Şaban ayının fazileti taşıdığı değerler sebebiyledir. Bu değerler;
1. Şaban ayının Receb ayı ile ayların sultanı Ramazan ayının arasında bulunup Ramazan ayının arefesinde ona hazırlık mevkiinde olması.
2. Peygamber efendimizin ifadesine göre bu ayın Peygamber efendimizin ayı olması.
3. Yüce kitabımız, Kur’ân-ı Kerim’in Levh-i Mahfûz’dan dünya semâsına cümle-i vâhide (bir bütün) olarak kendisinde indirildiği ve sene içerisinde meydana gelecek, tecelli edecek her şeyin, bütün mukedderâtın taksimâtının yapılıp vazifeli meleklere teslim edildiği gece olan Berât gecesinin Şaban ayı içinde bulunmasıdır.
Receb ayı toprağı sürme, ziraata hazırlama, Şaban ayı tohumu toprağa atma, Ramazan ayı da  hasat ayıdır. O halde bu ay içerisinde, Hz. Allah’ın arz-ı sübhânîsine ihlâs ve samimiyetle salih ameller, hicranlı gönüller ve yaşlı gözlerle nedâmet ve umutlar ekmeli, ektiklerimizi canlandıracak, filizlendirip meyve verdirecek rahmeti Rabbimizden beklemeliyiz.
Peygamber efendimiz:
“Şabân, Receb ile Ramazan ayları arasında bir aydır. İnsanlar Şabân ayını gaflet içinde geçirir. Hâlbuki ameller âlemlerin Rabbi olan Hz. Allah’a bu ay içinde yükseltilip arz olunur. Ben, amelimin oruçlu iken Hz. Allah’a arz edilmesini severim.” buyurmuş, bizi Şabân ayında dikkatli olmamız için uyarmış, gaflette olmamak hususunda ikaz etmiştir.
Kendisini heder edercesine Hz. Allah’a ibadet eden, geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılan Hz. Allah’ın Habîbi, sevgili Peygamberimiz Şabân ayında çok hassas olur, bu aya ayrı bir alâka gösterirdi. Bu hususta Hz. Âişe r.a. validemiz şöyle söylemiştir;
“Rasûlüllah s.a.v. (zaman zaman) öyle oruç tutardı ki, biz: “Her halde Hz. Allah’ın Rasûlü orucu hiç bırakmayacak!” derdik. Bazen de oruç tutmaya o kadar ara verirdi ki, biz o zaman da: “Rasûlüllah, artık hiç oruç tutmayacak!” derdik.
Ben, Rasûlüllah’ın Ramazan ayının dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmek istediğini görmedim. Ramazan ayı dışında en çok orucu Şabân ayında tutardı. Şabân ayında oruç tutmayı çok severdi. Kendisine:
“Ya Rasûlellah! Şabân ayında çok fazla oruç tuttuğunuzu görüyorum! (Bunun sebebi nedir?)” diye sordum. O:
“Ya Âişe! Bu ay ölüm meleğine sene içinde (gelecek seneye kadar) ölecek kimselerin isimlerinin yazılıp verildiği bir aydır. Ben, ölüm meleğine ismim verilecekse oruçlu iken verilsin istiyorum.” buyurdu.”
Hz. Enes b. Mâlik r.a. diyor ki:
Rasûlüllah’a oruçların en faziletlisi soruldu. Peygamber efendimiz:
“Ramazan ayına tazim için Şabân ayında tutulan oruçtur!” buyurdu.
Hz. Ebu Hureyre’den r.a. rivayet edilen bir Hadîs-i Şerifte Peygamber efendimiz, üç ayların fazilet ve değeri hakkında şöyle buyurdu:
“Receb Hz. Allah’ın ayı, Şabân benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”
Hz. Enes’den rivayet edilen bir başka Hadîs-i Şerifte ise:
“Receb ayının diğer aylar üzerine üstünlüğü ve fazileti, Hz. Kur’ân’ın diğer kelamlara olan üstünlüğü ve fazileti gibidir. Şabân ayının, diğer aylara göre fazileti, benim diğer Peygamberlere olan faziletim gibidir. Ramazan ayının diğer aylara olan üstünlüğü ise Hz. Allah’ın mahlûkâtına olan üstünlüğü gibidir.” buyurmuştur.
Hz. Enes r.a. Sahabe-i Kiram’ın Şaban ayında ki tutum ve davranışlarını şöyle anlatıyor:
“Peygamber efendimizin eshâbı Şabân hilâline bakıp onu gördükleri zaman Mushaflar üzerine kapanır, çokça Kur’ân okurlardı.”
“Zengin olan Müslümanlar, zaifler ve fakirler Ramazan ayına hazırlansınlar diye mallarının zekâtını hesaplayıp verirlerdi.”
“Valiler, idareciler hapishanede olanları çağırır, tatbik edilmesi, yerine getirilmesi gereken cezası olanlar varsa cezaları ikâme edilir, uygulanır, (bedenî olarak icrâ edilecek hat cezası olanlar) yoksa salıverilirlerdi.”
“Ticaretle uğraşanlar borçlarını öder, alacaklarını tahsil ederlerdi.”
“Bundan sonra da Müslümanlar, Ramazan hilâlini gözler, gördükleri zaman da yıkanır ve itikâfa girerlerdi.”
“Şabân” kelimesi (nin Arapça aslı) beş harf olup her harf bir mâna ifade eder:
“Şîn”;  Şeref’e, “Ayn”; Ulüvve (Üstünlüğe), “Bâ”; Birr’e (iyilik ve ihsan’a), “Elif”; Ülfet’e, “Nûn”; Nûra, Şabân ayının Nûruna delalet eder.
Şeref ve üstünlük, iyilik ve ihsan, ülfet ve Nûr, Bunların hepsi Hz. Allah’ın Şabân ayına hürmet eden, ona hususî bir alâka gösteren kullarına bir atiyye ve ihsanıdır.
Bu ayda hayır kapıları açılır, yeryüzüne bereketler iner, hatalar terk olunup günahlar bağışlanır. Bu ayda mahlûkâtın en hayırlısı olan Peygamber efendimizin üzerine çokça Salavâtı Şerifeler okunur.
Bu ayda, elimizden geldiği kadar ifa edeceğimiz ibadetler, yapacağımız hayır ve hasenât, Rabbimize el açıp edeceğimiz tevbe ve istiğfarlarla günahlarımızdan temizlenip Ramazan ayını temiz karşılamaya çalışmalı, buna gayret etmeliyiz!
Hz. Allah c.c. cümlemize bu mübarek günlerde uyanık olmak, bu günlerin manevî ikliminden istifade etmek, tevbe ve istiğfar, ilticâ ve dualarla günah ve hatalarımızdan kurtulmak nasip etsin!