Bugün bir iki konuya değineceğim, bakalım kırıp dökmeden sonuca gidebilecekmiyim?

Bizler mesleğimizi severek yapıyoruz.

Zaman zaman sert ifadeler kullandığımız olsa da, hiçbir kişiye hakaret etmeyiz, iftira atmayız.

Son günlerde bizler bazı arkadaşların kalemleri içinde yer alıyoruz.

Bizler başkaları için yazınca, bir başkaları da bizlerin aleyhinde yazı yazmasından asla rahatsızlık duymayız yeter ki, iftira ve hakaret olmasın!!!.

Son Günlerde Niksar Belediye Başkanı Özdilek Özcan, bazı belediye personelleri ve belediye meclisi üyeleri hakkında  ciddi suçlamalar yer almaktadır.

Bizler kimin ne dediğine bakmayız, yazılanları harbimiz olursa okuruz, yazılanların peşine takılmayız!.

Niksar’da yaşayan bir insanız, arada bir şehir dışına çıkarız ama, dönüşte yine ne olup bittiğini öğrenmeye çalışırız.

Niksar’da yaşanan iddiaların sorumluları bizler değiliz, muhatabı da değiliz, ancak bazı arkadaşlar yazdıkları yazıda kenardan köşeden bizlere dokunuyor, İP Belediye Meclisi üyesi Ali Berke de bizlerin isimlerini CB rumuzu ile haksız olarak suçlayıcı dil kullanmaya çalışmıştır.

Buradan şunu çok açık ve net ifade edebilirim.

Belediye Meclisi üyesi olan arkadaşlar kendilerinin “neden seçildiğini- seçildiği görevin ne anlam ve nasıl bir sorumluluk taşıdığını” bilmediklerini görüyorum, seçilen arkadaşlar görevlerinin ne anlama geldiğini bilmezler ise, bizler onlara görevlerini hatırlatırız.

Bizler bir konuda haber yapar isek, haber yapmadan önce araştırma yaparız, yapılacak haberde kesin bilgi ve belgeler elde eder isek haber yaparız, yoksa haber yapmayız!.

Biz gazeteciyiz, görevimizin bilincindeyiz, haber yapınca da asla geri çekilmeyiz, en son olarak Adliye de hesaplaşmaktan da geri durmayız.

Bizler Niksar Hükümet Konağının satışını haber yaptık, daha sonra İP ilçe başkanı ve Belediye Meclis Ali Berke ve yönetim kurulu arkadaşları bizleri davet ettiler ve Basın açıklaması yaptılar.

İP ilçe başkanı Abdullah  Lüleci’nin basın toplantısını ben kendi Facebook sayfamdan canlı yayın yaptım, isabetlide yapmışım, sonuçda birkaç kişinin  bildiği konuların amacı halka doğru bilgi sunmak idi, bizlerde gazetemizde haber yapmadan önce İP ilçe başkanının konuşmasını canlı yayında halkımıza duyurmuş olduk.

Habercilik zor bir meslektir, haber kaynaklarını elimizde sağlam tutamaz isek, konuşanlar sonradan inkar etme şansları vardır, ya konuşmaları kayıt altına almak gerekir veya yazılı belgeyi ıslak imzalı elde tutmak gerekir.

İP ilçe başkanı Abdullah Lüleci’nin basın açıklamasında bizlerin açıcından bir sıkıntı yoktu, kendisi yazılı metni okudu, halkımızda sıcağı sıcağına basın metnini okudu.

İP ilçe başkanı Abdullah abinin konuşması son bulduktan sonra bir iki soru sorma gereği duydum ve bu soruları da sordum, sorduğum sorunun muhatabı ilçe başkanı Abdullah Lüleci kadar, belediye meclis üyesi Ali Berke’yi de ilgilendiriyordu,

İlk sorum şu oldu; “siz bugüne kadar satışı yapılan Hükümet Konağı ile ilgili herhangi bir resmi işlem yaptınız mı?”. Cevap; “hayır yapmadık” dediler.

İkinci sorum; “peki bundan sonra satış ile ilgili olarak hukuki süreç başlatacak mısınız?” dedim, Meclis üyesi Ali Berke; ilgili birime dilekçe vereceğiz, alacağımız belgeler sonrasında mahkemeye müracaat etmeyi düşünüyoruz” şeklinde cevap verildi.

İP ilçe başkanın yaptığı basın toplantısında yönetim kurulu üyesi Hicabi Özgen, konuşmalar sırasında Niksar’daki yanlış imar uygulamaları hakkında bir şeyler söyleyeme çalıştı, bizde kendisine, “konu dağılıyor, İmar konusunda veya başka konularda söz başka program yapalım” dedim tabiki bu süreçlerde bazı sözler anlaşılmamış olabilir!!!.

Basın toplantısının amacı MEVCUT HÜKÜMET KONAĞI  idi, genel bir basın toplantısı yapmak isterler ise her zaman toplantıya katılırız, konuşma sonunda soru sorma gereği duyar isek sorarız tabi ki.

Yapılan basın toplantısında bazı bilinmeyen hususlar var idi, konuyu araştırdığımda ortaya çıktı ve hiçbir kişi veya kuruluşu suçlamadan konuyu haber yaptım.

Bizler seçilen herkesi önemseriz, seçilen insanlar neden seçildiklerini, görevlerinin bilincinde olurlar ise, hiçbir sıkıntı yaşanmaz, bugün bizlere suçlayıcı dil kullananlar, görevlerinin bilincinde olsalardı, gereksiz polemikler yaşanmayacaktı!!!

Geçen ay yapılan Belediye Meclis toplantısında, belediye başkanı Özdilek Özcan ortaya bir iki söz atmış, sözler üzerine Meclis üyesi Ali Berke, benim ismimi vererek; “Cemalettin Bilgin vermiş veya vermiş olabilir” diyerek soruya cevap vermiş!!!

Bir Belediye meclisi üyesi arkadaş kendisinin neden seçildiği bilincini taşımış olsa, Belediye başkanı veya bir başka meclisi üyesi; “arkadaşlar bazı basın organlarında ve sosyal medyada belediye ve personeli hakkında iddialar ortaya atılıyor, bunları siz mi  veriyorsunuz?” dediğinde, bilinçli ve seçildiği görevin ne olduğunu bilen bir Meclis üyesi, şunu ifade eder; “başkanım kimin ne dediği önemli değil, önemli olan iddiaların doğru olup olmadığı, şayet yazılanlar doğru değilse, konuyu Belediye Meclisi üyeleri olarak bir araştırma komisyonu kuralım, ne bizler, nede sizler, neden belediye personeli zan altında kalmasın” der ve; bunu ben yapmadım, Cemalettin Bilgin, yaptı veya yapmış olabilir” dememelidir!.

Ve yine kendi yazdığı köşe yazısında; “canlı yayın yapan basın mensubu (C. B) kayıtlarda geçmeyen söylenmemiş  sözleri söylenmiş gibi yazarak konuyu çarpıtmaya, başka yönlere çekmeye çalışmış” diyerek yine bizleri suçlayıcı bir dil kullanmaz!…..

Yapılan canlı yayındaki sözleri çarpıtmamız söz konusu olamaz, zaten konuşmaları dinleyiciler dinledi, notlarını aldılar, bu onu da kimse hakkında konuşulmayan bir yazı yazmadım!.

Seçimler öncesinde tanıdığım parti başkan ve yöneticilerine, hep şunu ifade etmeye çalışmışımdır, arkadaşlar seçimlerde kazanmakta var, kaybetmekte, kaybedeceğinizi düşünerek adaylarınızı sizi temsil edecek, yani partinizi en güzel temsil edecek insanlardan oluşsun” demişimdir!.

Seçilenler neden seçildiğinin bilincinde olmadıkları için, çok mazeret üreterek yetkilileri, siyasetçileri ve halkı kandırmanın en kolay tarafını seçiyorlar; “ne yapalım sayımız az, iktidarın meclisi üyelerini sayısı çok fazla istedikleri gibi her şeyi kabul ediyorlar, bizim oyumuzun bir geçerliği yok” diyerek, sorumluluktan sıyrılıyorlar!, ama gerçek öyle değil.

Belediye Meclisi üyeleri de belediye başkanı gibi seçimle geliyor, Belediye Meclisi üyesi herhangi bir konuda itirazı var ise, o itirazı Meclisi toplantısında dile getirir, yazılı metin olarak da, söylediği sözlerin tutanaklara geçmesi için gayret eder, bu tutanaklar hayati önem taşır!.

Neden mi?; Belediyeleri denetlemeye gelen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerinin ilk incelediği evraklar, belediye Meclisi tutanaklarıdır, o nedenle!…

Yazmaya devam edeceğiz.

Günün Sözü; Sabret; Güzel şeyler zaman alır..