Yazsak mı?, yazmasak mı? çelişkiler içinde başlıyoruz.

24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine adım atarken sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı.

Ne ilginç değil mi?, “seçim seçim” diyerek meydanlarda dolaşan muhalefet partileri, önlerine seçim gelince yine iktidarı suçlamaya başladılar.

Seçimler yapılsa da şu cendereden kurtulsak, “daha yeni ısınmaya başladık” derken erken yorulduk, çünkü o kadar kirli siyaset yapılıyor ki, doğruları söylerken etrafımızda insanların kırıldığını görüyoruz.

Siyasetin dışında olan birisi olarak “siyaset kirlenmesin, siyasetçi devlet yönetiyor, devleti ve milleti yönetmeye talip”  derken siyasetin içindekiler ne yazık ki siyaseti kirletmekle kalmıyor içine de ediyorlar!.

Makam ve koltuk hırsı olanları anlıyoruz, bunlar dışında vatanımızı ve milletimizi bölüp parçalamak isteyenlerin varlığını görünce de şok olmaya başladık.

Siyasetçi keskin ifadelerini sürekli kullanmamalıdır, çoğu zaman esnek olmalı, gerektiğinde bırakılan açık kapıdan birilerinin girmesi sağlanmalıdır, lakin bizim memlekette öyle değil, keskin sözler, kılıçtan keskin ifadeler, dönüşü olmayan sözler ve halkımız.

İhanetler her dönem olmuştur, her büyük ve önemli zatlar ihanetlerle karşılaşmışlardır, bu dönemdemi çoğaldı, yoksa bizler bizzat ihanetleri görüp yaşadığımız için mi şaşkınlık içindeyiz?.

Ülke gündeminde o kadar önemli işler yapılıyor ki, millet olarak 24 Haziran seçimine kitlendik sanki.

İnsanlarımız her şeyi görüyor ve gerektiğinde de tartışmalara katlıyor, sonunda yapacağını yapacak ve asla ülkemizde bir kaosun çıkmasına razı olmayacaktır.

Siyaset sahnesinde ilginç olaylar yaşanıyor, CHP halen kendi adayını çıkartmakta zorlanıyor, bunun manası şudur; “Recep Tayyip Erdoğan gitsin  gerisi hiç önemli değil” mantığında, CHP ana muhalefet partisi olarak kendi içinden aday çıkartmamasının bedelini seçimlerde ağır ödeyecektir!.

CHP nin genel başkan adaylarından sayın Muharrem İncenin son açıklaması doğru ise gerçeği ortaya koymuştur, sayın İnce; “CHP nin ortak adayı Abdulah Gül olursa, benim oyun Recep Tayyip Erdoğan’a demiş, bu yaklaşım sayın İnceye yakışmış, hemen akılımıza şu söz geldi; akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun” denir güzel bir halk atasözüdür, sayın Erdoğan’ın dik duruşunu samimi sözlerinin, yaşantısındaki gerçekleri ve mücadelesini görünce sayın Erdoğan’ı sevmese de, “benim bünyeme uymayanlar arasından seçeceksem düşman gibi de görsem Erdoğan” demesi gerçekten samimi bir siyasetçiye yakışıyor.

CHP kesinlikle dışardan aday aramamalıdır, sayın Kılıçdaroğlu cesaret edip aday olamayacağına göre sayın Muharrem İnceyi aday göstermelidir.

CHP genel başkanının koltuğu artık sallantıdadır, CHP içinden sayın Muharrem İnceyi aday göstermesi halinde belli zaman içinde sayın İnce Cumhurbaşkanı seçilemese de, Kılıçdaroğlu fazla sıkıntıya düşmeyecektir, aksi taktirde kimi  CHP adayı olarak çıkartırsa çıkartsın asla o koltukta rahat oturamayacaktır.

CHP adayı sayın Abdullah Gül olur mu?, sanmıyoruz, olsa da asla hedefe ulaşamayacaklardır, sayın İncede olmak üzere sosyal demokrat oylardan bir çoğu sayın Recep Tayyip Erdoğan’a gelecek, CHP kendi hesaplaşmasını ilk önce sandıkta yapacak sonra iç hesaplaşmada CHP genel başkanının koltuktan inmesi sağlanacaktır.

Son günlerde bir önemli husus dikkatten kaçıyor, CHP nin içindeki FETO hesaplaşması gündeme gelecek gibi, nasıl bir hesaplaşma, nasıl belgeler var onu zaman gösterecek, belki de seçim süreci başlamadan belgeler ortaya çıkacak FETO damgası CHP yi ele geçirme çabaları başlamadan bitecektir.

Şimdilik; CHP+İyi Parti+ Sadet Partisi+HDP= Cumhurbaşkanı adayı hesapları yapılırken kimse FETO olayına dikkat çekmiyor, ama işin çok ciddi boyutlarda olduğu söyleniyor, bekleyip görelim neler çıkacak.

Bir arkadaşımız şunları paylaşmış; “şu savrulmaya bakın; Erbakan’ın partisi SP’nin Genel Başkanı Karamollaoğlu, Erbakan düşmanları ve kendisine “Sivas katili” diyenlerle yan yana, kol kola. Yanında da Abdullah Gül var. Ne yapıyorlar? Erdoğan’ı Beştepe’den indirmek için birlikte hesap yapıyorlar”. Diyor, bu hesap ne yazık ki tutmayacaktır.

Daha öncede ifade etmiştim; “Cenabı Allah (cc) Türk Milletini seviyor, Türk Milleti de sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyor” Türk milletinde bu sevgi oldukça 24 Haziran seçimleri asla bu ülkede kaosun çıkmasına neden olmayacaktır.

Efendim; kimin Demokrasi, kimin özgürlük  ve kimlerin bu ülkeye sıkıntı yaratmak istediğini milletimiz görüyor, 24 Haziran seçimlerine ne kaldı, şuracıkta 60 gün, eh gün dediğiniz nedir ki, birde bakmışsınız 60 gün dolmuş, 24 Haziran tarihi tamamlanmış sayın Erdoğan % 60 oyla, fazlası başkasının olsun, yeni sistemin Cumhurbaşkanı olmuş, ilk yurt dışı ziyaretini de kardeş ülkemiz Azarbaycan’a gerçekleştirmiş olacaktır.

Kimin kiminle birleşmesinin karşılığı 24 Haziran günü ortaya çıkacaktır, bir arkadaşımla bahse girdik, fazlasını kabul etmiyoruz!…

Şu günlerde sayın Abdullah Gül’ün çok yıpratıldığını düşünüyorum, bizler bile  sayın Gül’ün bu kadar ortalıkta yıpratılmasına gönlümüz razı değilken, neden kendisi bir açıklamada bulunmuyor.

Siyasette ince hesaplarda olsa, “taş yerinde ağırdır” diye güzel bir söz vardır.

2007 yılında sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı gelenler 367 karanlığını bu ülkeye dayatanlar neden unutulur?.

2007 yılında sayın Abdullah Gül’ün seçilmemesi için 367 rakamını bu ülkeye dayatanlar, ne yazık ki bugün Devlet Başkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmemesi için sayın Abdullah Gül’ü devreye sokarak bu ülkede kardeş kavgasının çıkmasına öncülük yapıyorlar.

2007 de sayın Abdullah Gül’ün seçimine 367 dayatması ile karşı çıkanlar, Cumhurbaşkanlığı süresi hukuken dolmuş olan eski Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet Sezer’in bu ülkede 8 ay daha fazladan Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturması sağlanmıştır, 8 aylık süreçte kimse boş durmamış en kritik atamalar yapılmıştır!.

Anadolu’nun bir köşesinde bizim gibi gariban gazeteciler bunları düşünürken devleti yönetenler ve yönetmeye talip olanlar bu ülkeyi kaosa sürüklemeye hakkı olamaz!.

GÜNÜN SÖZÜ TAŞ YERİNDE AĞIRDIR