Barış Pınarı harekatı ile “Kimin Dost, Kimin Düşman ülke” olduğunu daha net  anlamış oluyoruz.

Ülkeler arasında “ebedi düşmanlık” olmaz denir ama, yinede ülkemizin zor günlerinde, en sıkıntılı zamanında  hangi ülkelerin bizim yanımızda, hangi ülkelerin karşımızda düşmanca tavır aldıklarını görmek önemli, bazı ülkelerde ne dost gibi, nede düşmanlık yapmadıklarını görüyoruz.

Daha öncede zaman içinde tarihe not düşen düşüncelerimizi paylaşmış idik.

Bugünkü teknoloji hiçbir devletin gizli iş yapamadıklarını gösteriyor, özellikle ülkelerin istilasının nasıl yapıldığını çok açık ve net ortaya koyuyor.

Dünyada en büyük işgalci ve katliam yapan ülkelerin başında ABD geliyor, sonra Rusya, sonra İsrail geliyor, İran ülkeleri istila etmese de, ülkelerin yönetimlerine müdahale ederek, kendi siyasi düşüncelerini hakim kılmaya çalışıyor, gizli işgalci ülkelerin başında İngiltere, Fransa ve Almanya geliyor.

ABD; ilk önce Libya’yı işgal etti, Libya’nın durumu malum, dünyanın en zengin ülkeleri ve insanları arasında olan bir ülke bugün içler acısı durumda, her gün onlarca insan bir birlerini öldürüyor. ABD “Libyada terör örgütleri var” diyerek Libyayı işgal etti, bütün yer altı kaynaklarına  el koydu, yönetimine istediği kişileri getirdi, kardeş kardeşi öldürürken, ABD kendi hazinesini doldurmaya devam ediyor.

Libya İşgalinden sonra, Irak işgali oldu, Irak zengin yer altı kaynaklarına sahip idi, Saddam Hüseyin’i kendi halkının desteği ile deviren ABD, Irak’ın bütün yer altı kaynaklarına el koydu, Irak’ta da iç kargaşa durmak bilmiyor, Dünyanın en zengin petrol kaynakları ABD hazinesine akmaya devam ediyor.

Sonra Suriye işgali başladı, Suriye’nin işgal edilmesine de yine Suriye yönetiminin “terör örgütlerini desteklemesi, hatta Kürtlere zulüm yapılıyor bahanesi ile işgal girişimi başladı.

Libya devlet başkanı rahmetli Kaddafi  Türkiye hayranı bir lider idi, Allah rahmet eylesin, Türkiye’mizin en zor gününde, yani Kıbrıs Barış harekatında ülkemizi en önemli desteği veren rahmetli Muammer Kaddafi idi Kaddafi, Mısır’da gerçekleştirilen reformları kendi ülkesinde de uygulamaya başladı. Yeni anayasa hazırlanınca başbakanlık ve savunma bakanlığı görevlerini üstlendi (16 Ocak 1970). İngiliz askeri üstlerini ve birliklerini ülkeden çıkardı. Petrol şirketlerini ulusallaştırdı. İtalyan ve Yahudi azınlığın mal varlığına el koyarak onları göçe zorladı. Kıbrıs Barış Harekatı günlerinde Türkiye’ye askeri anlamda yardım eden tel devlet başkanıdır.

Şu notu da tarihe düşelim, Libya lideri rahmetli Muammer Kaddafi, Kıbrıs Barış harekatında yardım eden tek ülke lideri idi, Kıbrıs Barış harekatı sonrasında Kıbrıs’lı Türkleri katledilmekten kurtulmuştu, katliamdan kurtulanlar arasında bugün Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da vardı, Akıncı’nın çirkin ifadeleri tarihe not düşecektir.

ÜLKEMİZE VE Kıbrıs halkına ihanet eden bir Cumhurbaşkanını bizler istemiyoruz, tabi ki gerçek vatan sever Kıbrıs haklıda Mustafa Akıncı’yı istemeyecektir.

Defalarca yazıyoruz ve söylüyoruz; “bir musibet, bin nasihatten iyidir” diye, bugün hangi ülke liderinin dost, hangisinin düşman olduğunu anlamak için yaşanan musibetleri iyi görmek gerekiyor.

Kıbrıs Barış harekatında Türkiye Cumhuriyeti Devletine yardım eden Libya lideri rahmetli oldu, haince hunharca katledildi, onun desteği ile devlet olan Kıbrıs Cumhurbaşkanı seçilen kişi ülkesine ihanet eden devletler ile birlikte ülkemize ihanet eden sözler sarf ediyor, bu yaşananlara dikkat etmek gerekir.

ABD sözde Libya’da, Irak’ta ve Suriye’de terör örgütlerini ve teröristleri ortadan kaldırmak için ülkeleri 10 bin km öteden gelerek istila etti, sonrası malum, şimdi terör örgütleri ile iş birliği yaparak ülkemizi istila etmeye çalışıyor.

ABD ülkemizi 40 yıldır kan gölüne çeviren pkk ve onun Suriye’deki uzantısı olan pyd ile işbirliğine girerek bölgede hakimiyet kurmak için çok gayret etti, Cumhurbaşkanımız ABD başkanına ve yetkililerine defalarca uyarıcı sözler sarf etti, Birleşmiş Milletlerin çatısı altında bütün dünya liderlerinin karşısında ABD ve AB ülkelerine çağrıda bulunarak; bölgede DAİŞ terör örgütü varsa onun ortadan kalkması gerekirse biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her terör örgütü ile mücadeleye hazırız, ABD ve koalisyon güçleri DAİŞ terör örgütünü ortadan kaldırmak için “sözde” pkk uzantısı olan pyd terör örgütünü kullanarak ortadan kaldırdıklarını iddia ediyorlar.

Şu gerçeği bizler biliyoruz, DAİŞ terör örgütünü kuranlar ABD li yetkililerdir, DAİŞ i yaratanlar, güya bu  terör örgütünü ortadan kaldırmak içn yeni bir terör örgütü pyd yi ortaya çıkartarak bir başka terör örgütünü ortadan kaldırdıklarını söyleseler de asla inandırıcı değildir.

ABD nin stratejik ortak olduğuna  inanmıyoruz, Türkiye bir NATO ülkesi olmasına rağmen ABD nin bir NATO ülkesinden destek alması yerine bir başka terör örgütünü ülkemizin karşısına çıkartması asla bir devlete yakışmamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti artık terör örgütlerini bitirmek için karar vermiştir, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın emri ile Türk Silahlı Kuvvetleri sefere çıkmıştır, Sefer Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Zafer Cenabı Allah’tan.

Suriye topraklarına girerek 3  terör örgütü ile mücadeleye başlayan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz çıktığı zorlu yolculuktan inşallah başarı ile çıkacaktır.

Suriye Milli Ordusu gerçekleşen bu harekatta daha dikkatli ve özenli hareket edecektir, daha önce AFRİN operasyonunda yaşadıkları sıkıntıları inşallah şimdi yaşamayacaklardır, daha önceki operasyonlarda çok acemice davranan ÖSO güçleri gereksiz zayiatlar vermiştir.

Bugün yaşanan sıkıntılar inşallah Türk milletin sağlıklı, mutlu huzurlu geleceği için çok önemlidir.

Barış Pınarı harekatının günü ve zamanı çok güzel zamanda gerçekleşmiştir, Türk Devleti Türk Silahlı kuvvetlerine önemli bir görevi üslendirmiştir, Allah Mehmetciklerimizi korusun, hainler karşısında güçlü ve muzaffer kılsın.

Günün Sözü: BİR MUSİBET, BİN NASİHATTEN İYİDİR