İnsanların  “İNTİKAM”  duygusu beslemesi ne kadar hatalı ise, DOĞANIN tahrip edilmesi sonrasında insanlardan intikam alması da o kadar doğrudur.

Ülkemizde ve bölgemizde Toprakların çoğalması mümkün değildir, hal böyle olduğu halde en verimli Toprakların katledilmesi için yoğun bir çalışma içinde olunduğunu halen görüyoruz.

Şu söz bizler için çok önemli; DOĞA İLE DEĞİL, BOĞA İLE GÜREŞİLİR”.

Gerçektende insanlar Boğa ile Güreşmeyi bırakıp, Doğa ile güreşmeye yani tahrip etmeye başlayınca Doğa belki karşısındaki dev güçlerle ilk anda savaşamayıp bazen yenik düşmüş olsa da, sonradan Cenabı Allah’ın vermiş olduğu güç ve kuvveti toparladıktan sonra insan oğlunu ezip geçiyor, bu ezip geçmeye DOĞANIN İNSANLARDAN İNTİKAMI OLARAK GÖRÜYORUZ.

Bölgemizde çok sayıda HES’ler yapıldı. Doğa bir felakete dönüştü ve bölgenin Doğal yapısı bozuldu ve bölgemiz Küresel ısınmadan en az etkilenmesi gereken bir bölge iken ne yazık ki Kelkit Vadisi artık Küresel Isınmadan en çok etkilenen bölgeler içine girmiş bulunuyor.

Bölgemiz çok zengin Su Kaynaklarına sahip değildir, ancak sağlıklı kullanılması halinde  elimizdeki Su kaynakları bölgemiz insanlarını sıkıntıya sokmayacak şekilde ihtiyaçlara cevap verecektir.

Bizler zaman zaman Doğanın tahrip olmaması için ve Doğayı bozmayacağı bilinen HES’ler konusunda tarihe notlar düşüyoruz, bazen düşüncelerimiz hayat buluyor, bazen de hayat bulmuyor.

Bizler kişisel menfaatlerimiz için değil, milletimiz ve devletimizin menfaatleri doğrultusunda hareket ediyoruz.

Niksar Zera Köyü Kaynar Hes olarak konuşulmaya başlanan çalışmalar gündeme geldiğinde düşüncelerimizi aynen şu şekilde ifade ediyoruz; “KAYNAR HES DEMEK, İSRAİL’İN FİLİSTİN TOPRAKLARINI İŞGAL ANLAMINA GELİYOR DEMEKTİR” diye sözümüze başlıyor ve sözümüze; KAYNAR HES’E HAYIR” diyerek nokta koyuyoruz.

HES’in kısaca karşılığı “Yenilenebilir Enerji” dedikten sonra kısaca şu açıklamayı yaptıktan sonra bölgemizde yaşanan tehlikeyi ve kaybolan Topraklar hakkında bir iki cümleden sonra yazımıza nokta koyalım.

HES Hidroelektrik Enerji Santrali’nin kısaltmasıdır. HES’ler su gücünden enerji elde edilmesini sağlarlar. HES’ler akarsulara inşa edilerek hızlı akan suyun enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren yapılardır ve genellikle baraj göllerinde inşa edilmektedirler. Bölgemizde bunun en güzel örneği Köklüce HES’tir, Almus barajında biriken su ile ilk önce Almus ilçemizde Barajdan Elektrik üretilmekte, sonra 23 metre küp civarındaki kuyruk suyu ile Niksar’daki Köklüce Hes dünyada en verimli Elektrik santralı olarak hizmet yapmaktadır.

HES’i cazip kılan pek çok neden vardır, bunların içinde en önemlisi yapılacak HES’lerin ilk önce doğayı tahrip etmemesi gerekiyor, sonra bölgedeki insanlara ve canlılara sıkıntı yaratmaması gerekiyor, yani Doğal dengeleri bozmaması halinde HES’lerin anlamı vardır.

Peki bölgemizde yapılan HES’ler gerçekten Doğa dostumudur?, tabi ki hayır, insan oğlu para kazanma hırsı uğruna hem kendi geleceğini, hem de gelecek nesillerin geleceğini karartacak kadar vahşi bir şekilde para kazanma uğruna  Doğanın tahrip olmasını sağlıyor ve bugün 16 Ocak 2020 tarihi itibari ile bölgemizde nerede ise hiç Kar yağmadı yağmurlar yeterli değil  ve geleceğimiz her geçen gün sıkıntılı hale geliyor.

Kelkit vadisinde yapılan çok sayıda HES yapıldı halen yapılmaya devam ediyor, bizler var olan Sularımızın verimli kullanılmasını tabi ki isteriz, lakin telafisi mümkün olmayan çalışmalar yapılıp Doğal dengeler bozulduğunda işte ozan birileri para kazanırken, bu bölgede doğup büyüyen ve yaşamaya çalışan insanların felaketine doğru yol alınmış oluyor.

HES’lerin bölgeyi nasıl tahrip ettiğini ve Doğa ile güreşmenin karşılığı yapılan HES’lerin zaman içinde nasıl tahrip olduğunu görmek isteyenler, Niksar’dan Reşadiye ilçesine ve Koyulhisar ilçelerine doğru bir yolculuk yapsın Doğa ile oynandığında insanların Doğa ile güreşemediğini çok açık ve net göreceklerdir.

Yazımızın başlığı “İNTİKAM” doğayı tahrip etmenin karşılığında Doğa telafisi mümkün olmayan İntikamlar alıyor.

Niksar HES’lerle 1930 yılında tanışmış bir şehirdir, Çanakçı deresinin alt kısmında Kavlağanlık gölgesinden derenin sağ tarafına yapılan Hark ile Derebağ mahallesi bölgesine yapılan 4 adet Su Havuzuna suyun bir kısmı alınmış, ama Niksar’ın bağ ve bahçelerini sulayacak yeterli su dere yatağına bırakılarak sol taraftaki Sela harkınada verilmiş, Sela Harkından Kültür mahallesi, Ayvaz mahallesi bağ ve bahçeleri sulanmış en güzel sebze ve meyveler üretilmiş, Çanakçı içindeki Su ile bir kaç tana Un değirmeni işletilmiş, Un değirmenlerinin çarklarını döndürdükten sonra Bağ ve bahçelere hayat vermesi için sular Harklar vasıtası ile ta Çanakçının sonuna kadar giderek geri kalan su Kelkit Irmağına başka bölgelere hayat vermek üzere yol almıştır, yani suyun bulunduğu hiçbir alandaki Toprak yapısını susuz bırakılmamış, HES gerçek manada hayat bulmuştur, Doğa Tahrip edilmemiştir.

Niksar Ovasının oluşması Depremler sonucunda meydana geldiğini bilin insanlar ifade ediyor, yani dünyanın en verimli ve kaliteli toprakları Niksar ve Erbaa Ovalarıdır, bu ovaların kıymetini bilen atalarımız var olan toprağın insanlığa daha faydalı olması için güzel çalışalar yapılmıştır.

Niksar Ovası dünyanın en verimli topraklarına sahipken ne yazık ki her geçen gün BETONLAŞARAK isyan edecek hale getirilmiştir.

Yıllar önce Niksar Ovasında yetişen Sebze ve meyveler Doğu İllerini, Karadeniz il ve ilçelerini doyururken, bugün kendi şehrimizin sebze ve meyve ihtiyacını karşılayamaz hale geldi.

Niksar Ovası öyle hale geldi ki, bir taraftan en verimli topraklar betonlaştırılırken, diğer taraftan Ova KAVAK Ormanı haline getirildi, Kavak Ormanı haline gelen Ovadaki Hava sirkilasyonunu kesen ağaçlar Toprağın hastalanmasına neden oldu, artık Niksar Ovası can çekişirken, ne yazık ki şehir dünyanın en verimli Topraklarını istila edercesine BETONLAŞMAYA devam ediyor, devletin kurumları ile Niksar Ovası adeta BETON yığınlarına mahkum bırakılıyor.

Devletin BETONLAŞMIŞ yatırımları Niksar Ovasına doğru giderken, hiç kimse vatandaşa; “DUR! sen Ovaya doğru bir BETON yapılaşması yapamazsın” da demiyor.

Gazetemizin idari kısmında MTA nın hazırlamış olduğu Türkiye’nin  Deprem haritası bulunuyor, yani her sabah işyerimi açtığımda ilk karşılaştığım görüntü Niksar’ın 1. Derece DEPREM bölgesi olduğunu gösteren kırmızı boyalı taraftır, akşama kadar sağ tarafımdaki bu özel haritayı izlerken, Niksar’da yaşanan 1939 ve 42 Depremlerini hatırlıyorum ve diyorum ki; “ ey sevgili Niksar’lılar bizler hancıyız, bu şehirde doğduk bu şehirde ömrümüz son bulacaktır, Toprağın İNTİKAM almasını istemiyorsanız, dünyanın en verimli Niksar Ovasının daha fazla BETONLAŞMASINA müsaade etmeyelim.

EY yeni nesil, 1939 ve 1942 Depremlerinin nasıl insanları tarihten sildiğini tarihin notlarına bakarak öğreniniz ve geçici dünya nimetlerini peşinde koşanlara Niksar Ovasının Betonlaşmasına izin vermeyiniz!.

Niksar Ovası hızla Betonlaşmaya devam ederken 1939 Depreminden sonra 81 yıl geçtiğini ve bu eşsiz güzellikteki şehir bir gün Depremle yüz yüze geleceğini, Depremin en riskli bölgesi Irmak yatağı ve etrafı olduğunu asla unutmamak gerekir.

Günün Sözü: DOĞA İLE DEĞİL, BOĞA İLE GÜREŞİLİR.