korona 19 hastalığı konusunda halen bilinenlerin dışında bilinmeyenler daha çok olduğunu düşünüyoruz.

Osmanlı döneminde pek çok hastalığın aşısını Türk insanı bulmuşken, yapılan çalışmalar bugüne kadar gelmemesi, KORONA hastalığı konusun da nerede ise  yenik  duruma düşecektik, Cumhurbaşkanımız  Şehir hastaneleri ve genel hastaneler konusunda duyarlı çalışma yaptırdığı için hastalıkla mücadelede başarı sağlanmıştır.

Bugün yaşanan sıkıntıları görüpte Doğanın kıymetini bilmemek yanlış olur.

Bizim insanlarımızın çoğunda şu düşünce hakim; “ATIN ÖLÜMÜ ARPADAN OLSUN” diyerek Atın yiyeceğinin Arpadan başka yiyecek olmaması gerektiğini ifade edenler, “Sigara Sağlığa zararlıdır içme” dendiği zaman; “aman be ne olacak daha ne kadar yaşayacağım” diyerek sağlığı ile oynayan insanlar ile aynı düşünceleri paylaşan insanlardır.

Yani; Maden arama alanlarının bulunduğu bölgedeki en verimli Tarım arazileri ve bugünkü ve gelecek canlıların hayatları için önemli olan içme ve sulama sularının zehirlenmesi karşısında;”boş ver kardeşim yerin altındaki amdenlerin çıkartılması develtimiz için önemlidir, verimli topraklarda neymiş, madenler ülke için daha kıymetli diuenlerin zihniyetleri aynıdır!.

Altın adı üstünde her insane cazip gelen önemli bir maden, ama Su, Toprak olmayınca canlıların beslenmesinin Altın veya bakır madenleri ile doyurmasının mümkün olmadığını bilmemekte bir başka handicap!.

Son günlerde çok önemli sloganlar ortaya çıkıyor; “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA KIYETLİ VE DEĞERLİDİR”  gerçektende öyle.

Toprağın altında bulunan çeşitli madenleri çıkartmak akılcı gibi gelsede, Toprağın zehirlenmesi ve Toprağın altındaki Suların zehirlenmesi sonucunda , Mücevher kadar kıymetli önemli kıyetlerin yok olduğunu asla unutmamak gerekir.

Bugün için “KURAKLIĞIN kısmen giderildiğini söylemek mümkün ama, bu yağışların olmaması bir mesaj olarakda anlamak gerekir.

Bugün belli kesimler, nasılki KORONA 19 hastalığın nedenlerini tam kavrayamadı ise, bugün ve yarında Toprak ve Suyun Madenlerden daha kıymetli olduğunu bildiği halde inkar edenlerin varlığını görüyoruz.

Bugün; Küresel ısınmayahalen inanmayıp hayatını derbeder şekilde yaşamaya devam edenler, Toprak ve Suyun kıymetini bilmeyenlerdir.

KURAKLIK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ dediğimizde; “buda neymiş” diyenler belki ekonomik imkanlarından dolayı Su yu yüksek paralarla alıp içecek konumda olabilirler ama, yarın para ile, yani elindeki altın ile sağlığına kavuşacak tedavi bulamayacaklarını unutmamalıdır.

Günün Sözü: SÖZLER GERÇEKLERİ YANSITIR, GERÇEKLER BAZEN ACIDIR.