Şu İstanbul seçimleri tamamlansa da biraz rahatımıza baksak.

Kendimizi İstanbul seçimlerinden çekelim diyoruz, lakin İstanbul BŞB başkan adayı Ekrem İmamoğlunun sözlerindeki istikrarsızlık bir türlü sona ermeyince kendimizi işin içinde buluyoruz.

Geçtiğimiz günlerde birkaç defa Ekrem İmamoğlu’nun Beylik Düzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Beylik Düzü ilçesine Kıbrıs Türklerinin katili Makaryos’un heykelinin dikilmesinin yanlış olduğunu dile getirmiştik, bizler dışında ülke genelinde konu hakkında halkın tepki göstermesi sonucunda İmamoğlu Basın açıklama yapa ihtiyacı duymuş.

Beylik Düzü eski belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun basın açıklamasını sosyal demokrat arkadaşların paylaşımdan aldım, yapılan açıklamayı 3 defa dinledim ve hayretler içine girdim.

Belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun basın açıklaması, basına şu şekilde yansımış oldu.

Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’ne Makarios’un heykelini diktiği iddiası;

Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı döneminde Beylikdüzü’nde Makarios’u gösteren bir rölyefi de içeren bir heykel dikildiği iddiası doğru. Ancak “Kıbrıs Anıtı” olarak bilinen heykel sadece Makarios’u göstermiyor. Makarios’un rölyefinin de bulunduğu anıtta, en önde Rauf Denktaş’ın heykeli yer alıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olan Başpiskopos III. Makarios’un rölyefinin bulunduğu kısım ise 19 Şubat 1959’da imzalanan ve bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal çerçevesini belirleyen Londra Antlaşması’nı gösteriyor. Yani 1959 yılında yapılan anlaşmadan dolayı Kıbrıs Türklerinin katili Makaryos’ın heykeli Beylikdüzüne dikilmiş, buranın altını aklın çizgilerle çiziniz.

Makarios heykeli değil “Kıbrıs Anıtı”

Heykeltıraş Azmi Sekban tarafından yapılan kompozisyonun ismi Kıbrıs Anıtı. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde yaptırılan anıt 19 Mayıs 2017 tarihinde açılışı yapılan Yaşam Vadisi Parkı’nda bulunuyor.

Önde Rauf Denktaş’ın heykelinin yer aldığı anıtta 19 Şubat 1959’da imzalanan Londra Antlaşmasını simgeleyen bir kısım da bulunuyor.

Kıbrıs Konvansiyonu’ndan Londra Antlaşması’na

İngiltere ve Osmanlı Devleti 4 Haziran 1878’de Kıbrıs Konvansiyonu’nu yapmıştı. Bu sözleşmeye göre, Osmanlı Devleti Kıbrıs’ın yönetimini İngiltere’ye devredecek, fakat Kıbrıs’ın mülkiyeti hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacaktı. İngiliz Hükümeti, daha sonra Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na (1914–1918) Almanya’nın yanında girmesini gerekçe göstererek Kıbrıs’ı 5 Kasım 1914’te ilhak etti. Böylece Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti ile hukuki bağı fiilen sona erdi. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye, Kıbrıs’taki İngiliz egemenliğini tanımıştı. Bu sırada adada İngiliz yönetiminin kurulmasının ardından bazı Kıbrıslı Rumlar ile Yunanistan’da hükümet “enosis” talebinde bulunmaya başlamışlardı. Kıbrıs’taki Türk toplumu ile Türkiye ise adanın Yunanistan ile birleşmesini kendi çıkarlarına aykırı gördükleri için bu fikre karşı çıkıyorlardı.

Kıbrıs’ta iki toplum arasında yaşanan gerilimleri çözmek amacıyla İngiltere ve ABD’nin de girişimleriyle Menderes ve Karamanlis hükümetleri bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti formülünde anlaşmışlardı. Bunun üzerine, 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te iki hükümet arasında bir antlaşma imzalandı. Zürih’te alınan kararlar arasında Kıbrıs Cumhuriyeti, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanacak bir Garanti Antlaşması da vardı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının tanınmasını sağlayan 11 Şubat 1959’da imzalanan Zürih Antlaşması ve arkasından gelen Londra Antlaşması yani Garanti Antlaşması adadaki Türk ve Rum topluluklarına eşit siyasi hak ve statü tanımıştı. Bu antlaşmaların en büyük öneminin, adada yaşayan toplumların arasındaki gerilimi azaltmayı amaçlayan, enosis ve taksim fikirlerinin ortadan kaldırılması olduğu biliniyor. Dr. Fazıl Küçük ve Başpiskopos III. Makarios’un adadaki tarafları temsil ettiği Londra Antlaşmayla ilgili bilgilere Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinden de ulaşmak mümkün. Dr. Fazıl Küçük ile birlikte Rauf Denktaş’ın da bu antlaşmalarda alınan kararlarda ciddi bir etkisi olduğunu söylemek mümkün.

Heykel 2017’de saldırıya uğramıştı

Beylikdüzü Yaşam Vadisi Parkı’ndaki anıtta bulunan Makarios silüeti 2 sene önce de gündeme gelmişti. Yeni Şafak gazetesinde “CHP’li belediye Türk düşmanı Makarios’un heykelini dikti” başlığıyla haberleştirilmişti.

Daha öncede ifade etmiştik, Beylikdüzü ilçesinde yapılan anıt tabiki tek başına katil Makaryosu göstermiyor, ama yapılan anıt Rauf Denktaş’ın ismi kullanılarak Makaryosun rölyefi konmuş oluyor.

Beylikdüzünde yapılan anıt “bazı kişiler tarafından tahrip edildi” haberi gerçeği yansıtmıyor, anıtın Makaryos rölyefinin bulunduğu kısım tahrip edilmiştir, Anıtta öne çıkan kısım rahmetli Rauf Denktaş’ı gösteriyor, ama Rauf beyin ve diğer alanların tahrip edilmediği görüyoruz.

Beylikdüzü ilçesinde dikilen Anıt Makarysoun olmasından dolayı tepkiler olmuş, halen tepkiler devam ediyor.

Beylikdüzü eski belediye başkanı Ekrem İmamoğlu gelen tepkiler üzerine bir basın açıklaması yapmış, yapılan basın açıklamasında yaşanan süreci yine öyle bir çarpıtmış ki, sanki Beylikdüzü ilçesinde eski belediye başkanı Ekrem İmamoglu “rahmetli Rauf Denktaş’ın bulunduğu heykel bazı kişilerce tahrip edilmiş” algısı yaratılıyor.

Basın açıklamasında Ekrem İmamoğlu şunları ifade ediyor, İmamoğlu konuşmasına rahmetli Ecevit ve rahmetli Erbakan’ı anarak başladı sözlerine; “Kıbrıs denince ilk akla gelen insan rahmetli Bülent Ecevit akla gelir, Karaoğlan akla gelir” dedi ve devamında; rahmetli Ecevit ve rahmetli Erbakanı saygı ile anıyoruz,  hiç kimse inanç ve milli duygular üzerinden siyaset yapmamalı, yapılan bu eylem ülkücü camiaya ve MHP ye mal edilemez” dedi ve devamında “desteklerinden dolayı siyasi parti temsilcilerine  STK lara, Kıbrıs gazilerine teşekkür ederim. İyi ki bu anıtı yaptık ve Kıbrıs mücadelesini topluma hatırlattık, Rauf Denktaş’ı Beylikdüzünde misafir etmekten onur duyarız” diyerek konuşmasına son verdi.

Kıbrıslı Türklerin katili Makaryosun heykelinden dolayı yaşanan tepkiler karşısında Ekrem İmamoğlu konuşmasında hem olayın vahametini ifade ederek kendini haklı çıkartmaya çalışması, Makaryosun rölyefinin tahrip edilmesinden hiç bahsetmeyip sanki Rauf Denktaş’ın anıt heykeli tahrip edilmiş gibi ifadeler kullanması karşısında pes ettim doğrusu.

Sosyal medyada yaplan yazışmada bizlede şu düşüncemizi arkadaşlara yazdık: “kardeşim Ekrem İmamoğlunun basın açıklamasını bir kaç defa izledim ve notlarımı aldım, anıttan bahsederken anıtta yer alan kişi veya rölyefteki kişilerden hiç bahsetmiyor, Rauf Denktaş’ı söylüyor Kıbrıs harekatının emrini veren rahmetli Ecevit ve Erbakan’dan bahsediyor, güzel sözler sarf ediyor,, saldırının sanki Rauf Denktaş’ın anıtına karşı yapılmış algısı yaratıyor, her siyasi partiye teşekkür ediyor, ama şunu demiyor; “BU ANITTA RAUF DENKTAŞ İLE BİRLİKTE MAKARYOS VAR” demiyor, saldırının MHP veya Ülkücülere mal edilmeyeceğini ifade ederken, Ülkücülere ve MHP lilere mal edilemeyeceğini ifade ediyor, Ekrem çok büyük algı operasyonu yapan bir kişiliktir, yapılan saldırı Rauf Denktaş’ın anıtına değil, anıtta RÖLYEF veya HEYKEL ne fark eder MAKARYOS’UN resmine yöneliktir, asla masum bir düşünce değildir, rahmetli Bülent Ecevit ve rahmetli Necmettin Erbakan KIBRIS BARIŞ HAREKATININ YAPILMA NEDENİ KIBRISTA BULUNAN TÜRKLERİN KATLEDİLMESİNİ DURDURMAK İÇİNDİR, Rauf Denktaş üzerinden hareketle MAKARYOS’UN RÖLYEFİ KONUMUŞ OLMASINA TEPKİDİR. lüften doğruda birleşelim, bunlar sıradan yapılan çalışmalar değildir, KIBRIS TÜRKLERİNİN KATİLİ MAKARYOS RÖLYEFİ NEYİ ANLATIYORMUŞ?; “Makarios’un rölyefinin bulunduğu kısım ise 19 Şubat 1959’da imzalanan ve bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal çerçevesini belirleyen Londra Antlaşması’nı gösteriyor., PEKİ Kıbrıs Türkleri Makaryos tarafından ne zaman katedilmeye başlandı; 1974 barış harekatından önceki yıllarda ve aylarda, yani 1959 tarihinde imzalanan anlaşmaya uymayıp, KIBRIS TÜRKLERİNİ KATLEDEN MAKARYOSUN RESMİ ASLA KONAMAZ, MASUM BİR DÜŞÜNCE DEĞİLDİR, haberi izleyin yeniden, bilgi kirliliğ devam ediyor, kırılan RÖLYEF KATİL MAKARYOSUNDUR, rahmetli Denktaş’la alakası yoktur” dedik.

Günün Sözü; ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR.