İstanbul seçimi nihayet bu hafta son bulacak, artık ülkemiz 4 yıl seçim havasından uzaklaşıp rutin hayatına devam edecek.

İstanbul seçimleri çok önemli hale geldi, Pazar günü gerçekleşen iki adayın TV deki canlı yayın programı halkın doğru bilgilenmesi bakımından güzel oldu.

TV programı beklenilen şekilde gerçekleşmedi, her iki adaya aynı süreler verildi ama, adayların verilen sürede kendilerini tam olarak anlatamadıklarını gördük.

TV canlı yayınında İstanbul’a yapılacak hizmetlerden daha çok siyasi polemikler konuşuldu, bu konuşmalar Ekrem beye avantaj sağlayacak gibi gözükse de, polemikler kralı olan İmamoğlu konuştukça batağa saplanmaktan kendisini kurtaramadı.

CHP li belediyeler daha çok gündeme getirdikleri “Suriyelileri kovacağız, Suriyelilere yemek yok, ekme yok, erzak yok, sahillere almayacağız” diyen CHP li belediye başkanlarına rağmen İstanbul belediye başkan adayını Ekrem beyin; “Suriyelileri kovmayacağız, onlara sahip çıkacağız” şeklindeki sözleri doğru ve anlamlı olmasına rağmen CHP arkadaşlar İmamoğlu’nun bu sözlerinin üstünü kapatma isteklerini anlamak mümkün değildir.

CHP li belediyeler, İnsan Haklarından bahseder, özgürlüklerden bahseder, her insanın eşit şartlar için de yaşaması gerektiğini ifade eder ama iş uygulamaya kalınca ne insan hakları, ne özgürlük kalır!. CHP nin en büyük çıkmaz sokağı bu düşüncelerdeki çelişkilerdir.

Bizler Ekrem İmamoğlu’nu sevmiyoruz, onun bir proje olduğunu düşünenlerdeniz, CHP içinde İmamoğlu’nu her konuda cebinden çıkartacak olan kişiler İstanbul seçimlerinde ismi geçerken, İmamoğlu’nun birden ilçe belediye başkanı iken isminin geçmesi ve kısa sürede popüler konuma gelmeye başlaması bunun ciddi bir proje adayı olduğunun göstergesidir.

İstanbul seçimlerine son viraj kaldı, geçtiğimiz Pazar günü aslında seçim bitmişti, ama resmi seçimler bu Pazar günü son bulacak, sonuçlar değişmeyecek Binali bey en az 500 bin farkla seçimi kazanmış olacak.

Pazar günü yapılan açık oturum hiç yoktan iyidir ama, yeterli zaman olmadı, tartışma süresi 3 saat falan oldu ama belediye başkan adaylarından çok TV sunumunu yapan İsmail Küçükkaya  konuştu.

Olan oldu ama şu noktayı ifade etmek isteriz. Soruların çokluğu değil, adayların sorulara vereceği cevap önemli idi, cevap zamanı 3 dakika yeterli olmadı, bir önceki soruya cevap vermek zorunda kalan adaylar sorulara cevap vermekte zaman yeterli olmadı.

TV sunucusu böyle bir program yapmayı uygun bulmuş ama işin içinde farklı hinliklerin olduğunu düşünüyoruz, şayet söylenenler doğru ise, İsmail Küçükkaya program öncesinde Ekrem İmamoğlu ile kısa sürede olsa görüşmüş olduğu iddiaları var, bu görüşme şartlar ne olursa olsun asla uygun değildir.

TV sunucusu İsmail Küçükkaya, şayet programı tarafsız bir şekilde sunmuş olsa idi bugün ülkemizin en popüler TV sunucusu olacaktı, lakin yaptığı hatalardan dolayı her iki tarafında tepkisini çektiğini görüyoruz.

TV sunumunu yapan Küçükkaya gerçekten Ekrem bey ile program öncesinde görüşme yaptı ise bir insanın meslek hayatında yaptığı en ağır suçu işlemiştir.

Program yapımcısı kişi yapılan programda soruların içinde veya konuşmaların içinde Ekrem İmamoğlu daha önceki bir TV programında Binali beyi suçlayıcı ifade kullanarak; “Binali bey soruları istemiş” iftirasını yapmış İsmail Küçükkaya ise bir başka TV programına canlı bağlanarak; hayır Binali bey bende soru istememiştir, ben Ekrem İmamoğlu ile de uzun zamandır görüşmedim” diyerek milyonların duyduğu sözlere şahitlik yapmış idi, bu konuşmalar içinde İsmail bey şunu söyleyebilirdi; ben Binali beye soracağım sorular vermedim benden talep etmedi ama, bu program öncesinde Ekrem İmamoğlu ile kısa sürelide olsa bir araya geldik ayak üstü sohbet yaptık” diyerek kısa bir açıklama yapmış olsa idi bugün popülerliğine gölge düşmemiş olacaktı, kaldı ki Küçükkaya Binali beye soruları vermese de değişen bir şey olmayacaktı, Binali beye İstanbul’a yaptığı yatırımları ve yapacağı yatırımları anlatacak imkan dahi vermediğini gördük, bunlar yapılan programa gölge düşürmüştür, ama Binali bey için artı puanlar getirmiştir.

Binali bey konuşmasında; “bizler İstanbul da seçimlerin yenilenmesini istemedik, ama rakibimiz yapılan seçimdeki oyların sayılmasına katkı sağlamadı, sandıkların açılmaması için itiraz dilekçesi verdiler, dolayısı ile İstanbul seçmenimizi ikinci bir seçime götürmemiş olacaktık, sandıkların %10 u açıldı sonuç 13 lere düştü” sözleri Binali beyin açık ara seçimleri kazandığını gösteriyor.

Bizler iktidardan şunu bekliyoruz, seçimlerden sonra 31 Mart tarihinde yapılan seçim oylarının mutlaka bir gerçeğin ortaya çıkması için sayılmasını istiyoruz, seçimler tamamlanacak ama hırsızlığın olup olmadığı hiç değilse ibreti alem için ortaya çıkmış olacaktır.

AK Partinin iki görevi vardır, 1. görevi 31 Mart tarihinde GÜÇ SARHOŞU OLAN TEŞKİLATLARA DİKKAT! diyecek, görevlerini hakkı ile yapacak, oy verme saatinden, sandıkların teslim edilme saatine kadar oylara sahip çıkacak, ikinci görevde 31 mart seçimleri sandıklarındaki oyların sayılması için gerekli çalışmayı yapmalıdır.

31 Mart tarihinde seçimi İmamoğlu kazanmış olsa idi şu an benim yaptığım teklifi yapardı, ama Büyük şehir Belediye seçimlerine yönelik, oy kayma veya çalma işi belli kesimler ve kişiler tarafından yapıldığı bilindiği için bu konular hiç tartışılmadı, konuşulmadı neden acaba?.

Seçim kararı verilmeden öncede yazdım; şayet Ekrem İmamoğlu gerçekten seçimleri kazandığından emin ise, aynı seçimi ikinci defa kazanmış olur, HODRİ MEYDAN diyerek oyların tamamının sayılmasını istiyoruz” desin, Türkiye genelinde ikinci zaferini ilan etsin “bizde alkışlayalım” dedik.

31 Mart tarihinde yapılan BBS galibi Binali beydi, sandıklara sahip çıkamayınca kazanılan seçim boşa çıkmış oldu, bunun karşılığında AK Partili olmadığı halde AK partili ve ya MHP li gibi ortaya çıkıp; ben AK partili idim oyumu bu kez vermedim” diyerek algı operasyonun yapılmasına fırsat verdiler.

Sonuç şudur; AK parti genel başkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan nerede hata yaptığını mutlaka tespit etmiştir, yapılan hataların tekrar edilmemesi için sayın Devlet Bahçeli ile birlikte seçimlere hakimiyet sağlamışlardır.

Ayrıca başka şehirlerden İstanbul’a giderek nostalji gezisi yapıp sosyal paylaşımlardan resim atanlar değil, gerçekten kendi seçmenine, kendi partisine hakim olup oyların sandığa yansımasına katkı sağlayacaklar çalışma yapsın.

Günün Sözü: TAKKE DÜŞER, KEL GÖZÜKÜR.