Yazmayayım kenarda bekleyeyim, diye düşünüyorum ama, bu şehirde yaşadığım sürece suskun kalmak mümkün değil.

Sabah saat 06 da Tokat’a gittim, saat 07.30  civarında geri dönüş yaptım, sabah Güneşi yeni doğuyordu.

Doğudan doğmaya başlayan Güneş Niksar Ovasının üzerinde parlamaya başlamıştı.

Güneşin yeni pırıltıları Niksar Ovasının üzerinde ışıldamaya başladığını görünce Çankaya bölgesinde durdum, aracımı sol tarafa çektim bu muhteşem güzelliği kısa süreliğine de olsa hayranlıkla izleme ihtiyacı duydu.

Niksar Ovası, Kelkit Vadisi gerçekten muhteşem, Cenabı Allah bu şehri sanki özel yaratmış.

Peki kıymet biliyoruyuz? TABİKİ HAYIR!.

Niksar Ovasına kıymamak gerekir, Cenabı Allah böyle bir şehri bizlere sunmuş ise bunun kıymetini bilerek yaşamayı bilelim.

Sabahın ilk ışıkları ile Niksar Ovasının birkaç fotağrafını çektim, çekim yaparken dudaklarımdan şu sözler çıktı; KIYMAYIN 3 KURUŞLUK MADEN İÇİN, KÜRESEL ISINMADAN ETKİLENMEYECEK OLAN KELKİT VADİSİNE, TOPRAĞIN ÜSTÜ, ALTINDAN DAHA KIYMETLİDİR” dedim.

Bir insan doğduğu ve yaşadığı şehre AŞIK olunca, her anı o şehirler iç içe olunca, gece rüyana girer, sabahın erken saatlerinde yaşanması muhtemel sıkıntılarla mücadele eder.

Şehrimize, Çankaya tepesinden bir kez daha bakma bakma şansım oldu, içimden geçen duygular bambaşka idi.

Bu eşsiz DOĞA güzeli şehrin Doğal yapısına kıyanlar, kıymak isteyenler, bütün canlıların vebali altında kalacaklardır.

Kelkit vadisinde bazı şirketler Maden araması yapacakmış, son birkaç aydır  yapılması düşünülen Maden arama çalışması öğrenildikten sonra şehirde yaşayan insanlar huzursuz olmaya başladı.

Doğduğum şehir ve yaşamaya devam ettiğim şehir NİKSAR

Niksar’ı anlatmaya gerek var mı?, yok tabi ki bugüne kadar bilen bilsin, bizler her ne kadar “bundan sonra Niksar’ı kimse bilmesin” desek de, Niksar’ı bütün Türkiye bilecek ve yetmedi, bütün dünya bilecektir.

Niksar’ı Niksar’lıdan daha çok bilenler var unutmayalım!.

Kimler mi?.

Niksar’ı ve Kelkit Vadisini; Dünyadaki Küresel Isınmayı bilen, öğrenen Bilim İnsanları ve vampir gibi ülkeleri istila etmeye çalışan KÜRESEL GÜÇLER!.

Bilim insanlarına saygı duyuyoruz, onlar yaşadığı dünyanın kıymetini bilen insanlar.

Peki Küresel Güçler dediğimiz, Vampir ülkeler ve onları yönetenler neden biliyor?, onlar yaşadıkları dünyayı hem kirletirler, hem de kirlenmeyen ülkeleri ve bölgeleri istila etmeyi düşündükleri için daha rahata hayat yaşamak için kirlenmeyen, Küresel Isınmadan etkilenmeyen bölgeleri ve ülkeleri yakından takip ederler.

Bizler elimizdeki Toprağın ve Suyun ne anlama geldiğini henüz öğrenmemişken, başkaları Küresel Isınmadan etkilenmeyecek nadir ülkeler içindeki bölgeleri biliyor, bu bölgeleri ele geçirmek için çoğu zaman gizliden, bazen de açıktan ele geçirmenin yollarına bakıyorlar.

Küresel güçlerle “mücadele yapmak zordur” derler, ama bence hiçte zor değildir. Yeter ki sizler yaptığınız mücadeleye inanınız.

İnanmadığınız hiçbir konuda başarılı olmak mümkün değildir.

Bizler bu şehrin güzelliğine ve özelliğine inanıyoruz ve diyoruz ki; atalarımızın bizlere emanet ettiği bu toprakların istila edilmesine, “Sülfirik Asit ve Siyanürler kirlenmesine  ve zehirlenmesine asla razı değiliz, gözde yummayacağız.

Bir şehrin yer altı ve yer üstü zenginlikleri o şehir için ve devletimiz için kıymetlidir.

Var olan varlıkların değerlendirilmesi tabi ki önemlidir ama, bu işte öncelik sırası olmalıdır.

Kelkit Vadisinde  Toprak yapısı dünyanın en verimli toprakları arasındadır, ayrıca Su zengini de değiliz.

Toprağın ve Suyun sebze ve meyve yetiştirmediği sürece, toprak altından çıkan madenin bir anlamı varmıdır?.

Dünyada ve ülkemize en yetkili insanlar KÜRESEL ISINMADAN bahsederken, Küresel Isınmanın Dünyayı yakıp kavuracağı düşünülürken, bölgemizin verimli Toprakları ve az miktardaki Suları “çeşitli madenlere ihtiyaç var” diyerek zehirlenmesine izin mi verilecek?.

İşin ehline laf söylemeye gerek yoktur. Devletimizi Küresel Isınmayı en doğru bilenlerdir ama, bölgelerin durumunu en doğru bilenlerde bölgede yaşayan yöneticilerdir.

Yapılacak kritik yatırımlar için bölge halkının düşüncesi çok önemlidir.

Şu gerçeği mutlaka yaşayacağız.

Akdeniz bölgemiz, kuraklık yaşayacak Allah korusun Çölleşme olacak, Karadeniz bölgesi de Akdeniz iklimini yaşayacak, bizim bölgemizin önemi işte bu nedenle çok önemli vede, Toprak yapımızda, iklim yapımız en verimli topraklar olunca toprağın Gıda konusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Evet; ülkemizin madenlere ihtiyacı vardır, ama madeni bulmak mümkündür, lakin Gıda konusunda paranızda olsa alamayacağınızı asla unutmamalıyız.

Bir kez daha hatırlatmak isterim.

Pandemi döneminde bir bez parçası olan Maskeler için devletler nerede ise savaşın eşiğine gelmişti.

Koskoca devler, bir başka devlete giden maskelere Denizlerde el koyduğunu asla unutmamak gerekir.

Günümüzde yaşadığımız Pandeminden dolayı Bez parçalarına el koyan devletleri, görünce Gıdada sıkıntı yaşandığında ülkelerin nasıl canavarlaşacağını unutmamak gerekir.

Bazı insanlar; “efendim ülkemizin Demir madenine ve Altın madenine ihtiyacı var, dövizlerimiz yurt dışına gidiyor, bu nedenle madenler çıkartılmalı” deniyor. Bu ülkenin yurt dışına giden parası yalnız Altın ve Bakır madenleri için mi gidiyor?. Oyuncaklar için milyonlarca dolarını yurt dışına gönderen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Topraklarımızın zehirlenmemesi için, Bakır ve Altın madenleri içinde milyonlarca doları ödemelidir.

Toprak ve Sularımız zehirlendiğinde telafisi mümkün olmayacak felaketler yaşanacaktır.

Günün Sözü: Toprak ve Suyun zehirlendiği bölgede canlılar yaşamaz.