Bugünkü yazıma güzel günler dileğiyle başlamak istiyorum.

Ankara’ da ikamet etmekte ve Doğan Jeotermal Grup ta Danışman olarak görev yapmaktayım.

Mesleki olarak üç çalışma alanım şu şekildedir.

İş Güvenliği Uzmanlığı, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı ve Yangın Eğitmenliği.

Peki bu mesleklerin içeriği nedir ya da ne iş yaparlar?

İş Güvenliği Uzmanı; 6331 sayılı Kanunda ise; “iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik eleman” olarak tanımlanmıştır

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı; Tehlikeli maddeleri taşıyan, gönderen, paketleyen, yükleyen, dolduran ve boşaltan işletmelerin yaptıkları işlemleri, insan sağlığına, diğer canlı varlıklara ve çevreye zarar vermeden, güvenli bir şekilde taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında yapmaları için işletmelere yardımcı olmak amacıyla istihdam edilecek veya hizmet alınacak, yetkilendirilen gerçek kişiyi ifade eder.

Yangın Eğitmenliği; Kanun ve yönetmelikler baz alınarak mevzuata uygun şekilde işletmelerde çalışan tüm personelin zorunlu alması gereken 1 günlük Temel Yangın Eğitimi verebilecek, yangın müdahale planı yapabilecek ve uygulayacak, yangın önleme, söndürme ve kurtarma tekniklerini çalışanlara öğretip deneyim kazandırabilecek, yangın söndürme araç ve gereçlerini tanıtıp kullanmasını öğretebilecek, Tahliye esaslarını ve planlamasını yapabilecek ve yaptırabilecek, Acil Durum Müdahale ekiplerinin koordinasyonun sağlanması ve ekiplerin görev ve çalışma şekillerini ayrı ayrı her ekip için eğitim programı hazırlayabilecek ve ekiplerin yıllık tatbikatlarını yaptırabilecek donanımda kişiyi ifade eder.

Görüldüğü gibi üç çalışma alanımın da odak noktası insan.

İş Sağlığı ve Güvenliğini, işyerlerinde işin yürütümü sırasında, çeşitli sebeplerden kaynaklanan sağlığa zarar verebilecek şartlardan korunmak amacı ile yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalar olarak özetleye biliriz.

İnsanın en temel hakkı olan hak yaşam hakkıdır. Esas amaç yaşam hakkının korunmasıdır.

Çalışanların sağlık, fiziksel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olmalarını sağlamaktır.

Sağlık nedir sorusunun cevabına gelince; Dünya sağlık örgütüne göre sağlık; ruhsal bedensel ve sosyal olarak tam bir iyilik olarak tanımlanmaktadır.

Sağlık genel tanımıyla kişinin bedeninde hastalık sakatlık veya hastalık yapıcı bir etkenin bulunmaması durumudur. Diğer yönden sağlık; Bedensel iyiliğin yanında ruhsal ve sosyal olarak da tam bir iyilik halidir.

Dünya sağlık örgütü (WHO) 3 önemli faktörden bahsetmektedir. Bunlar ruhsal sağlık, sosyal sağlık ve beden sağlığıdır.

Ruhsal iyilik; Kişinin yaşına ve konumuna uygun olarak nerede nasıl davranacağını bilmesi durumudur.

Sosyal iyilik; Kişinin yaşadığı çevre ile anlaşılır bir dil oluşturması ve toplum içerisindeki rolünü yaşadığı toplumun gerçeklerine göre oynamasıdır.

Bedensel iyilik; Kişinin vücudunda bir hastalık, hastalık etkeni veya sakatlık durumunun olmamasıdır.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütüne göre toplum sağlığı ölçülebilen bir faktördür.
Güvenlik ise toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmeleri, güven içinde yaşam sürmeleri durumu.

İş sağlığı ve güvenliği dediğimizde sağlık ve güvenlik ön plana çıkmakta.

Peki biz çalışanı koruyup, iş kazaları ve meslek hastalıklarını nasıl önleyebiliriz.

Çalışan, İşletme ve üretim güvenliğini sağlamadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz. Bu kriterler iş sağlığı ve güvenliğinin amaçlarını oluşturmaktadır.

İSG de yöntem Reaktif değil, Proaktif (önleyici) bir yaklaşımı benimser. Planlama aşamasından başlayarak tehlikeleri tanımlama, riskleri belirleme ve analiz etme, risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması, dokümantasyon, yapılan çalışmaların güncellenmesi ve gerektiğinde yenileme aşamaları izlenerek gerçekleştirilir.

Bu durumda çalışanların risk değerlendirmesi yapılırken ihtiyaç duyulan her aşamada sürece katılarak görüşlerinin alınması sağlanır.

Günümüz iş hayatında insan ve çevre odaklı çalışma esas alınmaktadır. Fark yaratmak isteyen tüm firmalar artık vizyon ve misyonlarında bu iki krıtere gereken önem ve değeri vermek zorundalar.

İş Sağlığı Güvenliğinin gereken önem ve değeri kazanması toplumların gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılıdır.

Toplum ve çalışma hayatında tüm tarafların kendilerine düşen sorumlulukları mevzuata uygun bir şekilde yerine getirmesi, İSG’ yi içselleştirip, üst seviyede uygulayarak çalışanın ‘Yaşam Hakkına’ sahip çıkılması çok önemli. Bunun içinde en etkili yol eğitimden geçmekte. Eğitimin kişide davranış değişikliği meydana getirmek olduğunu düşünülürse İSG de eğitimin önemi daha da belirgin hale gelmektedir.

Kötü tecrübeler yaşamadan İş Sağlığını ve Güvenlik Kültürünü toplumun geneline yaymalı ve bir yaşam biçimine dönüştürmeliyiz.

Bunun içinde, bir an önce ‘bize bir şey olmaz’ anlayışından vazgeçilmeliyiz.

Spuditems’ in dediği gibi ‘Tecrübe, pek zalim bir öğretmendir.  İnsanı önce imtihandan geçirir, sonra ders öğretir.

Sağlık, huzur ve esenlik dolu günler temenni ederim.

Sevgiyle kalın…