Şehrimizde “TERÖR VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE!.” yapmak en zor görevdir.

Bu ülkede terör örgütleri ne zaman biter?, bilmeyiz ama, bu ülkede terör örgütleri ve yolsuzluklarla mücadele yapma en zor iştir.

Terör örgütlerinin arkasında güçlü yapılar olmasa zaten uzun zaman ayakta kalamazlar, ülkemizdeki terör örgütlerine yurt içinden ve dışından çok ciddi destekler veriliyor o nedenle terör örgütleri güçlü bir şekilde milleti canından bezdiriyor.

Yolsuzluk ve usulsüzlük yapan guruplar terör örgütlerinden daha tehlikeli oluyorlar çünkü

, yolsuzluk yapanlar hem alenen oyun içindeler, hem de gizliden oyunlar peşindeler, her iki grupta tehlikeli bir şekilde kendileri ile mücadele yapanlarla savaş halinde hayatlarını yaşamaktadırlar.

Son günlerin modasına bizlerde katılalım; “Adnan Oktar örgütünü” başlıklı operasyon başladı, örgütle ilgili soruşturma ve çalışmalar devam ediyor.

Ülkemizde pek çok örgütlenmenin bir tanesi de Adnan Okyar denen kişinin oluşturduğu çalışma grubu, gerçi devlet şimdi; Adnan Oktar Suç Örgütü” demeye başladı, bizlerde devletin veya yetkililerin dediği şekilde söyler isek inşallah ilerleyen zamanda yargılanmakla yüz yüze gelmeliyiz !.

Bu düşüncelerimizi neden söylüyoruz?, devlet ve sayın Cumhurbaşkanımız ve çeşitli kurumlar FETO terör örgütü ile mücadele yaparken bizlerde terör örgütleri ile mücadele yapmaya başladık, iki yıla yakın zamandır mahkeme kapılarından kendimizi kurtaramadık, bu ülkede terör örgütüne yardım yataklık yapmanın suç olduğunu biliriz ve terör örgütlerine yardım yapılmanın suç olduğunu, her ne şekilde yardım yapılırsa yapılsın suç olduğunu yazdık, terör örgütüne yardım yapanlar yargılanmadı, bizler aylarınızı yıllarımızı mahkeme kapılarında geçiriyoruz!.

Bizler gazetelerimizde sayfalar dolusu yazılar yazarak FETO terör örgütüne ait dershanenin devletin olması gerektiğini 675 sayılı KHK  bunu açıkça ifade ediyor, dediğimiz halde bizlerin terör örgütünü işaret eden yazıları hukukçular tarafından dikkate alınmıyor, karşı tarafta birileri; yapılan haberde veya köşe yazılarımda “hakaret var” diyerek iki satır dilekçeyi Niksar C. Savcılığına verdiğinde  bizler sanık olarak sürekli ifade vermek zorunda kalıyoruz, zaten FETO terör örgütü ile ilgili yaptığımız mücadele yazılarından dolayı da sanık olarak yargılanıyoruz!.

Gelelim günümüzün “Adnan Oktar Suç Örgütü” meselesine.

“Adnan Oktar Suç Örgütü” olarak ifade edilen grup içinde bulunan Tülay Kumaşçı hanımın yazdığı “Işıd’ı Kim Durduracak” başlıklı makalesini yıllar önce okumuş idim, yazılan bu makaleyi bizler iki defa ele alıp küçük katkılar yaparak makaleyi tam metin olarak köşemde yazmıştım, yetkililerin ve insanların dikkatini  çeksin istedim, yazılan makale bir terör örgütünün iç yüzünü tam olarak açığa vurduğu halde, Adnan Oktar’ın Işıd terör örgütü  bağlantısının olabileceği, çünkü bir terör örgütünü savunan kendi personeli bir kişi dolaylı yoldan Adnan Oktar’ın “IŞID (DAİŞ) terör örgütünün eylemlerden durduracak kişi olarak insanlara lanse edilmek istendiğini yazmış idim, yazdığımı her iki yazıdan aylar veya yıllar sonra devletimiz nihayet bir örgüt yapılanmasına DUR!, dedi.

Şimdi yazı yazarken bile çok dikkatli ifadeler kullanmaya çalışıyoruz, öyle ya, devletin yediden yetmişine kadar ülke insanına zarar veren FETO terör örgütü hakkında yazdığımız yazılar dikkate alınmayıp, terör örgütü ile yapılan mücadele hiç dikkate alınmayıp, yazılan yazılarda “HAKARET VARMI?, YOKMU?” diye davalar açılıyor ve yargılanıyorsak, artık bizlerinde bir “pes” etme zamanı var tabi ki.

İki defa köşe yazımda dile getirdiğim, sayın Tülay Kumaşçı’nın yazdığı makaleden kısa bir alıntıyı saygıdeğer okuyucularımıza bir kez daha sunuyorum.

“Tülay Kumaşçı

IŞİD’i Kim Durduracak?; Hatta bir rivayette Mehdi’nin başa geçmesi için gelenlere “sözümü dinlemediniz, ne çok kan akıttınız”dediği aktarılıyor.

Şu an IŞİD biz İmam Mehdi’nin talebeleriyiz iddiasıyla ortaya çıktı. Ancak İslam’ın şefkat ve merhamet özellikleri yerine bağnaz sistemin etkisiyle vahşet ve kan akıtmanın makbul olduğunu düşünüyor. Ortadoğu halkların ezilmişliklerine bir tepki olarak ortaya çıkan IŞİD kana kanla cevap verme yolunu seçiyor. Oysa Kuran ahlakını temel alan şefkat, merhamet, barış ve sevgi değerlerini öne çıkarmaları, Kuran’ın ‘Dinde zorlama yoktur’ hükmü uyarınca hareket etmeleri gerekiyor.

Dünya devletleri IŞİD gerçeğinin sadece bombalamayla ortadan kaldırılabileceğini düşünüyor ki bu çok yanlış. Çünkü IŞİD bir inanç ve bir ideoloji temeli üzerine kurulmuş. Bu yüzden ancak kendilerine yaptıklarının yanlışlığı anlatıldığında bu eylemlerinden vazgeçebilirler.

Sonuçta IŞİD Peygamber efendimizin de bildirdiği gibi sadece Mehdi’nin sözünü dinleyecek. Mehdi kendilerini Kuran’a çağıracak ve kan akıtmalarını durdurmayı emredecek. IŞİD de kayıtsız şartsız Mehdi’ye itaat edecek adeta kuzu gibi olacak.

Birçok İslam alimi bu gerçeği bildikleri halde gizliyor, IŞİD’in Mehdi’nin zuhurunun önemli bir alameti olduğunu söylemiyor.

Peygamberimiz (sav)’in Mehdi’nin gelişi ile ilgili söylediği yüzlerce alamet gerçekleşti. Mehdi geldi, biz de bir an önce zuhur etmesi için dua ediyoruz…” diyerek nokta koyuyor.

“Adnan Oktar Suç Örgütü” konusunda devletin kurumları gerekli çalışmaları yapıyor bundan sonrasını devletin yetkilileri bilecektir, ancak bizlerde duyarlı vatandaşlar olarak tüm olumsuzluklara rağmen mücadeleye devam etmek zorundayız, başka gidecek ülkemiz mi var?.

Adnan Oktar Suç örgütünün FETO terör örgütü bağlantısının olduğunu düşünenlerdenim, Adnan Oktar’ın bazı konuşmalarında FETO’yu övdüğünü dinlemiş idik, mutlaka bu konularda devletimizin yetkilileri gerekli araştırmayı ve soruşturmayı yapacaktır.

Halkımız çoğu zaman terör örgütü veya suç örgütleri konusunda; “devlet neden bunlara göz yumuyor?” diyerek seslenişlerde bulunur haklı olarak, bizlerde hep şunu söyleriz; “devlet hep 18 yaşındadır, bazı konularda acele etmez ama sonuçta kim suç işliyorsa mutlaka yakasına yapışır, tepesine çöker” deriz.

“Adnan Oktar Suç Örgütü” sıradan bir yapılanma olmadığını görüyoruz, halen örgütün ele başısını savunan çok sayıda bayan ve bayların olduğunu sosyal medyadan takip ediyoruz, bizlerin gördüğünü devletin yetkilileri de zaten bilir, onlarda zaman sonra hesap verecektir.

Ülkemizde çok şükür güçlü bir siyasi irade artık terör örgütlerine ve devletimizi, milletimizi bölüp parçalamak isteyen ihanet şebekelerine  fırsat vermiyor.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan terör örgütleri veya suç örgütlerinin ortadan kalması konusundaki kararlı tutumu, İçişleri Bakanımız sayın Süleyman Soylu’nun kararlı mücadelesine destek olunca ülkemizdeki her terör örgütü mutlaka bir gün hesap vermekten asla kurtulamayacaklardır.

Günün Sözü: HAKİKAT KARŞISINDA HAKKI SAVUNMAYAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.